Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5342 E. 2024/5414 K.

Konu: Prime Esas Kazanç Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5342
Karar No
2024/5414
Karar Tarihi
Konu
Prime Esas Kazanç Tespiti

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2951 E., 2023/1770 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/78 E., 2021/110 K. Taraflar arasındaki prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete ait işyerinde 14.01.2014 tarihinden itibaren genel müdür olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 28.12.2017 tarihine kadar aralıksız devam ettiğini, davalı şirketin 2014, 2015, 2016 yıllarına ait ödemelerin asgari kısmını banka aracılığı ile ödemekte iken kalan kısmı elden ödediğini, davacının sigorta prim ödemelerinin davalı şirket tarafından asgari ücret üzerinden yatırılmak suretiyle eksik ödendiğini, davacının 2014 yılında 1.750,00 TL, 2015 yılında 3.095,61 TL, 2016 yılında 4.075,61 TL, 2017 yılında 4.075,61 TL maaş aldığını beyanla davacının 14.01.2014-28.12.2017 tarihleri arasında prime esas kazancının gerçek maaşına göre yeniden belirlenerek aradaki farkın düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirketin davaya cevap vermediği sonradan dosyaya vekaletname ve davanın reddedilmesi gerektiğine dair beyanlar sunduğu görülmüştür. Davalı Kurum vekili 22.11.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına göre davacının davalıya ait işyerinde 14.01.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, farklı dosyalarda işlem gören davalı şirkete ait işyerlerinden zaman zaman giriş-çıkışının olduğunu, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden ödendiğini, davacının dava konusu ile ilgili Kuruma herhangi bir başvurusunun olmadığını, resmi kurum kayıtlarının aksinin geçerli ve kesin delillerle kanıtlanması gerektiğini, yalnızca tanık beyanları ile hüküm kurulamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... Davacı vekilinin davalı şirket tarafından düzenlenmiş 17.01.2017 tarihli maaş yazısını ek yaparak 20.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava konusu taleplere ilişkin olarak Kuruma müracaat ettiği, Düzce Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 21.10.2020 tarihli yazı cevabı ile davacı vekiline başvurusu hakkında herhangi bir işlem yapılamadığının ve talebi ile ilgili işlem yapılabilmesi için kesinleşmiş bir mahkeme kararının ibraz edilmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşıldığından dava şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davacının davalı işyerindeki tüm çalışma döneminde prime esas kazancının asgari ücret üzerinden bildirildiği görülmüştür. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde dosyaya maaş ödemelerine ilişkin bir kısım e-posta yazışmaları ile maaş listelerinin sunulduğu görülmüştür. Mahkememizce davacının alabileceği ücrete ilişkin Türkiye İstatistik Kurumundan ve Düzce Ticaret ve Sanayi Odasından emsal ücret araştırması yapılmış ve maaş ödemelerine ilişkin banka hesap dökümünün celbedilmiştir. Davacı taraf davacının 14.01.2014-28.12.2017 tarihleri arası çalışma döneminde ücretinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, 2014 yılında 1.750,00 TL, 2015 yılında 3.095,61 TL, 2016 yılında 4.075,61 TL, 2017 yılında 4.075,61 TL maaş aldığını iddia etmiştir. Dosya kapsamında davalı şirket tarafından düzenlendiğine dair kaşe ve imza bulunan 17.01.2017 tarihli, davacının 4.000,00 TL net ücret aldığını bildirir maaş yazısı bulunmaktadır. Söz konusu belgenin kredi çekmek için bankalara başvuran işçilere verildiğinin maddi gerçek olduğu, bu belgelerin işçilik alacağı davalarında dahi itibar edilebilir belge olmadığının yüksek yargı kararları ile belirlendiği, davacı asilin duruşmadaki beyanında dahi 2017 yılı ücretinin 3.700,00 TL beyan ettiği anlaşıldığından sunulan bu delil yazılı delil olarak değerlendirilmemiştir. Davacı tarafça dosyaya bir kısım e-posta yazışmaları ve maaş listeleri sunulmuş olup bunlarda şirketin kaşesi, imzası bulunmadığı gibi davalı şirket tarafından düzenlendiğine, oluşturulduğuna, saklandığına ya da gönderildiğine dair herhangi bir ibare de bulunmamaktadır. Dinlenen tanıklarına söz konusu yazışma ve listeler sorulmuş ancak tanıkların tamamı bu bilgilere vakıf olmadıklarını beyan etmişlerdir. Hal böyle olunca bu belgelerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadıklarına kanaat getirilmiştir. Bu çerçevede davacının iddiasının 2015, 2016 ve 2017 yılları için HMK’da düzenlenen senetle ispat sınırını aştığı, davacı tarafından bu döneme ilişkin yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı olabilecek bir delil de sunulmadığı anlaşıldığından bu dönemler bakımından iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Davacının 2014 yılı yönünden talebinin ise senetle ispat kuralının altında kaldığı için tanık beyanları, emsal ücret araştırmaları, davacının yapmış olduğu iş ve tüm dosya kapsamının incelendiği gerekçeli, denetime elverişli dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı" gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile 1-)Davacının 2014 yılı için eksik bildirilen ve Kuruma bildirilmesi gerekin prime esas kazancının aşağıdaki tabloda belirtildiği şekilde olması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Dönem S/g Bildirilen PEK Aylık ücret Bildirilmesi g. PEK Eksik PEK Ocak 2014 18 642,60 TL 2.447,86 TL 1.468,72 TL 826,12 TL Şubat 2014 30 1.071,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.376,86 TL Mart 2014 30 1.071,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.376,86 TL Nisan 2014 30 1.071,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.376,86 TL Mayıs 2014 30 1.071,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.376,86 TL Haziran 2014 30 1.071,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.376,86 TL Temmuz 2014 30 1.134,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.313,86 TL Ağustos 2014 30 1.134,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.313,86 TL Eylül 2014 30 1.134,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.313,86 TL Ekim 2014 30 1.134,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.313,86 TL Kasım 2014 30 1.134,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.313,86 TL Aralık 2014 30 1.134,00 TL 2.447,86 TL 2.447,86 TL 1.313,86 TL Toplam eksik bildirilen PEK: 15.593,58 TL" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Karara dayanak teşkil eden bilirkişi hesaplamasının kabulünün mümkün olmadığını, -Elden ödeme iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, -Davacının imzalı maaş bordroları mevcutken senetle ispat sınırının altında kalan kısma yönelik tanık beyanlarını esas alarak yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, -Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Kurum kayıtlarına göre davacının çalışması asgari ücret üzerinden gösterilmiş olduğundan bu Kurum kayıtlarının aksinin geçerli ve kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, -Tanık beyanları davacının almış olduğu ücret iddiasını kesin bir şekilde ortaya koyamadığını, -Davacının prime esas kazanç iddiasının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konamadığını, -Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, -Mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davacı davalı şirkete ait işyerinde 14.01.2014 tarihinden itibaren genel müdür olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 28.12.2017 tarihine kadar aralıksız devam ettiğini, davalı şirketin 2014, 2015, 2016 yıllarına ait ödemelerin asgari kısmını banka aracılığı ile ödemekte iken kalan kısmı elden ödediğini, davacının sigorta prim ödemelerinin davalı şirket tarafından asgari ücret üzerinden yatırılmak suretiyle eksik ödendiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince, davacının 2014 yılı için eksik bildirilen ve Kuruma bildirilmesi gerekin prime esas kazancının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacının sigorta sicil dosyasından 14.01.2014-08.07.2014 arası 1037965.81 sicil sayılı ... Tarım Ürünleri Hayvan. Gıda San. Tic. A.Ş. 09.07.2014-31.03.2015 arası 1042895.81 sicil sayılı ... Tarım Ürünleri Hayvan. Gıda San. Tic. A.Ş. 01.04.2015-18.03.2016 arası 1045925.81 sicil sayılı ... Tarım Ürünleri Hayvan. Gıda San. Tic. A.Ş. 02.11.2016-03.01.2018 arası 1037965.81 sicil sayılı ... Tarım Ürünleri Hayvan. Gıda San. Tic. A.Ş. çalışmasının bulunduğu tespit edilmiş, davalı şirket tarafından davacının kayıtlı tüm çalışma döneminde prime esas kazançlarının asgari ücret üzerinden bildirildiği görülmüştür. Davalı şirketin bordrolarında kayıtlı kişilerin tanık olarak dinlendiği ve tanıkların SGK hizmet dökümlerinin celbedildiği görülmüştür. Davacı vekilinin davalı şirket tarafından düzenlenmiş 17.01.2017 tarihli maaş yazısını ek yaparak 20.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava konusu taleplere ilişkin olarak Kuruma müracaat ettiği, Düzce Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 21.10.2020 tarihli yazı cevabı ile davacı vekiline başvurusu hakkında herhangi bir işlem yapılamadığının ve talebi ile ilgili işlem yapılabilmesi için kesinleşmiş bir mahkeme kararının ibraz edilmesi gerektiğinin bildirilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde dosyaya maaş ödemelerine ilişkin bir kısım e-posta yazışmaları ile maaş listelerinin sunulduğu, Mahkemece davacının alabileceği ücrete ilişkin Türkiye İstatistik Kurumundan ve Düzce Ticaret ve Sanayi Odasından emsal ücret araştırması yapıldığı, davacının maaş ödemelerine ilişkin banka hesap dökümünün celbedildiği görülmüştür. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre yönetici olarak çalışanlar için 2014 yılının Kasım ayı ortalama kazanç 9.108,00 TL brüt olarak belirlenmiştir. Davalı SGK, tanıkların ücretini kesin olarak ifade etmediklerini belirterek Mahkeme kararının hatalı olduğunun ileri sürmüştür. Ancak tüm tanık beyanlarından davacının amir/müdür pozisyonunda çalıştığı, asgari ücretin üzerinde ücret aldığı, ücretinin asgari ücreti aşan kısmın elden ödendiği anlaşılmaktadır. Davacının 2014 yılı yönünden talebinin senetle ispat kuralının altında kaldığı için tanık beyanları, emsal ücret araştırmaları, davacının yapmış olduğu iş dikkate alınarak, davacının 2014 yılı için aldığını iddia ettiği ücretin Türkiye İstatistik Kurumunun belirlediği ortalama kazancın büyük oranda altında kaldığı da dikkate alınarak 2014 yılında ücretinin net 1.750,00 TL olduğu kabul edilerek 2014 yılı için eksik bildirilen ve Kuruma bildirilmesi gereken prime esas kazanç hesaplanmasında hata bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının iddiasının 2015, 2016 ve 2017 yılları için HMK’da düzenlenen senetle ispat sınırını aştığı, davacı tarafından bu döneme ilişkin yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı olabilecek bir delil de sunulmadığı anlaşıldığından bu dönemler bakımından iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların yerinde görülmeyen tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı şirket vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen Mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, Mahkemece davacının 2014 yılı prime esas kazanç talebinin tanıkla ispat sınırında olduğu kabul edilerek tanık beyanları ve emsal ücret esas alınarak karar verildiği, yaklaşık olarak asgari ücretin üç katı prime esas kazanç tespitine karar verilmiş ise de verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Bu döneme ilişkin tanık beyanlarında asgari ücretin bordro karşılığı ödendiği, elden de bir miktar ödeme yapıldığı belirtilmiş olup tanıklardan birinin her ay değişmekle birlikte elden 100,00-300,00 TL arasında elden ödeme yapıldığı belirtmiş olmasına rağmen bu miktarın çok üzerinde bir meblağa emsal ücret üzerinden karar verilmesi hatalıdır. Tanıkla ispat edilen miktarın emsal ücret araştırması ile doğrulanması halinde tanık beyanları ile belirlenen meblağa hükmedilmesi gerekliliği üzerinde durulmadan hatalı değerlendirme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5342, K. 2024/5414, T. 16.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5342-e-2024-5414-k-a9e1ab67337d