Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5060 E. 2025/4926 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5060
Karar No
2025/4926
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı işçinin, davalı iş yerinde çalışırken 27.06.2008 tarihinde iş kazası geçirdiğini, bu kaza nedeniyle uğradığı zararlar için, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, belirsiz alacak davası olarak geçici iş göremezlik için 1.000,00 TL, sürekli iş göremezlik için 1.000,00 TL, bakıcı gideri için 1.000,00 TL maddi tazminatın yine birleşen Mersin 5. İş Mahkemesinin 2018/288 Esas sayılı davasında 75.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi itibariyle işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, kazanın işçinin kusuru sonucu oluştuğunu, davacıda iş göremezlik ve efor kaybı oluşmadığını, 10 yıl sonra dava açılmasının davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..Mahkememize kül halinde gönderilen asıl dava dosyası olan Mersin 4. İş Mahkemesinin 2018/289 Esas ve bu dosyada birleşen Mahkememizin 2018/288 Esas sayılı dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde, A-Asıl dava yönünden davanın kabulüne, 1-3.367,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.213.751,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.277,40 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.218.396,30 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, B-Birleşen dava yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1-Davacının manevi tazminat talebinin meydana gelen iş kazasının ağırlığı, davacının kusursuz olması, maluliyet oranının % 20,2 olması, sosyal ve ekonomik durumları, davacının kaza tarihinde 32 yaşında olması, davacının duymuş olduğu elem, ızdırap, olayın ağırlığı, olay tarihi, hükmedilecek manevi tazminat tutarının zenginleşme aracı olmamasının yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması da gerektiği gözetilerek 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine .." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaşanan iş kazası sebebiyle ne derecede ağır yaralandığının dosyada mevcut raporlar ve hastane kayıtları ile de sabit olduğunu, davalı işverenden 75.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulmasına rağmen Mahkemece sadece 60.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, kazada hiçbir kusuru olmayan davacının yaşadığı bu elim tablo karşısında bu miktarın düşük kaldığını, manevi tazminat taleplerinin aynen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı aleyhine, dosya kapsamı ve AAÜT'ye aykırı hesaplandığını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın oluş tarihi ve davanın ikame edildiği tarih nazara alındığında taleplerin tümüyle zaman aşımına uğradığını, karara dayanak teşkil eden kusur belirlemesine ilişkin bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin oluşan kazada %100 kusurlu olduğu yönünde tespitte bulunulduğunu, müvekkili şirkete yüklenen kusur oranının hukuka aykırı olduğu ve yeniden rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, Mersin 1. İş Mahkemesince söz konusu rapor hükme esas alınıp %80 kusur oranı üzerinden müvekkili şirketin sorumluluğuna gidildiğini, karara taraflarınca itiraz edildiğini, dosyanın halihazırda istinaf incelemesinde olduğunu, Mahkemenin ilgili dosyayı bekletici mesele yapması ya da yeni bir bilirkişi heyetinden itirazları doğrultusunda çelişki giderici bir rapor alması gerektiğini, kararına dayanak bilirkişi raporlarında kusur oranı tespiti yapılırken kazazede işçinin iş kazası beyan formundaki beyanlarının dikkate alınmadığını, illiyet bağı kesildiğinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının fahiş orandaki manevi tazminat talebininin kısmen de olsa kabul etmesinin hukuka uygun olmadığını, kararla manevi tazminatın yasaya konuluş amacından uzaklaşıldığını beyanla asıl ve birleşen dosyada verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1- Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Taraf vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Taraf vekillerinin maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5060, K. 2025/4926, T. 25.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5060-e-2025-4926-k-4537eece5771