Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4937 E. 2024/9793 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4937
- Karar No
- 2024/9793
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1297 E., 2024/134 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/309 E., 2023/144 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.05.1992 tarihinde 230 iş yeri numarası ile kayıtlı olan ve karo taşı ve mozaik imalatı yapan iş veren ...'a ait iş yerinde işçi olarak işe başladığını, ancak iş verenin müvekkiline ait işe giriş bildirgesini 01.04.2002 tarihinde verildiğini, bu durumun gerçeği yansıtmadığını, bu durumun emeklilik işlemlerinin gecikmesine neden olduğunu belirterek müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 01.05.1992 tarihi olarak tespiti talep etmiş, 05.10.2022 tarihli celsede dava dilekçesinde netice-i talep kısmında belirttiği üzere sigorta başlangıç tarihinin 01.05.1992 tarihi olarak tespiti ile 01.05.1992 tarihinden 01.04.2002 tarihine kadar hizmet tespitini istediklerini açıklamıştır. II. CEVAP 1. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının, müvekkillerinin murisine ait iş yerindeki çalışmasının 2005 yılında son bulduğunu, bu süre ile dava süresi arasında yaklaşık 15 yıl olduğunu, davanın yasal süresinde açılmadığını, davacının müvekkillerin murisine ait iş yerinde anılan tarihlerde çalışmasının olmadığını, müvekkillerin murisine ait iş yerinde yapılan işin niteliği gereği hiçbir zaman kesintisiz çalışma olmadığını, SGK kayıtları incelendiğinde işçilerin mevsimlik çalıştığının görüleceğini belirterek davanın hak düşürücü süre aşımı nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yapılan sürelere ilişkin olarak, davacı adına verilmiş herhangi bir sigortalı işe giriş bildirgesi veya hizmet belgesi bulunmadığını, davacının yasa ön görülen bu hak düşürücü süreyi fazlası ile geçirdikten sonra iş bu davayı açtığını, açılan davanın hak düşürücü süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği için müvekkili aleyhine hüküm kurulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Kuruma bildirilen çalışmasının 30.09.2003 tarihinde sonlandığı, bu son tarihe ilişkin yıl sonundan (2003) itibaren 5 yıl içerisinde yani 31.12.2008 tarihine kadar işbu davanın açılması gerektiği, huzurdaki davanın ise 06.07.2020 tarihinde açıldığı, davacının davalı işyerindeki hizmetinin tespitini istediği Kuruma bildirim öncesi olan 01.05.1992 - 01.04.2002 tarihleri arasındaki çalışmalar yönünden 5 yıllık hak düşürücü sürenin 31.12.2008 tarihinde dolduğu ve işbu dava tarihi itibariyle talep edilen dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun anlaşılması nedeniyle, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı, dokunulamaz, devredilemez haklardan olup Anayasal güvence altına alındığını, bu bağlamda, belli bir hak düşürücü süreye bağlanmak suretiyle söz konusu hakkın kullanımının mevcut bir yasal düzenleme ile engellenmesi ya da mevcut bir yasal düzenlemenin bu şekilde yorumlanmasının Anayasanın güvence altına almış olduğu temel hak ve hürriyetlerin ihlali anlamını taşıyacağını, tarafın dahi vazgeçemeyeceği bir hakkın kullanımının hak düşürücü süreye bağlanması veya yasanın bu şekilde yorumlanmak suretiyle, eldeki davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesinin Anayasaya ve yasalara açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun hükümleri olduğunu, davacının ilk işe giriş bildirgesinin 01.04.2002 tarihinde verildiğini, hak düşürücü sürenin dolduğundan söz etmenin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin 000000000000000000kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği gerekçesine dayalı olarak esastan red kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 01.05.1992 - 01.04.2002 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile mülga 506 sayılı Kanun'un ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.