Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/173 E. 2025/2931 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/173
- Karar No
- 2025/2931
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1542 E., 2023/2050 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/149 E., 2023/126 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, kazanın oluşumda davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek 417.899,36 TL’ye maddi, 400.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin anılan kararına karşı yalnızca davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2018 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun sürekli iş göremezlik oranındaki kontrol kaydı yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinden sonra mahkemece sürekli iş göremezlik oranındaki kontrol kaydının sonucu araştırılmış ve oranın değişmediği tespit edilmiş, sonrasında 28.02.2020 tarihli ek hesap raporu alınmış, bu raporda öncekinden farklı olarak bakıcı gideri de hesaplanmış, davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararı 781.578,21 TL, bakıcı giderinden kaynaklanan maddi zararı 1.260.350,40 TL olmak üzere davacının maddi zararının toplamda 2.041.928,61 TL olduğu yönünde görüş bildirilmesi üzerine davacı vekilince 17.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ibraz edilerek maddi tazminat istemleri 2.041.928,61 TL’ye arttırılmıştır. Sonrasında mahkemece 05.03.2023 tarihli hesap raporu alınmış, davacının maddi zararı iş göremezlik 2.970.398,82 TL ve bakıcı gideri 3.611.469,12 TL olmak üzere toplam 6.581.867,94 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekilinin 07.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemlerini 6.581.867,94 TL arttırdıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli son kararı ile davacı tarafın mahkemenin ilk kararına karşı istinaf yoluna başvurmadığı, bu nedenle iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat tutarı üzerinden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu kabulünden hareketle davacının ikinci ve üçüncü ıslahlarının yapılmamış sayılmasına, 417.899,36 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli son kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin “aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir” gerekçesi ile, yerel mahkeme hükmünün kaldırılması sonrasında yapılan yargılamada 17.03.2020 tarihli dilekçelerinin yapılmamış sayılmasına karar vermesinin doğru olmadığını, kanun hükmü ve Yargıtay kararları uyarınca bozmadan sonra ıslah işlemi yapılabildiğini, üstelik taleplerinin dava değerini artırma yönünde olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, manevi tazminat taleplerinin kısmi dava ile ileri sürülmediğini, bir an için kısmi taleple ileri sürüldüğünün kabul edilmesi halinde dahi manevi tazminat taleplerinin kısmi davaya konu edilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, yargılama boyunca davacı tarafın davasını üç kez ıslah ettiğini, her ne kadar davanın yalnızca bir kez ıslahı mümkünse de yerel mahkeme tarafından son iki ıslahın yapılmamış sayılmasına karar verilerek müvekkili lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca her ne kadar davacının ıslah taleplerinin kabulü mümkün olmasa da talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin başvuru harcı da yatırmak suretiyle ıslah dilekçesinde 400.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine maddi tazminatla birlikte 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 24.10.2023 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. Somut olayda, davacının İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli ilk kararına karşı istinaf yoluna başvurmadığı Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması sonrasında İlk Derece Mahkemesi'nce verilen 02.06.2017 tarihli son kararda davacı lehine ilk karardaki gibi 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşıldığından davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme karşı temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir. c.Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından eldeki davanın tek bir davalısı bulunmasına karşın Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında aynı davalının farklı kişilermiş gibi iki kez gösterildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 3.Bölge Adliye Mahkemesi kararının karar başlığında yer alan yer alan "Davalı : ... Mah. ... Vekilleri : Av. ... [....] Av. ... [.....]" ibarelerinin silinerek başlıktan çıkarılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 5.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.