Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/491 E. 2024/13603 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/491
Karar No
2024/13603
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/697 E., 2022/537 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/293 E., 2020/392 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar ... Nakl. İnş San.Tic Ltd. Şti. ve ... Mak. San ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.07.2013 tarihinde vinç kurulumu esnasında meydana gelen iş kazası sonucu malul kaldığını, iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamının gerekli iş güvenliği tedbirlerini almayan davalı işverenlerden kaynaklandığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın alacağının iş kazası tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 14.11.2016 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 115.096,62 TL olarak arttırmış ve başvuru harcı yatırmak suretiyle 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsili istemiştir. II. CEVAP Davalı ... Nakl. İnş. Tem. ve Dış. Tic. San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ... Ltd. Şti.'ye vinç kiralandığını, kazanın bir iş kazası olup olmadığı belli olmadan dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili,müvekkilinin ... Makine şirketine ait vincin kurulumu işini üstlendiğini, Kurulum yapılırken ... Nakl. İnş. Tem. ve Dış. Tic. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait vincin oparatörünün dikatsizliği sebebiyle kazanın meydana geldiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan kusur raporunda ; davalı asıl işveren ...'ın kendi uzmanlık alanı olan vinç kurulum işinde önlemleri almama, yüksekte yapılan çalışmada çalışanın düşmesini önleyici engelleyici tedbir ve önlemleri alamama, kazalıya iş güvenliği eğitimleri vermeme hususlarında yükümlüklerini yerine getirmediğinden, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu madde 4, 4857 sayılı İş Kanunu madde 77, 4857 sayılı İş Kanun'u Geçici 2. madde Gereği İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü madde 2, Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik madde 6, 7, 8, 10, 11, İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği madde 5, 6 ve 7’ye aykırı hareket ettiği, davalı işveren müesseselerden ... Nakliyat İnş. Tem. ve Dış Ticaret San. Ltd.Şti' nin ise vinç üzerinde çalışan personelin operatörlerle iletişimi kesildiğinden hatalı manevra yapılması nedeniyle Kurulumu yapılan vincin devrilmesine neden olunduğunun sabit olduğu anlaşılmakla mobil vinç ekipmanı ve operatörü ile müdahil olduğu, çalışma sırasında operatörün tehlike bölgesinde çalışan işçi ile irtibatının sağlayan ehil kişi görevlendirmesi yapmama, operatöre gerekli eğitim vermeme organizasyonel denetleme ve gözetleme yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmediğinden B.K.417. maddesi hükümleri gereğince kusurlu olduğu, ... Mak. San ve Tic.Ltd.Şti. nin işi ...'a vermiş olduğu kurulumdan mobil kaldırma ekipmanları ihtiyacı nedeniyle ... Nakliyat İnş. Tem. ve Dış Ticaret San. Ltd. Şti 'den mobil vinç kiraladığı, olay esnasnda ...'ın çalışanlarının vinç kurulum montaj kaynak işlemleri yaparken aynı zamanda ... Nakliyat İnş. Tem. Ve Dış Ticaret San. Ltd.Şti çalışanın da mobil vinç operatörü ile araçlarının kaldırılması vb. işlemlerle birlikte çalıştığı, ... Mak. San ve Tic.Ltd.Şti şirketinin vinç kurulum işinde uzmanlığı bulunmadığından işinin sevk idaresinde bulunmadığı, ancak işin güvenle yapılabilmesi için sepetli vinç kiralanması gerektiği eğer önlem alınmış olsa idi kazanın meydana gelmeyeceği, davacının ... talimatları doğrultusunda çalıştığı, emir ve talimatları ...'dan aldığı, davacının alabileceği önlem bulunmadğı vinç devrilmesinde etkisi olmadığını, kusurunun bulunmadığı, davalı işveren ...' ın %50 oranında kusurlu olduğu, davalı ... Nakliyat İnş.Tem.ve Dış Ticaret San Ltd.Şti.' nin %35-... Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti' nin % 15 oranında kusurlu olduğu, davacının ise olayın oluşunda kusurunun bulunmadığı ,davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılarak kusur heyet raporu dosya kapsamına uygun olması sebebiyle hüküm kurmaya elverişli yasal ve yeterli bulunduğu, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulu yazısında davacının meydana gelen kaza sebebiyle, % 19,20 oranında malul kaldığı davacının emsal bir vasıflı kaynakçı işçi ustasının, düz ve vasıfsız işçiler için kabul edilen yasal asgari ücretin çok üstünde kazanç elde edeceği kabul edilmekle, davacının, yasal aylık asgari ücretinin 1,69 katı ücret elde ettiğinin kabulü ile karara esas alındığı, olayın mahiyetine tarafların kusur durumu ve tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, 115.096,62 TL nin iş kazasının olduğu 15.07.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kabulü ile 30.000,00 TL nin iş kazasının olduğu 15.07.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar ... Nakl. İnş San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Mak. San ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , iş kazasında davacı işçinin %19,2 oranında malul kaldığı, kazanın oluşumunda davalı ...'ın %50 oranında, davalı ... isimli şirketin %35 oranında, davalı ... isimli şirketin %15 oranında olmak üzere davalıların toplam kusurunun %100 olduğu, davacının ise meydana gelen iş kazasında kusurunun olmadığı, dosya kapsamına uygun 28.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının iş kazası nedeni ile oluşan maddi zararının 118.175,60 TL olduğunun anlaşıldığı, ancak davacı ıslah dilekçesi ile 115.096,62 TL maddi tazminat talep etmiş olup İlk Derece Mahkemesi bu miktarı kabul ettiğinden davacı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan 115.096,62 TL maddi tazminata itiraz etmeyerek davalılar lehine usulü kazanılmış hak doğduğundan 08.12.2016 tarihli ilk karardan sonra asgari ücretteki artışlar dikkate alınmayarak davacının meydana gelen iş kazası nedeni ile oluşan maddi zararının 115.096,62 TL olduğunun kabul edildiği, bu yöne ilişkin davacı istinaf başvurusuna itibar edilmediği, manevi tazminata ilişkin ıslah dilekçesinin, nispi harç ve başvurma harcı yatırılmak suretiyle mahkemeye verildiği, manevi tazminat talebinin yeni bir ek dava niteliğinde olduğu, manevi tazminat talebinin kabul edilerek hüküm altına alınmasında usule aykırı bir yön bulunmadığı, meydana gelen 15.07.2013 tarihli iş kazası nedeni ile malul kalan sigortalının olayda hiç kusurunun bulunmadığının anlaşılıp davalılar arasındaki kusur dağılımının ise kendi aralarında görülmesi muhtemel rücu davasında yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına ve davacının malul kalmasında davalıların dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi gideren 24.11.2019 tarihli bilirkişi raporuna kusurlu olmaları dikkate alındığında davacının taleplerinden tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşıldığından bu yöne ilişkin istinaf başvurusuna itibar edilmediği gerekçesiyle, davacı vekili ile davalılar ... isimli şirket ile ... şirketi vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Nak. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili; SGK müfettiş raporunda davalının kusursuz olduğunun belirtildiğini, dosyada alınan ilk raporda müvekkilinin % 15 oranında kusurlu olduğu, son raporda ise % 35 kusurlu olduğunun belirtildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemiş olmasının bozma sebebi olduğunu, sürekli iş göremezlik oranına karşı beyanı alınmadan dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ne kadar ücret aldığını bildirmediğini, müşterek tanığın davacının asgari ücretle çalıştığını beyan ettiği, bu durumda hesaplamanın da asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, müşterek ve müteselsil sorumluluk esasının belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı ... Mak. San Tic. Ltd Şti vekili ; müvekkili şirket ile ... arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin şartları gerçekleşmediği için müteselsil sorumluluk ilişkisi bulunmadığını, buna rağmen meydana gelen kazada vinci kiralamasından dolayı müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin ve müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davanın maddi tazminat istemli olarak açıldığını, yargılama devam ederken davacı ıslah ile manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, dava ile talep edilmeyen manevi tazminatın ıslah yoluyla istenmesinin mümkün olmadığını, manevi tazminata hükmolunarak söz konusu ıslaha değer verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının kaza tarihinde davalılardan ...’a ait firmanın sigortalısı olduğu ...'ın, ... şirketinin iş yeri sahasında ayaklı vinç monte etmek üzere ... şirketi ile anlaştığı, ... şirketinin faaliyet konusunun beton kalıp imalatı işi olduğu, carascal vinci oluşturan parçalar çok büyük olduğundan bu parçaların kaldırılması amacıyla bir de mobil vince ihtiyaç bulunduğu, bu mobil vinci ... şirketinin, davalı ... şirketinden kiraladığı, böylece ... şirketinin işyeri sahasında carascal vincin montajını yapmak üzere ... şirketi vinç operatörünün de davacı ile birlikte çalıştığı, mobil vincin opeatörünün vinci ikinci köprünün vinç ayaklarına takması sonucu, carascal vincin ayakları ve birinci köprüsü ile devrildiği, davacının devrilen vincin üzerinden yüksekten düşerek yaralandığı, SGK müfettiş raporunda işveren ...'a %75 kusur, sigortalıya %25 oranında kusur verildiği, Mahkemece alınan 11.02.2015 tarihli kusur raporunda davalı ...'ın %50 kusurlu, davalı ... Ltd.Şti 'nin %15 kusurlu ,davalı ... Ltd.Şti'nin %15 kusurlu olduğu, davacının % 20 kusurlu olduğunun belirtildiği ,07.09.2015 ve 24.11.2019 tarihli kusur bilirkişi raporlarında davalı ...'ın vinç montajı işi için gerekli güvenlik önlemleri almadığından %50 kusurlu olduğu, davalı ... Ltd. Şti.'nin vinç montajını bu işi yapan bir işverene verdiği, fabrikasında yapılan işlerden tamamen bağımsız olan bu işin yapımında kendi işçisini çalıştırmadığı, işin yapımını sevk ve idare etmediği, bu yönüyle asıl işveren olmadığını, ama yaptırdığı portal vinç montajı için gerekli olan mobil vinci kiraladığı, yapılan işe mobil vinç kiralamak suretiyle dahil olduğu, sepetli vinç kiralamış olsaydı bu işin güvenli şekilde yapılabileceği kazanın meydana gelmeyeceği gerekçesiyle % 15 kusurlu olduğu, davalı ... Nakl.Ltd.Şti'nin vinç kurulum işine mobil vinç ekipmanı ve operatörü ile müdahil olduğu, ehil operatör görevlendirmediği, denetimini sağlamadığı gerekçesiyle %35 kusurlu olduğu, davacının kusuru bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, Mahkemece itibar edilen kusur raporlarında olaydaki sorumluluk ve kusur durumunun yeterince incelenmediği ve açıklanmadığı, rücu dosyası, ceza dosyası incelenmek suretiyle bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediği anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının ve iş bu dosya kapsamında aldırılan kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle ile A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce İlk Derece Mahkemesi'nin 2013/995 Esas 2016/521 Karar sayılı kararına dayanak kılınan raporla belirlenen maddi tazminat tutarının, davacı vekili tarafından istinaf edilmemesi yine anılan karara dayanak kılınan 03.11.2016 tarihli raporda net 1500 TL (asgari ücretin 1,69 Katı) olarak esas alınan ücrete davacı ve ... Ltd.Şti vekilleri tarafından itiraz edilmemesi, 11.02.2015 tarihli ilk kusur raporunda davacıya atfedilen %20 kusur oranına davacı vekilinin itiraz etmemesi nedeniyle davacı ve davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. O halde, davalılar ... Nakl. İnş San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/491, K. 2024/13603, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-491-e-2024-13603-k-6ce86ee05887