Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1636 E. 2024/8800 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1636
Karar No
2024/8800
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2428 E., 2023/2622 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Nallıhan Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/1083 E., 2023/169 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Termik Elektrik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait Çayırhan Mahallesinde yer alan maden ocağında mekanikçi olarak çalıştığını, işverenin emir ve talimatı doğrultusunda yer altında E sahası 410 bacada insan nakli için kullanılan monoray ile diğer işçilerle birlikte taşındığı esnada monorayın bir malzemeye takılmasına rağmen monorayı taşıyan ray sisteminin çalışmaya devam etmesi neticesinde arkasında bulunan demir ile oturmakta olduğu oturaç arasında sıkışması suretiyle iş kazası geçirdiğini ve ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını, iş kazasının meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, iş kazasının oluşumunda, olası bir iş kazasını engellemek için gerekli önlem ve tedbirlerin alınmadığını, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması adına ilgili mevzuat hükümleri tahtında zorunlu kılınan hiçbir önlemi davalı şirketin almadığını, davalı Şirketin tam ve ağır kusurlu olduğunu, yargılama konusu kaza sebebiyle Nallıhan Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1443 sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığını beyanla davalı işveren müvekkilinin davacının yaralanması ve geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kalması nedeniyle uğramış olduğu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 19.025,79 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket aleyhine açılmış olan davayı kabul etmediklerini, davanın reddini talep ettiklerini, davacın kazalanmasına neden olan olayın tamamen davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sonucu gerçekleştiğini ve müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının maden sahasında (Yeraltı) tahkimatçı olarak işe başladığını ve işe başlama eğitimi kapsamında iş güvenliği kurallarının anlatıldığını, kullanacağı koruyucu malzemelerin teslim edildiğini ve bu koruyucuları nasıl ve ne zaman kullanacağı ile ilgili talimatların tebliğ edildiğini, ayrıca yeraltında acil durumlarda kullanması gereken ferdi gaz maskesi ve toz maskesinin kullanımı ile ilgili talimatların anlatıldığını, davacıya daha sonra yeraltı iş sağlığı ve güvenliği tekrar eğitiminin verildiğini, 16:00-00.00 vardiyası çalışmaları için personellerin monorayla görev bölgelerine giderken bölgeye ulaşmalarına az bir mesafe kala saat 16:30 civarı kaza meydana geldiğini, bu sırada kazalı ... binek sehpası oturak bölümü ile monoray kirişi arasında sıkışması sonucu kaza geçirdiğini, meydana gelen kazada tamamen üçüncü kişilerin ve davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sonucu meydana geldiğini haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kusursuz olduğu, davacının davaya konu iş kazası nedeniyle maluliyetinin bulunmadığı kabulünden hareketle davanın kısmen kabulü ile 19.025,79 TL maddi ve 12.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maluliyet oranının %33 olduğunu, meydana gelen kaza sebebiyle belinde, ayaklarında ağrıların devam ettiğini, ayakta durmakta zorluk çektiğini, YSK tarafından maluliyet oranının %35 oranında tespit edilmesine karşın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından maluliyetin %0 olarak tespit edildiğini, buna itiraz etmeleri üzerine Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp Üst Kurulu tarafından YSK ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu arasındaki farkın fizyon ameliyatı sonrası iki veya daha fazla segmentte antikilozu maddesinden maluliyet oranının verildiği, davacının L1-L2 arasında fizyon gördüğünden yönetmelikte bunun karşılığının bulunmadığından maluliyetin %0 olarak tespit edildiği, halbuki şikayetlerin devam ettiği rapora giderken ortopedi ve nöroloji uzmanına muayene olduktan sonra dosyanın gönderilmesi gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden dosyanın gönderildiği, maluliyetin tespiti hususunda Ankara veya Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden rapor alınması gerektiği, hüküm altına alınan manevi tazminatın çekilen acılar ile karşılaştırıldığında yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olayın tamamen davacının dikkatsiz ve özensiz davranışları sonucu meydana geldiğini, kendilerine %100 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, aleyhlerine açılan tüm dosyalarda bilirkişi heyetinde Muzaffer Köndel'in yer aldığını raporların tamamının aynı olduğunu, bilirkişi heyetinin tarafsızlığının şüpheye düştüğünü, kaza geçirdiği sırada monoray ile görev bölgesine gitmekte olduğunu, monorayın kullanılmasına ilişkin mesleki eğitiminin bulunduğunu, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişi konumunda bulunan ...'ın kusurlu ve ihmalkar davrandığını, yine Satılmış Çeliktaş'ın monorayı güvenli şekilde durduramadığını, olayın bu üçüncü kişilerine kusurundan kaynaklandığından illiyet bağının kesildiğini, davacının talep ettiği tazminatlardan sorumlu tutulamayacaklarını, manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olup miktarının da fazla olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre dava dilekçesinde davacının 75.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında kabul edilen manevi tazminat miktarının 12.000,00 TL, reddine karar verilen miktarın 63.000,00 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacının 19.025,79 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında kabul edilen maddi tazminat miktarının 19.025,79 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. C) Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Taraf vekillerinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin maddi tazminat istemine yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1636, K. 2024/8800, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-1636-e-2024-8800-k-9b8595036498