Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/461 E. 2024/1609 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/461
Karar No
2024/1609
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2083 E., 2023/1867 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/374 E., 2023/188 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının fer'i müdahil Kurum vekilince istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalıya ait iş takibi firmasında iş takip elemanı olarak çalıştırılmak suretiyle 19.05.1998 tarihinde işe başlatıldığını, işe başlangıç tarihinin 25.08.2000 olarak gösterildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan banka hesap cüzdanı örneklerinde ve Yurtiçi Kargodan alınan irsaliyeli fatura örneklerinde de görüleceği üzere davalıya ait firmanın faaliyet konusu iş takibi kapsamında 19.05.1998-25.08.2000 tarihleri arasında aralıksız olmak üzere pek çok farklı tarihli işlemde müvekkilin adının geçtiğini, 20.05.2002-01.11.2002 tarihleri arasında da müvekkilin bilgisi dışında işe girdi ve çıktı işlemi yapıldığını belirterek, davacının davalıya ait işyerindeki sigortalılık başlangıcının 19.05.1998 olduğunu, 19.05.1998-25.08.2000 ve 20.05.2002-01.11.2002 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... davaya cevap vermemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. 3.Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının 1057133.006 sicil sayılı ... unvanlı işyerinde bildirilen süreler dışında 04.06.1998-24.08.2000 tarihleri arasında 800 gün ve 21.05.2002-31.10.2002 tarihleri arasında 160 gün olmak üzere toplam 960 gün daha günlük brüt asgari ücret üzerinden çalışması olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; kurum işlemlerinin usul ve yasalara uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Anayasa'nın 36 ncı maddesinin ilk fıkrası şöyledir: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." 2.12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27, 55, 59 ve 60 ıncı maddeli şöyledir: "Madde 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir. Madde 55- (1) Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta Kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Madde 59- (1) Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır. Madde 60- (1) Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder." 3. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "(1) Dava şartları şunlardır: (.. ) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. 4. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28 inci maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir: Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer." 5.4721 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesi şöyledir: "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya Kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler." 3.Değerlendirme 1. Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği usul hukukunun temel ilkelerindendir ve 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartıdır. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. 2. 6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. 3. 6100 sayılı Kanun'un 27 inci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. 4. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır. 5. Davacının ölümü ile vekalet ilişkisi sona erer. Bu durumda vekilin davaya devam edilebilmesi için davacının mirasçıları tarafından kendisine vekaletname verilmesi gerekmektedir. Davacının ölümü ile mirasçıları arasında elbirliği mülkiyeti oluştuğundan aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olup, yargılamaya devam edilebilmesi için, dava dilekçesi ve duruşma gününün murisin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlandıktan sonra yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi gerekir. 6. 4721 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesine göre mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. İştirak halinde mülkiyet diğer bir deyişle elbirliği mülkiyetin esasında, iştirak halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmaları yer alır. Bu mülkiyette malikler paydaş değil, ortaktır. Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklıkta, hakkın süjesi ortaklık olmayıp bir bütün halinde elbirliğiyle hareket etmek zorunda olan ortaklardır. Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. 7. Davada, iştirak halinde mülkiyetin gereği miras yoluyla terekeye dahil olan faiz alacağı ile ilgili davada davacının ölümü sonrasında mirasçıların bir kısmı tarafından davaya devam edilmiştir. Mirasçı eldeki davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davayı bütün mirasçılar ile birlikte yürütmesi gerekir. Bu durumda Mahkemece, diğer mirasçıların da davaya katılmasının sağlanması veya 4721 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için davayı takip eden mirasçılara uygun bir süre vermelidir. Eğer diğer mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermez ise bu durumda davayı açan mirasçının terekeye bir temsilci tayin ettirmesi gerekir. Terekeye atanan temsilci, davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca diğer mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur. Davayı takip eden mirasçılar, verilen kesin süreye rağmen diğer mirasçıların davaya katılmasını veya muvafakat etmesini sağlayamaz ve terekeye temsilci de tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın reddine karar verilir. 8. Somut olayda davacının yargılamanın devamı sırasında 15.03.2019 tarihinde vefat ettiği, davacı mirasçıları davalı ... ve dava dışı ...'in mirası reddettiklerine dair kayıt ve belgelerin dosya içeriğinde yer aldığı anlaşılmakla, Mahkemece tereke temsilcisi tayin edilerek sonucuna göre karar verilmesi gereği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir. Diğer yandan davalı ... yönünden karar verilmemesi de isabetsiz bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/461, K. 2024/1609, T. 21.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-461-e-2024-1609-k-d0673d73d5e6