Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/14913 E. 2026/1117 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/14913
- Karar No
- 2026/1117
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1574 E., 2024/2952 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/63 E., 2019/444 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya 01.07.2015 tarihinden itibaren ( 2...0 ) tahsis numarası ile bağlanan yaşlılık aylığının 16.11.2015 tarihli "Yaşlılık Aylık/Gelir Değişiklik Kararı" ile yeniden belirlenerek, yaşlılık aylığından kesintiye gidilmesi üzerine itiraz edildiği, 23.12.2015 tarihli yazı ile itirazlarının dikkate alınmadığı, davacının ...Şirket (... . Şirketi) ortağı olduğu, ayrıca ... Ltd. Şti.nin Müdürü olduğu, bu iş yerinde müdür olarak çalışması nedeni ile SSK prim ödemeleri ile SSK emeklisi olmaya hak kazandığı, 08.12.20 15... .12.2015 tarihli işlemlerin iptali ve kesilen aylıkların iadesi için idari yargı davasının görev yönünden reddine karar verildiği, şirket Müdürü olması sebebiyle yatırılan SSK prim ödeme gün sayısının dolması sebebiyle emekli olmaya hak kazandığı, Bağ-Kur'da gün sayısı ve kazançlarının dahil edilerek yeniden hesaplama yapıldığından, aylığından fuzuli ödeme iddiası ile 2.575,75 TL talep edilmesi ve kesinti yapılmasının yasal dayanaktan yoksun bulunduğu, öncelikle SSK'dan emekli olmaya hak kazanmış olan davacıya bağlanan emekli maaşının kazanılmış hak olduğu, dava konusu işlem ile maaş kesintisi ve fuzuli ödeme iddiası kapsamında yapılan ödemenin iadesi talebinin hukuken korunmasının yasal dayanaktan yoksun bulunduğu, yaşlılık aylığının 506 sayılı Kanun kapsamında prim ödeme gün sayısını tamamlaması sebebiyle bağlandığı ve Bağ-Kur ile ilgisinin bulunmadığı, şirket müdürlüğü yapması sebebiyle de diğer yandan SSK primlerinin yatırıldığı, bir taraftan gün sayısı dolmuş ve aylığa hak kazanmışken diğer yandan Bağ-Kur kaydı sebebiyle yaşlılık aylığının kesilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu iddiasıyla 2.575,74 TL'nin iadesine ilişkin talebin hukuka aykırı olduğunun tespitine, davacının hizmet cetveline istinaden, Bağ-Kur gün sayısı ve kazançları da dahil edilerek yaşlılık aylığının 01.09.2015 tarihi ve devamı için hesaplanarak, yaşlılık aylığının miktarının tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.10.2019 tarihli ve 2018/63 Esas, 2019/444 Karar sayılı kararla davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum'un 11.12.2015 tarihli davacı adına 2.575,74 TL borç tahakkuk eden Kurum işleminin kısmen iptali ile bu miktarın 1.023,51 TL'lik kısmından davacının borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine, taleple bağlı kalınarak davacının 2015/09 ayı maaşının 2.378,32 TL asıl ve 95,13 TL ek ödeme olmak üzere toplam 2.473,45 TL olduğunun tespitine, 03.04.2019 tarihli bilirkişi raporunun hükmün eki sayılmasına karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli ve 2018/63 Esas, 2019/444 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/2013 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 3 56... . maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine 6100 sayılı HMK'nın 3 56... . maddeleri uyarınca davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Ankara 3. İş Mahkemesine ait 22.10.2019 gün ve 2018/ 63... /444 karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 11.12.2015 tarihli davacı adına 2.575,74 TL borç tahakkuk ettirdiği Kurum işleminin kısmen iptali ile bu miktarın 839,36 TL 'lik kısmından davacının borçlu olmadığının tespitine, bu yönden fazlaya ilişkin talebin reddine, taleple bağlı kalınarak davacının 2015/9. ay maaşının 2.377,55 TL asıl ve 95,10 TL ek ödeme olmak üzere toplam 2.472,65 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/2013 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 26.12.2023 tarihli ve 2022/634 Esas, 2023/13496 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada, Mahkemece, hükme esas alınan hesap raporunda, davacı hakkında aktarıma konu edilen dönem bakımından yapılan irdelemenin 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin ikinci fıkrası karşısında yerinde olduğu belirgin ise de, aylık miktarı bakımından davacı hakkında davalı Kurumca yeniden işlem yapılmasından sonra 20 15... uncu ay itibari ile 2.449,59 TL aylığın hesaplanıp ödendiğinin belirgin olması karşısında, öncelikle davacı hakkında kurumca yeniden yapılan aylık hesap ayrıntılarının dosyaya yansıtılması ile yukarıda yapılan açıklamalara uygun şekilde alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden, aylık bağlama tarihinde yürürlükte bulunan yasal mevzuat gereği, başlangıçtaki aylık tutarını tespit eden, Kurumca bağlanan aylıkla karşılaştırılarak, fark bulunması halinde gerekçeli ve ayrıntılı olarak sebebini açıklayan rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aylık bağlama karar evrakları getirtildiği her ne kadar bozma ilamında davacının 2015/9. ay aylığının 2.449,59 TL olduğu belirtilmişse de ilk bağlanan (2015/9.ay) aylık miktarının 2.772,26 TL olduğu teyit edildiği, getirtilen evraklar uyarınca aylık ve borç miktarının belirlenmesi bakımından yeniden bilirkişi raporu alındığı, 11.10.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, 2015 yılı kazancında yapılan maddi hata giderildiği ve davacının talebine göre 2015/9.ayına ilişkin aylığının 2.376,54 TL asıl, 95,06 TL ek ödeme ile toplam 2.471,60 TL olduğu ve davacının davalı Kuruma 835,68 TL borçlu olmadığı belirlendiği, söz konusu bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı Kurumun 11.12.2015 tarihli davacı adına 2.575,74 TL borç tahakkuk ettirdiği, Kurum işleminin kısmen iptali ile bu miktarın 835,68 TL'lik kısmından davacının borçlu olmadığının tespitine, bu yönden fazlaya ilişkin talebin reddine, talep ile bağlı kalınarak davacının 2015/9. ay maaşının 2.376,54 TL asıl ve 95,06 TL ek ödeme olmak üzere toplam 2.471,60 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve beyan dilekçeleri tekrar edilerek Kurum hesap ve işlemlerinin yerinde olduğu, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı tutarının tespiti ile aksine Kurum işlemlerinin iptaline ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.