Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1245 E. 2024/12678 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1245
- Karar No
- 2024/12678
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1328 E., 2023/1801 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/326 E., 2023/118 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 10.12.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı, davalı vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Davacı adına Av. ... ... geldi. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğundan bahisle 402.702,73 TL maddi, 99.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin Kurum tarafından tespit edilen %13,20 oranını kabul ettiği, iş kazasının meydana gelişinde davacının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 30.0000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Adli Tıp Kurumunca tespit edilen %28,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden karar verilmesi gerekirken %13,20 SİGO dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının maluliyetinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin olayda hiç bir kusuru ve kastı bulunmadığını, yürütülen işle sakatlanma arasındaki illiyet bağının kesilmiş olması nedeniyle müvekkilinin kazadan sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay içtihatlarına göre manevi tazminata hükmedebilmek için ruhsal çöküntü bulunması gerektiğini, davacı için böyle bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin, hiçbir kusuru ve hukuki sorumluluğu bulunmadığı halde davacıya yapılabilecek tüm maddi manevi yardımları yaptığını, kaçınılmazlık söz konusu olduğunu, davacının ve şoförün kusuru bulunmaktayken önlem almak suretiyle önüne geçilebilecek bir olay olmadığından müvekkilinin hukuki sorumluluğu bulunmadığını, söz konusu işyerinde müvekkili tarafından gerekli tüm güvenlik önlemlerinin alındığını, tüm eğitimlerin verildiğini, tüm düzenlemelerin yapıldığını ve her türlü ekipmanın sağlandığını, müvekkilinin söz konusu olayda hiçbir kusuru ve kastı bulunmadığını, davacıya verilen kusurun az olduğunu, Mahkemenin delilleri gereği gibi değerlendirmediğini, itirazlarını dikkate almadığını, eksik incelemeyle hatalı hüküm tesis edildiğini, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların fazla olduğunu, davacının var ise tüm maddi zararlarının SGK tarafından karşılandığını, davacının bu kazadan sonra tedavisinin ardından çalışmaya devam ettiğini, yapılan hesaplamaları, kusur oranlarını, maluliyet oranlarını kabul etmediklerini, SGK’nın maluliyet durumu tespitini de bilirkişinin raporunu da kabul etmediklerini, Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 402.702,73 TL maddi, 99.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 26.10.2023 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından davacı vekilinin dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi, 99.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, aşamalarda 08.11.2016 tarihli celsede davacı vekilinin Kurum sağlık kurulu tarafından belirlenen %13,20 sürekli iş göremezlik oranına bir diyecekleri olmadığını beyan ettiği, davalı vekilince sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmesi üzerine Mahkemece davalı tarafa sürekli iş göremezlik oranı tespit davası açmak üzere süre verildiği, açılan sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasında en son Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından sigortalının sürekli iş göremezlik oranı %28,00 olarak tespit edince, o dosyanın görüldüğü Mahkemece tespit davasının reddine karar verildiği, kararın Dairemizce onanarak kesinleştiği, temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında davacı vekilinin maddi tazminat istemlerini ek hesap raporunun %13,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapan ihtimaline göre 402.702,73 TL’ye arttırdığı, Mahkemece davacı tarafın %13,20 sürekli iş göremezlik oranını kabul ettiği gerekçesi ile son alınan ihtimalli ek hesap raporunun %13,20 sürekli iş göremezlik oranı ihtimaline ve davacının %10 müterafik kusuru bulunduğu kabulüne göre sonuca gidildiği, kaza tarihinin aslında 12.12.2005 olduğu, buna karşılık davacı vekilinin dava dilekçesinde kaza tarihini hatalı bir şekilde 09.10.2006 olarak belirtip bu tarihten faiz talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan tazminatlara "kaza tarihi olan 09.10.2006’dan" şeklinde bir belirleme yapılmak suretiyle bu tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Somut olayda, kaza tarihi 12.12.2005 olduğu halde bu hususun açıkça gerekçede belirtilmemesi yerinde olmadığı gibi hüküm fıkrasında dosya kapsamı ile çelişir şekilde kaza tarihinin 09.10.2006 olduğunun belirtilmesi isabetsiz olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının; a.İkinci sayfasında yer alan ve "Tüm dosya kapsamı ile" ibareleri ile başlayan paragrafının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "Tüm dosya kapsamı ile davacının davalı işyerinde 12.12.2005 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle % 13,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralanması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı, Kurum tarafından karşılanmayan maddi zararının 403.702,73 TL olduğu, olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumları, paranın alım gücü, manevi tazminat miktarının zenginleştirici ve fakirleştirici miktarda tayin olunamayacağına dair ilkeler dikkate alınarak takdiren 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " ibarelerinin yazılması, b.Hüküm fıkrasının 1 ve 2 numaralı bentlerinin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere; "1-)Davanın kısmen kabulü ile 403.702,73TL maddi tazminatın faiz noktasında taleple bağlı kalınmak suretiyle 09.10.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-)30.000,00 TL manevi tazminatın faiz noktasında taleple bağlı kalınmak suretiyle 09.10.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacı yararına 28.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.