Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12854 E. 2026/1130 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12854
- Karar No
- 2026/1130
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1226 E., 2021/1860 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/385 E., 2019/634 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince asıl dava dosyasının davalılarından ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 22.11.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı asil ... ve adına Av. ... ile davalı ...adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dosyasında özetle; davacılar murisinin davalı ...’nin işçisi olarak davalı ...’a ait olup davalı .... ....ye kiralanan binadaki tadilat işi kapsamında çalıştığı sırada merdiven boşluğuna düşerek yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, olayın davalıların kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek davacı eş ... için 348.072,39 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 56.069,79 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 105.911,27 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dosyasında özetle; aynı iş kazası nedeniyle aynı taleplerden birleşen dava davalısı ...’ın da sorumlu olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemlerinin bu davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 2014 yılında meydana gelen iş kazası sonucu davacılar murisinin vefat ettiği, olayın meydana gelmesinde asıl işveren olarak nitelendirilen davalı .... ....nin %40, alt işveren olarak nitelendirilen davalı ...’nin %40, davacılar murisinin %20 oranında kusurlu olduğu, davalı ...’ın kusurunun bulunmadığı kabul edilerek asıl dava dosyası davalılarından ...hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, her bir davacı lehine ayrı ayrı 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Belediye tarafından düzenlenen tutanaktan da anlaşılacağı üzere davaya konu binanın 4.340,80 metrekarelik alanının projeye aykırı olarak inşa edildiğini, müteveffanın düşerek hayatını kaybettiği merdiven boşluğunun dosyada yer alan bina projesinde bulunmadığını, bu nedenle müteveffanın projeye aykırı olarak inşa edilen yapı nedeniyle vefat ettiğini, bina hakkında yıkım kararı olmasına rağmen binanın kiralandığının ileri sürüldüğünü, kiralama işleminin gerçek bir işlem olduğu kabul edilse dahi Belediye tarafından usulsüzlüğü tespit edilen böyle bir binanın kiralanmasının kiraya veren yapı maliki davalı ...’ı sorumluluktan kurtarmayacağını, kiraya verenin sorumlulukları arasında denetleme yükümlülüğünün bulunduğunu, kira kontratının yeterince irdelenmediğini, dosyaya hükümleri farklı iki ayrı kira kontratı sunulduğunu, kira kontratının aslının dosyaya sunulmadığını, dosyaya sunulan kira kontratı ile kazadan hemen sonra kolluk ekiplerine sunulan kira kontratının birbirinden tamamen farklı olduğunu, bina yapımındaki bozukluk ve noksanlıkların Belediye tutanakları ile sabit olduğunu, tutanaklara konu inşaat faaliyetinin bizzat davalı yapı maliki tarafından gerçekleştirildiğini, sahihliği tartışmalı olan kira kontratına dayanılarak davalı ...’ın sorumluluğunun bulunmadığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kazanın gerçekleştiği binanın ticari alan niteliğinde olduğunu, davalı ...ile diğer davalı .... .... arasındaki ilişkinin ticari iş olarak kabul edilmesi gerektiğini, kazanın kiracılık ilişkisi sırasında değil tadilat işi sırasında meydana geldiğini, bu nedenle davalılar arasındaki ilişkinin yalnızca kira sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, basiretli tacir olması beklenen bina malikinin 50 00... alan üzerindeki tadilat faaliyetini bu konuda tecrübesi bulunmayan diğer davalı .... ....ne bırakmasının iş kazasında kusurlu olduğunun göstergesi olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, PMF tablosuna göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, kabul ve red vekâlet ücretlerinin hatalı belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ile müvekkili arasında olay tarihinde kurulmuş bir iş sözleşmesi bulunmadığını, müteveffanın işe başlamak için değil, yapılacak işi görmek, çalışma şartlarını değerlendirmek ve ücret konusunda görüşmek amacıyla keşif için olay yerine gittiğini, işe başlama tarihi 17.01.2014 olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen kazanın 16.01.2014 tarihinde meydana geldiğini, bu nedenle müteveffanın henüz işçi, müvekkilinin de işveren sıfatını kazanmadığını ve meydana gelen olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, kazazedenin babası ... ..., muhasebeci ..., üst işveren ... ve müvekkilinin beyanları birlikte değerlendirildiğinde müteveffanın olay yerine iş görüşmesi ve keşif amacıyla geldiğinin, henüz çalışmaya başlamadığının açıkça anlaşıldığını, bu beyanlar dikkate alınmadan olayın iş kazası kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin iş ilişkisi olup olmadığı ve müteveffanın sigortalı sayılıp sayılamayacağı hukuken değerlendirilmeden, yalnızca bilirkişi raporlarındaki nitelendirmelere dayanılarak olayın iş kazası kabul edildiğini, oysa olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının hukuki bir değerlendirme olduğunu ve hâkim tarafından yapılması gerektiğini, ... ile müvekkili arasında ücret, çalışma koşulları ve işin kapsamı gibi iş sözleşmesinin esaslı unsurları üzerinde anlaşma sağlanmadan kazanın meydana geldiğini, bu nedenle taraflar arasında geçerli bir iş sözleşmesinin kurulduğundan söz edilemeyeceğini, meydana gelen kazadan yapı maliki ...ile binayı kullanan ve tadilatı yaptıran ...San. ve .... Ltd. ....’nin sorumlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde etkili olan korkuluk eksikliği ve yapıdaki diğer güvenlik eksikliklerinin bina malikinin ve kullanıcısının sorumluluk alanında bulunduğunu, bu nedenle müvekkiline kusur yüklenmesinin doğru olmadığını, kazanın iş kazası olduğu kabul edilse dahi kusur raporlarının hatalı olduğunu, müteveffanın gece vardiyasından çıktıktan sonra hiç dinlenmeden olay yerine geldiğini, uykusuzluk ve yorgunluğun kazanın meydana gelmesinde önemli bir etken olduğunu, bu hususun kusur değerlendirmesinde yeterince dikkate alınmadığını, müvekkilinin üstlendiği işin başlangıç tarihinin 17.01.2014 olarak belirlendiğini, sözleşmenin yapılmasından yalnızca iki gün sonra meydana gelen kazada müvekkilinden tüm binaya ilişkin iş güvenliği tedbirlerini almasının beklenmesinin hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, alt işveren olarak müvekkilinin yalnızca üstlendiği elektrik işiyle ilgili güvenlik tedbirlerinden sorumlu olabileceğini, kazanın nedeninin ise müvekkilinin yapacağı işle ilgili olmayıp çalışılacak alanın güvenli hâle getirilmemesinden kaynaklandığını, bu nedenle müvekkiline kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme Ve Gerekçe 1.Davalı ... vekilinin temyiz istemi yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/1 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla yine aynı Kanun'un 352/1-c hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi karar ilamı ve davacıların gerekçeli temyiz dilekçesinin davalı ...’a 09.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen davalının temyiz tarihinin ise 21.11.2022 tarihi olduğu, bu haliyle davalı ... yönünden temyiz süresinin geçtiği anlaşıldığından davalı ... vekilinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacılar vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin davacı eş ... için 100.000,00 TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00’er TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince her bir davacı lehine ayrı ayrı 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2021 tarihli kararı ile bu hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, reddedilen ayrı ayrı 70.000,00’er TL’lik manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. 3.Davacılar vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından davacılar lehine hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat tutarları üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken, maddi ve manevi tazminat miktarları toplanmak suretiyle davacılar lehine tek vekalet ücreti takdir edildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı ... vekilinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, 2.Davacılar vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 3.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
4.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücretlerine ilişkin 10. ve 11. bentlerin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere; "10-)a.Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden kabul edilen toplam maddi tazminat miktarı üzerinden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 34.352,13 TL vekalet ücretinin davalılar .... ...., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, b.Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden kabul edilen toplam manevi tazminat miktarı üzerinden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.950,00 TL vekalet ücretinin davalılar .... ...., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 11-).... .... kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.950,00 TL manevi tazminat red vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı .... ....'ye verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 5.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalı ...'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.