Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/530 E. 2024/11794 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/530
- Karar No
- 2024/11794
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1786 E., 2023/1758 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/531 E., 2023/252 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 26.11.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğundan bahisle 452.674,99 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %9,30 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davaya ve ıslaha karşı zamanaşımı defi ileri sürmelerine karşın değerlendirilmediğini, davacının %0 sürekli iş göremezlik oranına karşı herhangi bir itirazı olmadığı halde olaydan uzun süre sonra ATK’dan rapor alınmasının hatalı olduğunu, davacının kendi el yazısıyla bahse konu olayda kusurun kendisinde olduğunu, herhangi bir alacak talep etmediğini yazıp imzalayarak müvekkili şirkete verdiğini, bu belgenin kendileri tarafından mahkemeye sunulduğunu ancak mahkemenin neredeyse niyet okuması yaparak, belgenin kendisi tarafından ne gerekçeyle yazılıp verildiğini herhangi bir zorlama olup olmadığını davacıya sormadan belgeyi yok kabul ettiğini, faizin olay tarihinden itibaren verilmesinin doğru olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, pasif dönem zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, maluliyet ile müvekkili şirkette yaşanan iş kazasının bir bağlantısı olmadığını, buna karşın müvekkili şirketin tazminat ödemeye mahkum edilmesinin başlı başına hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 452.674,99 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 01.11.2023 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kabul edilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dava tarihi 24.08.2012 tarihi olduğu halde İlk Derece Mahkemesi karar başlığında dava tarihinin hatalı olarak 27.06.2013 olarak gösterilmiş olması ve yine her ne kadar davalının dava ve ıslah zamanaşımı definin değerlendirilmemiş olması hatalı ise de dava tarihinin karar başlığında hatalı gösterilmesi hususunun mahallinde düzeltilebileceği, temyiz incelemesine konu eldeki davanın dava tarihi itibariyle dava zamanaşımının söz konusu olmadığı, talep arttırımı yönünden ise davacı tarafın davalının verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebileyeceği, bu nedenle talep arttırımı yönünden de zamanaşımının söz konusu olmadığı dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kararı sonucu itibariyle usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının MİKTARDAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Davacı Avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma Avukatlık parasının davalıya yüketlimesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.