Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1308 E. 2024/2741 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1308
Karar No
2024/2741
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2208 E., 2023/1986 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/227 E., 2023/218 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin emekli olduğu tarihten itibaren belirsiz süreli hizmet akdiyle kesintisiz bir şekilde davalı işverenlik tarafından iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği 25.01.2018 tarihine kadar davalıya ait işyerinde çalıştığı, önem içerisindeki 29.09.2008 tarihine kadar gerçekleşen çalışmaların Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği, davalı şirkete ait işyerinde, 01.09.2000 tarihinde kamyon şoförü olarak işe başlayarak, davalı şirketin Arsin OSB'de bulunan farikasında ürettiği unların Trabzon-Gümüşhane-Bayburt-Erzurum-Kelkit-Şiran-Köse-Erzincan Giresun-Ordu-Samsun-Artvin vs. illerine dağıtımı işinde belirsiz süreli hizmet akdiyle sürekli ve kesintisiz bir şekilde özverili bir şekilde çalışan müvekkil davacının iş akdine, davalı işveren tarafından 25.01.2018 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak son verildiği, bunun üzerine müvekkil davacı, davalı şirket nezdinde 01.09.2000-25.01.2018 tarihleri arasında gerçekleşen çalışmalarından kaynaklanan tazminat ve alacaklarının ödenmesi için davalıya başvurduğu, bu başvurudan olumlu bir sonuç alınamadığı, müvekkilin 01.09.2000-29.09.2008 arasındaki çalışmalarının davalı işveren tarafından yasaya aykırı şekilde SGK'ya bildirilmediğinin anlaşıldığı, bu meyanda davalı işveren tarafından SGK'ya bildirilmeyen 01.09.2000-29.09.2008 arasındaki çalışmalarının tespiti ile bu çalışmaların hizmet süresinden sayılması için iş bu davanın açılması gerektiği, Yapılacak yargılama neticesinde davacının, davalı şirkete ait işyerinde 01.09.2000-29.09.2008 tarihleri arasında belirsiz süreli hizmet akdiyle kamyon şoförü olarak sürekli ve kesintisiz bir şekilde çalıştığının tespitine, müvekkilin bu çalışmalarının aynı işveren şirket nezdindeki diğer çalışmalarıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, müvekkilin davacıyı çalıştırdığı süre içinde tüm çalışmalarının davalı Sigorta Kurumuna bildirdi davacının 2000-2008 tarihleri arası çalışmalarının diğer davalı Kuruma eksik bildirildi; iddialarının gerçeklerle bağdaşmadığı gibi 5 yıldan önceki sürelerin zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiği, öte yandan davacının çalıştığı işyerinde nakliye şoförü olarak çalıştığı, bu nedenle çalışmalar biraz daha yoğun olduğundan çalışan kişi sayının arttığı ancak hiçbir çalışanın SGK ya bildirilmemesinin söz konusu olmadığı, zira davacı ticari araç kullandığı için uzun yola seyehat ettiği için müvekkilin çalışanlarını SGK'ya bildirmemesinin söz konusu bile olamayacağı, davacının 29.09.2008 tarihinde işe başladığı ve müvekkil şirketten 25.01.2018 tarihinde çıkışının SGK'ya bildirildiği, davacının 29.09.2008 ile 25.01.2018 tarihler arasında çalışması olduğu ve çalıştığı günler Kuruma bildirildiğinden daha öncesi için çalışması mevcut olmadığından, davacı vekilinin iddialarını öncelikle zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın beş yıllık zamanaşımı içinde açıldığı, davanın görülerek, tanık beyanları yanında davacının çalıştığına ilişkin belgelerin de değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Mahkemece dinlenen tanıklardan davalı işyeri muhasebe birimine bakan bordrolu tanık, davacının ... Nakliyat isimli başka bir firma adına çalıştığını, 2008 yılında davalı işyerinde çalışmaya başladığını beyan etmiştir. Bordrolu tanık... ise davacının ...’nda çalıştığını, ancak ... adına başka bir firma adına çalıştığını, şirketin zamanla büyüyünce kendi araçlarını satın aldığını ve şahıs araçlarını çalıştırmayı bıraktığını, davacının 2004 yılı döneminde ...'nun şahsına ait aracı kiralayarak ... şirketi adına çalıştırdığını beyan etmiştir. Diğer bordrolu tanıkların tamamı ile davacının ürün teslimi yaptığı davalı işyerinin iş ilişkisinin bulunduğu tanıklar ise davacının 2000 yılından itibaren davalı işyerinde çalıştıklarını beyan etmişlerdir. ..., dosya kapsamında dinlenen ve taraflar arasındaki iş ilişkisini bilebilecek nitelikteki bordro tanıklarının beyanlarının davacıyı destekler nitelikte olması ve davacının davalı işyerinde ihtilaf konusu dönemde de eylemli çalışmasının bulunduğu anlaşılmış ise de, davacının tespit istediği dönem içinde yer alan 1.9.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 4/I-(a) kapsamından yaşlılık aylığı aldığı anlaşılmakla, emsal Trabzon BAM 5. HD'nin 2022/1272 E 2022/1127 K sayılı ilamı da gözetilerek, davacıya talebin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak geçen sürelerin tespitine mi yoksa hizmet akdine dayalı zorunlu çalışmaların tespitine mi yönelik olduğu hususunda sorulmuş, Mahkememizin 03.08.2023 tarihli celsesinde talebin, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak geçen sürelerin tespitine yönelik olduğu anlaşıldığından; açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davacının, davalı ... Un Sanayi Nakliyat ve Ticaret A.Ş. bünyesinde 01.09.2000-29.09.2008 tarihleri arası dönemde kesintisiz ve sürekli olarak 506 sayılı Kanun'un 63/B madddesi kapsamında Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, davalının, davacıyı çalıştırdığı süre içinde tüm çalışmalarını sigorta Kurumuna bildirdiğini, davacının 2000-2008 tarihleri arası çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiği iddialarının gerçeklerle bağdaşmadığını, 5 yıldan önceki sürelerin zamanaşımı nedeniyle de reddedilmesi gerektiğini, öte yandan davacının çalıştığı işyerinde nakliye şoförü olarak çalıştığını, bu nedenle çalışmalar biraz daha yoğun olduğundan çalışan kişi sayısının arttığını ancak hiçbir çalışanın SGK'ya bildirilmemesinin söz konusu olmadığını, davacının 29.09.2008 tarihinde işe başladığını, 25.01.2018 tarihinde davalı şirketten çıkışının SGK'ya bildirildiğini, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacının, davalı firmadan önce başka bir firmaya aracı ile nakliye işi yaptığını, dolayısı ile davalı firmada çalışmasının SGK'ya bildirilen süreden önceki dönemi kapsamadığını, bu beyanlar dosyaya yeminli tanıklar tarafından verilmiş olsa da bilirkişi raporunda bu hususta bir değerlendirme yapmaksızın rapor düzenlendiğini, davacı tanıklarının davacının çalışma süreleri konusunda bilgiye dayalı değil tamamen görgüye dayalı ifadeler verdiklerini, tanıkların verdiği bu ifadelerin çelişkili olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, Kuruma verilen bordrolarda da görüldüğü üzere davacının geldiği günler kadar sigortaya bildirildiğini ve ücretini aldığını, Kuruma bildirilmeyen gününün olmadığını belirterek mahkemece verilen kararı istinaf etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili; iş bu dava ile ilgili olarak Kurumca yapılan araştırmada 2 8211 0.1 061 02 55 sicil sayılı dosyada ... Un Sanayi Nakliyat ve Tic. A.Ş. adına işlem gören işyeri ile ilgili olarak yapılan dosya tetkik işlemi sonucunda, .... T.C numaralı ... isimli kişinin bahse konu işyerinde çalışmış olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge tespit edilemediğini, hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, mahkemece re'sen araştırma yapılarak çalışma olgusunun varlığı inandırıcı ve yeterli delillerle ortaya çıkarılması gerektiğini, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde belirtildiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünden fiilen çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, bu durumu işverenin ikrarının bile kanıtlamaya yeterli olmadığını, bu sebeple mahkemece davacının göstereceği tanık beyanları ile yetinilmeyerek ilgili tarihlerde adı geçen işyerinde bordrolu çalışanlar, komşu işyeri çalışanları, komşu işverenler araştırılarak bunlardan re'sen seçilecek kişilerin bilgilerine başvurulması gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda da bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması ve işçinin işverene ait işyerinde onun denetim ve gözetimi altında fiilen yerine getirmesinin zorunlu olduğunu, bunun için çalışma ilişkisinin kesin olarak ispatlanması gerektiğini, ispat yönteminin de yazılı kanıtların aksinin ancak yazılı delillerle doğrulanabileceği gerçeği olduğunu, kaldı ki hak düşürücü 5 yıllık sürenin de göz önünde tutularak yargılamanın yapılması gerektiğini belirterek mahkemece verilen kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacının davalı işyerinden 29.09.2008-25.01.2018 tarihleri arasında sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmalarının Kuruma bildirildiği, davacının 01.09.2000-29.09.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitini talep ettiği, özellikle dava konusu tarihleri kapsayacak şekilde davalı şirkette çalışması bulunan bordrolu tanıkların ve komşu işyeri tanıklarının beyanına göre davacının, mahkemece kabul edilen dönemde davalı işyerinde iş akdi karşılığı sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştığı, davacı sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve bildirimin yapılmasından önceki çalışmaların bildirim yapılan çalışma dönemini de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceği (Aynı yönde Yargıtay HGK 2022/10-213 E 2023/356 K sayılı ilamı), Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı, davalı ve fer'i müdahilin istinaf talepleri yerinde görülmemiş ve istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. 3) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2. Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Eldeki dava, davacının, davalı işyeri nezdinde 01.09.2000-29.09.2008 tarihleri arasında sosyal güvenlik destekleme primine tabi olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup davanın kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, Mahkemece, davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde davacıdan talebi açıklattırılarak hangi plakalı kamyonlarda şoförlük yaptığı öğrenilmeli, belirlenen plaka numaralarına ait araçların trafik kayıtları celbedilerek trafik cezası olup olmadığı araştırılmalı, davacının elinde mal taşınması konusunda irsaliye faturası ve teslim tutanakları gibi yazılı belge olup olmadığı sorulmalı, belirlendiği takdirde istenilmeli, davacının kimlerle çalıştığı, kamyonda birlikte çalıştığı başka kimselerin olup olmadığı hususu sorulmalı, adı verilen kişiler dinlenilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1308, K. 2024/2741, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-1308-e-2024-2741-k-8196f220efa9