Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11887 E. 2024/13671 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11887
Karar No
2024/13671
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/51 E., 2024/47 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen rücuan tazminat davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili asıl ve birleşen davanın dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... Nak. San ve Tic Ltd Şirketinde ... sigorta sicil numarası ile sigortalı ...'ın işçi olarak çalıştığı, 03.02.2011 tarihinde işverenin sahibi olduğu ... plakalı araç ile saat 24:00 sıralarında Bursa'nın ... İlçesinden Adana'ya eşya taşımak üzere davalı şoför ...'ın yönetimindeki kamyon tipli araçla ... ile yola çıktıkları, Kütahya Afyon karayolunun 15.kilometresinde şoför ...'ın bir an için uyuması sonucu yolun sağında park halinde olan ... plakalı tıra çarptığı, kaza sonucunda sigortalı ...'ın sağ bacağının tamamen kesildiği, kaza nedeniyle Kütahya C.Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada ... plakalı aracın sürücüsü ...'nın kusursuz olduğu, davalı ...'ın ise kusurlu bulunduğu, tarafların birbirinden şikayetçi olmamaları nedeniyle dosya hakkında 2011/1407 soruşturma numaralı ve 2011/921 numaralı karar ile kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ... plakalı aracın davalı ... ... Sigorta AŞ tarafından kaza tarihini kapsar şekilde sigortalandığı, sigorta şirketlerinin meydana gelen kazada poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğu, 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" denildiği, meydana gelen kazanın 28.04.2011 VEK/53 Sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı inceleme raporuna göre 5510 sayılı Kanun'un 13.maddesinde belirtilen tanıma uygun ve trafik kazası şeklinde gerçekleşen bir iş kazası olduğu, bu nedenle de sigortalı ...'a aylık gelir bağlandığı, bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 98.553,66 TL olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını kuruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine bu kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, kurumca işverene ödettirilir, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır." denildiği, yine 5510 sayılıKanun'un 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru var ise bunları çalıştıranlara rücu edilir." denildiği iddiasıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 98.553,66 TL'nin 9.855,36 TL'sinin asıl ve birleşen davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen gelir bağlama ve onay tarihi olan 22.11.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı Kurum vekili 13.11.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile; asıl dava davalıları yönünden talebini 73.915,24 TL olarak ıslah etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinin kanuni ikametgahının ... Cd no:.../ C ... / İstanbul olduğu, yine davalı aleyhine açılacak olan davalarda yetkili mahkemenin de İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, öncelikle davanın görev ve yetkinin yönünden reddinin gerektiği, yine davada Borçlar Kanunun 60. maddesine göre "Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarar ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz" Karayolları kanunun 109.maddesinin ilk fıkrasına göre "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmine ilişkin talepler, zarar görenin zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde 10 yıl içinde zaman aşımına uğrar" denildiği, davanın bir yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, davanın zaman aşımı yönünden reddini talep ettikleri, 03.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasının karıştığı belirtilen ... plaka sayılı aracın davalı nezdinde 11.08.2010/2011 vade, 2250-K-1015738-000 sayılı poliçe ile ...... Nakliyat Taş.San ve Tic Ltd Şti adına (mecburi mali mesuliyet) sigortalı olduğu, söz konusu poliçeye göre kişi başına ölüm ya da yaralanma teminatı azami poliçe limitlerinin 200.000 TL ile sınırlı olduğu, ancak bunun her olayda ödenmesi gereken bir meblağ olmadığı, gerçek zarar ve kusur oranına göre tazminat meblağının belirlenmesi gerektiği, davalı şirketin bahse konu kazada yaralanan ...'ın uğradığı kalıcı sakatlık dolayısıyla maddi tazminat ödenmesi için davalı ... şirketine başvurduğu, olayla ilgili olarak davalı nezdinde 05/31933 sayılı hasar dosyası açıldığı, davalı şirketin oluşturulan hasar dosyasını ...'a ait özürlü sağlık kurulu raporu ve hesaplama için gerekli diğer belgelerle birlikte uzman aktüere gönderdiği ve ... tarafından 113.555,73 TL maluliyet tazminatı hesaplandığı, davalı şirketin yapılan aktüerya hesabına göre davaya konu kazada yaralanan ...'a 30.06.2011 tarihinde 113.555,73 TL'yi ödediği, ...'ın bu ödemeyi aldıktan sonra davalı ... şirketini kayıtsız şartsız, tamamen ve geri dönülmez şekilde ibra ettiği, davalı ... şirketinin poliçeden doğan mükellefiyetini tamamen yerine getirdiği, davacı Kurumun bağladığı geliri kendisine mükerrer olarak maluliyet tazminatı ödenen ...'dan talep ve tahsil etmesinin gerektiği, davacı Kurumun davaya konu olayın iş kazası olması sebebiyle davalı şirket nezdindeki trafik (Zorunlu Mali Mesuliyet) sigorta poliçesine istinaden sigortalısı ...'a bağlamış olduğu peşin sermaye değerli geliri davalı şirket ... Sigorta Aş den rücu etmesinin hukuken mümkün olmadığı ve kabul etmedikleri, davanın ...'a ihbar edilmesini talep ettikleri, yine davaya konu olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının mahkemece tespitini talep ettikleri, bu durumda da davalı şirketin sorumluluğu ve dolayısıyla davacı Kurumun rücu imkanı bulunamayacağı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... Nak. Taş. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zararın saptanmasında, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan davalının net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılık kusur oranları, SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği, bu nedenle trafik kazasının meydana gelmesinde davalının ya da davalı şirket adına kayıtlı aracı kullanan sürücü kusurunun diğer araca göre çok daha az olduğu, olayın meydana geldiği 03.02.2011 Perşembe sabahı saat 04.30'da hava sisli ve puslu olmasına rağmen trafik kaza tespit tutanağında bu durumun göz önüne alınmadığı ve tutanağa da yansıtılmadığı, ayrıca kazaya sebep olan ve park etmiş olarak görünen aracın flaşörlerinin yanmadığı ve uyarıcı mahiyette reflektör de kullanılmadığının anlaşıldığı, tüm bu konuların tanık beyanları ile Mahkemece dinlenildiğinde ortaya çıkacağı, trafik kaza tespit tutanağının sağlıklı olarak düzenlenmediği, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle kusur ve olayın meydana geliş sebebinin yeniden ortaya konulmasını talep ettikleri, Yargıtay 10.HD.'nin 15.06.2004 tarih 2004/3922 Esas 2004/5369 Karar sayılı ilamı ile "Trafik kazası sonucu yaralanan sigortalı için yapılan kurum harcamalarının tazminine yönelik davanın yargılaması sırasında, trafik kazasının oluşumunda sürücülerin kusur oranlarının konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınacak raporla belirlenme gereği gözetilmeksizin trafik kaza tutanağını düzenleyen polisin tanzim etmiş olduğu kusur raporuna bağlı kalınarak karar verilmesinin isabetsiz" olduğunun belirtildiği, yine belirlenen maluliyet oranına da itiraz ettikleri, ayrıca dava dilekçesinin ekinde bulunan hiçbir delilinin davalı şirkete tebliğ edilen dilekçe ekinde sunulmadığı, yine dava dilekçesinde 22.11.2011 tarihinden itibaren faiz talep edildiği, ancak bu hususun davalı ile hiçbir ilgisi olmadığından başlangıç tarihinin dava tarihi olarak esas alınması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davada davacı durumunda olması gerekirken baştan verilen kaza raporunun taraf tutularak bilinçli bir şekilde dosyaya ibraz edildiği, 03.02.2011 günü saat 04.30 sularında sevk ve idaresinde bulunan ... Nakliyat Tic Ltd Şti.'ye ait ... plakalı kamyon ile Adana'ya ev eşyası naklederken kazanın meydana geldiği günün kış günü olduğu, sabaha karşı değil de 2.30 sularında dinç ve uyanık bir şekilde idaresinde bulunan araçla kendi şeridinde seyrederken yolun sisli ve buzlu olduğunu bildiği halde gayet ağır ve yavaş bir şekilde seyir halindeyken gidiş şeridine tecavüzle ... plakalı tır sürücüsü ... isimli şahsın kazaya sebebiyet vermesi sonucu kazanın meydana geldiği, 2918 sayılı Tr. Kanun'un 84/d ve 52/b maddesi gereğince asıl kusurlu olan kişinin ... olduğu, sebebinin ise flaşör, işaret, stop ve park lambalarını yakmadığı gibi uyarıcı bir ateş dahi yakmadığı, görüş mesafesinin çok kısa olduğu gibi tahminen 1,5-2 metre gibi birden belirdiği, 70-80 KM hızla vurmuş olsaydı canından olabileceği, araçların da infilak etmesi gerektiği, hızının 25-30 Km olduğu, o sırada kendisini kaybettiği, uyandığında hastahanede olduğu, tabi bu ara kazaya sebebiyet veren ... isimli şahsın ve Trafik polislerinin vebal altına girdikleri, talimat mahkemesince tanzim edilen bilirkişi raporunu kabul etmedikleri, tarafına atfedilen %75 oranında suçu kabul etmediği gibi suçun tamamının trafik kurallarını ihlal eden ...'ya tahmiline karar verilmesi gerekeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Birleştirilen dosya davalısı ... Anonim Türk Sigortası Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka numaralı aracın davalı şirket tarafından ... numaralı zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi (KMAZMSS) ile sigortalandığı, kaza tarihi itibariyle zorunlu Trafik Poliçesinin tedavi nedeniyle kişi başına teminat üst limiti 200.000 TL olduğu, poliçenin mevcut olmasının bu teminat tutarlarının her kazada tamamen ve otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmediği, davalı ... şirketinin sigortalısının kusurlu olması ve bu kusurun ispat edilmiş olması halinde ispatlanabilmiş gerçek zarara miktarının sigortalısının kusuru oranında tekabül eden kısmı için ve herhalde azami poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olabileceği, davalı şirketin 2918 sayılı Kanun'a göre işletene düşen hukuki sorumluluğunun zorunlu sigorta limitleri dahilinde teminle mükellef olduğu, işletenin sorumluluğunun bulunmadığı hallerde davalının herhangi bir hukuki sorumluluğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle davaya konu kazaya karışan araçların, müteveffanın kusur dağılımına ilişkin olarak maddi gerçeğin mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi Karayolları Trafik Fen Heyeti, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi heyetinden alınacak ayrıntılı, denetime açık gerekçeli rapor tanzimi suretiyle saptanmasıyla talep ettikleri, davacı Kurumun talebine konu geçici iş göremezlik ödeneğinin hukuken talep edilip edilmeyeceği hususunun ödemenin kaza ile illiyet bağı, prim ödeme gün sayısının yeterliliği, tarifeye uygunluğu hususlarında Mahkemece tayin edilecek bilirkişiler marifetiyle tespitinin yapılmasını talep ettikleri, sigortalı şirketinin temerrüdünün meydana gelen zararın teminat kapsamına girip girmediğini incelemeye yeterli belgelerin tebliği tarihinden itibaren başladığı, davacının işbu dava öncesinden rücu tazminat talebi ile davalı şirkete başvurmadığı, bu nedenle dava açılmasına sebebiyet vermeyen davalı şirket aleyhine davacı tarafından iddia olunduğu gibi onay tarihinden veya ödeme tarihinden itibaren faiz yükletilmesinin olanaksız olduğu, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ve geçici 1.maddesi gereğince davalı şirketin KTK mülga 98.maddesindeki sorumluluğunun son bulduğu, sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi kapsamındaki taleplerden SGK'nın sorumlu olduğu, 25.02.2011 tarihli "6111 sayılı Kanun gereğince, başta SGK olmak üzere gerek gerçek kişilerin gerekse de diğer kamu kurumları, hastaneleri ile özel hastanelerin sair kişi ve kurumların her ne ad altında olursa olsun trafik kazasına bağlı olarak gerçekleşen geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi giderleri bağlamında müvekkil şirketten talep hakkı kalmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Birleştirilen dosya davalısı ... cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki kusuru kabul etmediği, kazanın meydana geldiği tarihteki havanın durumunun meteoroloji müdürlüğünden sorularak buna göre rapor düzenlenmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 27.03.2014 tarihli ve 2012/34 Esas, 2014/456 Karar sayılı kararla dosyaya getirtilen bilgi ve belgeler, dinlenen tanık beyanları alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte irdelendiğinde davalı iş veren ... Ltd. Şti.'nin iş yeri işçilerinden Kurum sigortalısı ...'ın 04.08.2005 tarihinde davalı ... yönetimindeki diğer davalı ... Ltd. Şti.ne ait ... plakalı numaralı araç ile davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde malul kaldığı 17.10.2012 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre olayın meydana gelmesinde davalı ...'ın %75, diğer davalı ...'nın %25 oranında kusurlu bulunduğu, malul sigortalıya 5510 sayılı Kanun'un 54. maddesi gereğince 51.248,88 TL ilk peşin değerli gelir bağlandığı ve olay nedeniyle uygulanması gereken yasa hükümlerinin 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. bendi ile aynı maddenin 4. fıkrasındaki düzenlemeye göre kurumun açtığı rücu davalarında kurum 1. kişi sigortalı işçi ve işveren 2. kişi, bunlar dışındakiler ise üçüncü kişi konumunda olacaklarından davalı işveren Ltd. Şti.'nin ikinci kişi, diğer davalıların ise üçüncü kişi konumunda bulunduğu ve davalı işverenin sorumluluğunun işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi haliyle sınırlı olup işverenin sırf adam çalıştıran veya işleten sıfatıyla kusursuz sorumlu tutulması imkanının bulunmadığı, bu nedenle davalı Ltd. Şti.'nin Kuruma karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı ve araç işletenlerin kusuru bulunmadığından kurum zararından sorumlu tutulmayacaklarından sigorta şirketlerinin de sorumlu bulunmadığı anlaşılmakla davacının davalı Ltd. Şti, ... Sigorta AŞ., birleştirilen dosyadaki ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. hakkındaki davasının reddine, olayda kusuru bulunan davalılar ... ve ... üçüncü kişi konumunda olup 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrası gereği bağlanan gelirin ilk peşin sermayeli değerinin yarısından sorumlu olacakları anlaşılmakla davacının davalı ... hakkındaki davasının kısmen, diğer birleştirilen dosyanın davalısı ... hakkındaki davasının tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının davalı ... Nakliyat Ltd. Şti., ... Sigorta A.Ş. ile birleştirilen Kütahya İş Mahkemesinin 2012/517 Esas - 2012/732 Karar sayılı dosyasındaki davalı ... A.Ş. hakkındaki davasının reddine, davacının davalı ... hakkındaki davasının kısmen birleştirilen dosyadaki davalı ... hakkındaki davasının tamamen kabulü ile; sigortalı ...'a bağlanan ilk peşin sermayeli değerli gelirin yarısı olan 25.624,44 TL miktarının davalı ...'tan bu miktarın 24.638,41 TL sinden davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, bu miktara gelir bağlama ve onay tarihi olan 22.11.2011 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 27.03.2014 tarihli ve 2012/34 Esas, 2014/456 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalılardan ... ile birleşen dosya davalısı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 07.02.2017 tarihli ve 2016/14540 Esas, 2017/702 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-Birleşen dava davalısı ... avukatının temyiz itirazları bakımından Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre, iş mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Olayda, gerekçeli karar 09.05.2014 tarihinde temyiz eden davalıya bizzat yöntemince tebliğ edilmiş, davacı kurum avukatının temyiz dilekçesi de 22.05.2014 tarihinde tebliğ edimiş, temyiz ise 10.06.2014 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi geçtiğinden 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı da göz önünde tutularak davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE, 2-Davacı Kurum ve davalı ... avukatlarının temyizi bakımından yapılan incelemede ise; A-Dava, 03.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan masraflar nedeniyle oluşan Kurum zararının tüm davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21.maddesidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 'İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu' başlığını taşıyan 21. maddesinin birinci fıkrası, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşullarını düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücûan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır. Buna göre; işverenin ve üçüncü kişilerin iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi gerekir. Bu kapsamda; 6331 sayılı Kanunun 37’nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan ancak zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77’nci maddesi uyarınca, işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluktan konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı). Eldeki davada ise, aldırılan kusur raporunda davalı işveren şirket hakkında herhangi bir irdeleme bulunmadığı gibi kusurlu olup olmadığını dahi belirtilmemesi isabetsizdir. Meydana gelen olayda işverenin objektif özen yükümlülüğü çerçevesinde yapılacak irdeleme ile olayın meydana geldiği iş kolunda uygun bir kusur raporu aldırılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. B- Zorunlu mali sorumluluk sigortası; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesine göre, işletenler motorlu taşıtların kullanılmasından doğan, üçüncü kişilere verdikleri zararları karşılamak üzere zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmak zorundadırlar. Sigorta şirketi, araç sahibinin, gerek müstahdeminin kusurundan ve gerekse, bizzat kendi kusurundan doğacak mali mesuliyetini temin etmektedir. Bu yönden sigorta şirketleri işletenin yada şoförlerinin, kusurları ile neden oldukları olaydan dolayı doğan mali sorumluluklarının belirli limit dahilinde kefili durumundadır. Karayolları Trafik Kanuna göre zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmak zorunlu bulunmakla beraber, bu tür sigorta sözleşmesi de diğer sözleşmeler gibi sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması ile sigorta sözleşmesi poliçeye bağlanmak suretiyle kurulur. Sigorta şirketleri, sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler. Dolayısıyla sigorta şirketinin, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumluluğu; kaza tarihi itibariyle geçerli olan poliçede yazılı sorumluluk limiti ile sınırlıdır. Sigorta şirketi tarafından, 2918 sayılı Yasa kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluk nedeniyle poliçe limiti dahilinde, sigortalı ya da hak sahiplerine ödeme yapıldığının geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda, sigorta şirketinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından, ödediği miktar oranında tazmin sorumluluğundan kurtulduğunun kabulü gereklidir. Eldeki davada ise, mahkemece sigorta şirketlerinin sürücülerin kusurlarından dolayı sorumlu olmadıkları, sadece araç malikini sigortaladığı bunun harici kimseleri sigortalamış olmadığı gerekçesi ile sigorta şirketleri hakkında açılan davaların reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda oluşa uygun bir kusur raporu aldırdıktan sonra, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum ve diğer davalı ... avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 11.02.2020 tarihli ve 2014/74 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı nazara alınarak davanın davalılar ..., ... Sigorta A.Ş. ve birleştirilen 2012/517 Esas 2017/732 karar nolu dosyanın davalısı ... yönünden kısmen kabulüne, 27.030,82 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (hükmedilen tutarın 24.638,41 TL'si ile davalı ...'nın diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olmak üzere) hükmedilen tutara yönelik faiz başlangıcının davalılar ... ve ... yönünden tahsis ve onay tarihi olan 22.11.2011 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden hükmedilen tutarın 9.855,36 TL'si için dava tarihi olan 03.02.2012, 17.175,46 TL'si için ıslah tarihi olan 13.11.2012 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davanın Davalılar ... Nakliyat Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ile birleştirilen 2012/517 Esas 2012/732 karar sayılı dosyası davalısı ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. yönünden reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 11.02.2020 tarihli ve 2014/74 Esas, 2020/54 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 30.11.2022 tarihli ve 2020/3022 Esas, 2022/15118 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Dava, 03.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan masraflar nedeniyle oluşan Kurum zararının tüm davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21.maddesidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 'İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu' başlığını taşıyan 21. maddesinin birinci fıkrası, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşullarını düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücûan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır. Eldeki davada, mahkemece verilen 27.03.2014 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile '..…işverenin ve üçüncü kişilerin iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi, sigorta şirketlerinin sürücülerin kusurlarından dolayı da sorumlu oldukları ve buna göre yeniden alınacak kusur raporu sonrasında oluşacak sonuca göre 5510 sayılı Yasa çerçevesinde bir karar verilmesi…' gereğine işaret edilerek araştırma ve inceleme yapılmak üzere bozulmuştur. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2918 sayılı Yasanın taşıt kullanma sürelerine uyma zorunluluğu başlıklı 49. Maddesinde: 'Ticari amaçla yük ve yolcu taşıyan motorlu taşıt sürücülerinin, taşıt kullanma sürelerine aykırı olarak taşıt kullanması ve bunlara taşıt kullandırılması yasaktır. Taşıt kullanma süreleri ile ticari amaçla yük ve yolcu taşıyan motorlu taşıtları kullanacakların denetimi ve süre dışı kullanmaya devamı önleyici tedbirlerle ilgili uygulanacak esas ve usuller yönetmelikte belirtilir.' Hükmü ile bu madde hükmüne aykırı olarak taşıt kullanan sürücülerin ve sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse, araç sahibi ve işleten veya teşebbüs sahibi hakkında ceza tutanağı düzenleneceği belirtilmiştir. Eldeki davada ise, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, özellikle Kütahya Afyon karayolunda davalı ... yönetiminde olan ... plaka sayılı araç hakkında kaza sonrasında düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında takograf kayıtlarında yapılan inceleme ile tarfik polislerince hafta tatili ihlali olduğuna dair yapılan tespit nedeniyle davalı işveren şirket hakkında bu olgu ve kazaya ilişkin sonuçlarını irdeleyen yeni bir kusur raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda oluşa uygun bir kusur raporu aldırdıktan sonra, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.03.2023 tarihli ek raporda anılan eksiklikler giderilmek suretiyle değerlendirme yapılmış ve raporda Davalı ...'nin, mevzuat yönünden sorumlu olduğu kuralları ihlali nedeniyle %60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, diğer davalı kazaya neden olan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın, olayın meydana gelmesinde %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu tespit edildiği gerekçesiyle davanın davalılar ..., ... Sigorta A.Ş. ve ... yönünden kısmen kabulüne, 42.124,21 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (hükmedilen tutarın 25.624,44 TL'sinden -davalının usuli kazanılmış hakkı da gözetilerek- davalı ...'ın diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olmak üzere) hükmedilen tutara yönelik faiz başlangıcının davalılar ... ve ... yönünden tahsis ve onay tarihi olan 22.11.2011 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden hükmedilen tutarın 9.855,36 TL'si için dava tarihi olan 03.02.2012, 32.268.85 TL'si için ıslah tarihi olan 13.11.2012 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davanın birleştirilen 2012/517 Esas 2012/732 Karar sayılı dosyası davalıları ... Anonim Türk Sigorta A.Ş. ve ... yönünden reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yeterli araştırma yapılmadığı, davalıların tam kusurlu olduğu, tüm davalılar yönünden davanın kabulünün gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusuru oranlarına itirazlarının nazara alınmadığı ve çelişkilerin giderilmediği, davalının kusuru bulunmadığı, henüz yürürlükte olmayan bir yönetmelikle kusur atfedildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 1. 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. 2. Uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere; Kusurun belirlenmesinde zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir. 3. Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 4. Öte yandan: bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 5.Somut olayda, davalılardan ... Limited Şirketi bünyesinde çalışan sigortalı ...’ın içinde bulunduğu ve davalılardan ...’ın sürücülüğünü yaptığı nakliye kamyonu ile Bursa’dan Adana’ya ev eşyası taşındığı, 03.02.2011 tarihinde gece saatlerinde yola çıktıkları, yolculuk sırasında Kütahya-Afyon karayolunda, saat 04:30 civarında ...’ın anlık uyuması sonucu aracın yolun sağında emniyet şeridinde park halinde bulunan, birleşen davanın davalısı ...’nın sürücüsü olduğu tıra arkadan çarptığı ve kazada sigortalı ...’ın sürekli iş göremezlik durumuna yol açacak şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan son bilirkişi raporunda, davalı işveren şirkete %60, sürücü ...’a ise %40 oranında kusur izafe edildiği görülmektedir. Ancak, kusur raporunun olayla doğrudan bağlantılı fiillere ilişkin gerekçeleri yetersiz kalmış ve rapor olayın oluş şekline uygun bulunmamıştır. Zira kusur oranları yalnızca aracın yola çıkış saati üzerinden belirlenmiş; oysa davacı Kurum, yola çıkış saatinin 24:00 olduğunu ileri sürerken, bazı raporlarda bu saat 01:30, diğerlerinde ise 02:30 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, davalı sürücü ...’ın günlük çalışma süresi ile kaza günü fazla mesai yapıp yapmadığı, fazla çalışmanın kazaya etkisi gibi hususlar değerlendirilmemiş, bu yönleriyle kazanın meydana gelmesine etkisi yeterince tartışılmamıştır. 6. Mahkemece, trafik ile işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişi heyetinden maddi olgular da değerlendirilerek tarafların kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınıp kusur raporları arasındaki çelişkile de giderilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11887, K. 2024/13671, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-11887-e-2024-13671-k-e2224c1b2632