Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12103 E. 2024/13298 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12103
- Karar No
- 2024/13298
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1348 E., 2024/2196 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/698 E., 2023/661 K. Taraflar arasındaki (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi karar davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ...'e ait işyerinde 01.08.1987 - 01.02.1988 tarihleri arasında çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.08.1987 olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 24.11.2023 tarihli duruşmada, davacının 01.08.1987 tarihinde 1 gün hizmetinin tespitini talep ettiklerini belirterek talebi daraltmıştır. II. CEVAP 1.Davalı SGK Başkanlığı vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, hizmet süresinin tespitine ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... davaya cevap vememiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının 01.08.1987 tarihli işe giriş bildirgesi ile 181229.33 sicil numaralı ... ünvanlı işyerinde 1 gün süre ile asgari ücret ile hizmet akdi ile çalıştığının ve bu sürenin maluliyet-yaşlılık-ölüm sigortalı prim ödeme gün sayısına dahil edilmesine, ancak 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 03.10.1987 olarak tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ..., hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının kendisinin yanında çalışmadığını, yanında çalışan kişilerin sigortalarının eksiksiz yapıldığını, lehe tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, tanık beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu, tanıkların inşaatın yapıldığı yerle ilgili beyanlarının da çelişkili olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı SGK Başkanlığı vekili, İlk Derece Mahkemesinin kararında sadece davacı tanıklarının anlatımları ile yetinildiğini, davalı tarafın bordro tanığının tutarlı olan beyanları ile diğer tanık beyanlarının karşılaştırılmadığını, yeterli bilgi ve belgeye dayanılmadığını, keşif yapılmadan eksik inceleme ile mevcut deliller yönünden doğru analiz yapılmadan verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu tür hizmet tespitine ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini, davacının taleplerinin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. .C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 01.08.1987 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2, 6, 9 ve 60. maddenin (G) bendi, 79, 108. madde hükümleridir. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. 3. Değerlendirme 1. 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Kanun'un 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir. 2.Somut olayda,davacı adına 01.08.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin "... ünvanlı işverenin 181229 sicil sayılı işyeri- adres olarak 4752 parsel inşaatı Aliağa İzmir" olarak verildiği, davanın, işveren olarak ...'e yöneltildiği, öte yandan davalı Kurum ... adına işe giriş bildirgesinde bildirilen sicil no.dan başka bir sicil no.lu işyerinin olduğunun bildirildiği, bu işyerinin ... sicil no.lu olduğu "... Dirik Mah. Aliağa/İzmir adresinde kurulu inşaat mahiyetli olduğu ve kanun kapsam döneminin 01.04.1985-31.07.1988 arası olduğunun ve davacı adına verilen dava konusu işe giriş bildirgesindeki 181229 no.lu işyerinin ise ... isimli işveren adına kayıtlı olduğunun Kurumca bildirildiği, ancak bu işyerinin işyeri tescil bilgilerinde de işyerinin inşaat mahiyetli olduğu "... Dirik Mah.No:7 Konak-İzmir'de dosya içine alınmadığı ancak anılan işyerinin 1987/1-3 ile 1988/1 ve 2. dönem bordrolarının dosya kapsamına alındığı, ... işyerinden 5 kişinin davacı tanığı olarak dinlendiği, ... işyerinden ise aynı zamanda davacının teyzesinin oğlu olan ...'ın dinlendiği ve tanıkların davacının ... işyerinde çalıştığını beyan etmiş olmalarına karşın mahkemece davacı adına verilen işe giriş bildirgesinde ... ünvanının yanında neden ... işyeri sicil no.sunun yazılı olduğu, davacının gerçekte hangi işveren nezdinde ve işyerinde çalıştığının net bir şekilde ortaya konulmadan eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 3.Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında; Mahkemece, davacının da beyanı alınmak suretiyle hangi işverenin hangi adresli işyerinde çalıştığı, ne iş yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı, ustabaşı vs. nin kim olduğu hususunda ayrıntılı beyanı alınmalı, birlikte çalıştığını belirttiği kişiler sigorta kayıtları da getirtilerek dinlenmeli, öte yandan her iki işverene ait inşaat işyerlerinin ruhsatları ve yapı kullanım izni bilgileri, su, elektrik abonelik bilgileri ilgili Belediye Başkanlığından sorularak araştırılmalı böylelikle davacının gerçek işvereni belirlenmeli, belirlenen işverence dava konusu dönemdeki bordrolu çalışanların beyanlarına başvurulmalı, bordro tanığının bulunmaması halinde, Emniyet, SGK, Vergi ve Belediye aracılığıyla yöntemince komşu işyeri sahipleri ile kayda geçen çalışanları tespit edilerek, çalışma ve vergi kayıtları getirtilerek beyanlarına başvurulmalı, böylelikle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.