Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11517 E. 2024/13632 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11517
Karar No
2024/13632
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/405 Esas, 2024/233 Karar Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.12.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı asil ... ve adına Av. ... geldiler. Davalı ... adına ve diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dosyasında özetle; davacının asıl işveren konumunda bulunan Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından ihale edilen Harikalar Diyarı konseptinde diğer davalı alt işveren şirketin işçisi olarak çalışırken 05.06.2012 tarihinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle yüksekten düşerek yaralandığından bahisle 603.623,18 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Bozma kararından sonra açılan birleşen dava dosyasında davacı vekili 2.332.430,29 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işin Kumarlı Harikalar Diyarı Buz pisti yapım işi olduğunu, bu işin ihale ile anahtar teslim olarak davalı SHM Mimarlık şirketine verildiğini, işin idaresi ve sorumluluğunun diğer davalıda olduğunu, işin inşaat işi olması sebebiyle müvekkili belediyenin gerekli önlemleri almak gibi yükümlülüğü bulunmadığını, davacının işvereninin de diğer davalı şirket olduğunu, Belediyenin bu işte kimlerin çalıştığını bilmediğini, olayın gerçekleşmesinde belediyenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek kendileri yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ... İnş. Pro. Dan. San. ve Tic. A.Ş. (Eski ticaret ünvanı Shm Mimarlık Mühendislik İnş. Proje Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti.) usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarih ve 2013/261 Esas, 2021/270 Karar sayılı kararında özetle davalı belediyenin asıl işveren olmadığı, kazanın meydana gelişinde bir kusuru bulunmadığından bahisle davalı ... yönünden davanın reddine, davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %34,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %25, davacının işvereni olan adi ortaklığın %75 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacı lehine 233.995,24 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2022 tarih, 2021/2486 Esas, 2022/1521 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz'in 06.06.2023 tarih ve 2022/11559 Esas, 2023/6457 Karar sayılı kararı ile davacının sair temyiz itirazları incelenmeksizin somut olayda, davalı ...’nın 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/m maddesi kapsamında asıl işlerinden sayılan buz pisti yapım işini davacının işvereni olan adi ortaklığa vermesinin onu asıl işverenlik sıfatından ve bunun doğal neticesi olarak da sorumluluktan kurtaramayacağı gözden kaçırılıp belediyenin ihale makamı olduğu, bu nedenle kazanın meydana gelişinde bir kusuru bulunmadığı kabulünden hareketle davalı ... Belediyesi hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Drece Mahkemesince bozmaya uyulmasından sonra yeni bir bilirkişi kusur raporu alınmış, bu kusur raporunda davalı ...’nin asıl işveren olduğu hususu göz önünde bulundurulmuş, davacının önceden %25 olarak tespit edilen kusur oranı bu kez %20 olarak belirlenmiş, yine aynı raporda davalı ... ve davacının işvereni olan adi ortaklığı oluşturan şirketlerin birlikte %80 kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiş, davacı vekilinin bu kusur raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde geçen zaman dikkate alınarak yeniden hesap raporu alınmasını talep etmesi üzerine Mahkemece dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, düzenlenen 31.01.2024 tarihli bilirkişi hesap raporunda bilinen dönem değiştirildiği gibi daha önceden PMF bakiye ömür tablosuna göre bakiye ömür, bu kez TRH’2010 tablosuna göre tespit edilmiş, raporda davacı tarafça daha önceden itiraza uğramayan %25 müterafik davacı kusuru dikkate alınarak hesaplama yapılmak suretiyle davacının maddi zararı 2.750.436,91 TL olarak hesaplanmış, bunun üzerine davacı vekili aynı davalılara karşı birleşen dava dosyasını açmış ve aslında müvekkilinin ücretinin asgari ücretin 3,38 katı düzeyinde olduğunu, maddi zarar hesabının bu doğrultuda yapılması gerektiğini de ileri sürerek 2.332.430,29 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Mahkemenin temyiz incelemesine konu 13.06.2024 tarihli son kararında bahsi geçen bu son hesap raporuna itibar edilmek suretiyle ve davacının kusuru son alınan kusur raporunda %20 olarak tespit edilmiş ise de usuli kazanılmış hak gereğince davacının %25, davalıların birlikte %75 kusurlu kabul edilmesi gerektiği kabulünden hareketle asıl dava dosyasında davacı lehine 603.623,18 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, birleşen dava dosyasında ise yapılan 400.000,00 TL geçici ödeme tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere 2.146.813,73 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri lk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen 13.06.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, usuli kazanılmış hak gerekçe gözterilerek müvekkilinin %25 oranında kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkiline %20 kusur verilmesinin de doğru olmadığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin anahtar teslim iş verdiğini, davacının diğer davalı ... İnşaat işçisi olduğunu, hal böyle iken müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmayı kabul etmediklerini, dosyaya sunulan 22.06.2020 tarihli ve 17.03.2021 tarihli bilirkişi raporlarında da Kayseri Büyükşehir Belediyesinin asıl işveren konumunda olmadığının belirtildiğini, mahkemenin zamanaşımı itirazlarını değerlendirmediğini, gerekçeli kararın kargaşaya sebebiyet vermeyecek, açık ve sarih şekilde olması gerektiğini, Mahkemenin kararında 14.03.2024 tarihli ara karara istinaden yatırdıkları 400.000,00 TL’nin hangi anaparadan düşüleceğinin belirtilmediğini, davacı vekillinin ara karar gereğince yaptıkları bu ödemeyi icra masraf, faiz ve vekalet ücretine öncelikle saydırdığını, gerekçeli karardaki bu belirsizliğin farklı manalar çıkarılmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle ilamdaki belirsizliğin giderilmesini talep ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe a. Davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin manevi tazminat olarak 15.000,00 TL'nin ödenmesi talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği gözetildiğinde, kısmen reddine karar verilen manevi tazminat miktarının karar tarihi olan 13.06.2024 tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. b. Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince usuli kazanılmış haklar gözetilerek davacının %25 oranında kusurlu kabul edilmesi yerinde olup diğer sorumlular yönünden ayrı ayrı kusur oranı belirlenmemiş ise de bu husus sorumluların kendi aralarında açılabilecek rücu davasında değerlendirilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davacı vekili ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, Mahkemece alınan 02.09.2019 tarihli ek hesap raporunda iki ihtimalli hesaplama yapıldığı, ilk ihtimalde davacının maddi zararının 603.623,18 TL, ikinci ihtimalde 233.995,24 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 02.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi olarak adlandırdığı dilekçesi ile maddi tazminat istemini 02.09.2019 tarihli bu ek hesap raporunun 603.623,18 TL hesaplama yapan ihtimaline arttırdığı gibi takip eden 05.03.2020 tarihli celsede “Dosya ıslah dilekçemiz doğrultusunda davamızın kabulüne karar verilsin.” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemenin temyiz incelemesine konu kararında yapılan 400.000,00 TL tutarındaki geçici ödemenin değerlendirilmesi hususunu infaz aşamasına bıraktığı anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Yine 6098 sayılı TBK’nın 76. maddesinde zarar görenin, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması ve ekonomik durumunun da gerektirmesi durumunda hâkimin, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebileceği, davalının yaptığı geçici ödemelerin, hükmedilen tazminata mahsup edileceği, tazminata hükmedilmezse hâkimin, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, davacı vekilinin 02.12.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirlenen 603.623,18 TL maddi zarar tutarını kabul ettiği gözden kaçırılmak suretiyle davalı ... yönünden bu tutardan fazla maddi tazminatın hüküm altına alınması hatalı olduğu gibi aşamalarda yapılan 400.000,00 TL geçici ödemenin mahsubunun infaz aşamasına bırakılması da hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunuhatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davalı ... yönünden birleşen dava dosyasının reddine karar vermek, yine aşamalarda yapılan geçici ödemenin mahsubu husunun infaz aşamasına bırakılmaması gerektiğini dikkate alarak TBK’nın 76. maddesine uygun şekilde mahsup işlemini yaptıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının MİKTARDAN REDDİNE, 2.Tarafların diğer temyiz itirazları yönünden temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine, Davacı yararına takdir edilen 28.000 TL duruşma avukatlık parasının davalı ... Başkanlığına yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11517, K. 2024/13632, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-11517-e-2024-13632-k-c0b20cf4d87e