Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11214 E. 2024/11211 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11214
- Karar No
- 2024/11211
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/277 E., 2024/57 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; asıl dava davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; boşandığı eski eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptalini ve aylığının yeniden bağlanması ile borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde ; itirazın iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı Kurum vekili, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.11.2018 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle bağlanan yetim aylığını kesen Kurum işleminin iptaline, davacının almış olduğu yetim aylıkları nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacıya yeniden aylık bağlanması ve iptal tarihinden itibaren ödenmeyen her bir aylığın davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiş olup karara karşı davalı Kurum vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekili istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının eski eşiyle 25.07.2006 tarihinde boşandıkları, muris babanın 17.11.2015 tarihinde, muris annenin 13.05.1995 tarihinde vefat ettiği, Kurumun 21.01.2016 tarihli raporunda mahalle muhtarlarının beyanlarının alındığı ve davacının eski eşiyle birlikte yaşadığı kanaatine varılması üzerine annesinden aldığı aylık nedeni ile 22.10.2008 ile 21.04.2016 arası borç tahakkuku; babadan aldığı aylık nedeni ile ise de 19.02.2016-22.03.2016 tarihleri arası borç tahakkuku yapıldığı; Kurum raporunda beyanda bulunan muhtarların Mahkemece tanık sıfatıyla alınan yeminli beyanlarında birlikte yaşamaya dair beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Somut dosyada; mahalle muhtarınca davacı ve eski eşinin birlikte yaşama dair imzalı beyanı gözetilmeden; davacı ve boşandığı eşinin 02.02.2016 tarihine kadar adreslerinin aynı olduğu nazara alınmadan karar verildiği anlaşılmakla; Mahkemece, davacı ve eski eşinin medula kayıtları celp edilerek incelenmeli, davacı ve eski eşinin ... ve ... numaralı adreslerinde zabıta araştırması yapılarak; davacı ve eski eşinin bu dönemde birlikte yaşayıp yaşamadıkları tespit edilmeli, ayrıca söz konusu bu adreslerde ihtilaf konusu dönemde ikamet eden komşular tespit edilerek, tanık olarak beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki olması halinde bu çelişkiler giderilmeli, öte yandan, 5510 sayılı 59. maddesi dikkate alınmalı ve elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; asıl davanın kabulüne, Sosyal Güvenlik Kurumunun 12.04.2016 tarih ve 60991618-3/568448-3/1066653 sayılı davacının yetim aylığının kesilmesi işleminin iptaline, davacıya yetim aylığının kesildiği 12.04.2016 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanmasına, davacının Nazilli 2.İcra Müdürlüğünün 2016/2310 takip no.lu dosyası ve 2016/2311 takip nolu dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, birleşen dava yönünden; davanın reddine dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl dava davalısı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini, aksinin tanık beyanları ile ispatının hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kurum işlemi iptali istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. 5510 sayılı Kanun’un “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlıklı 56.maddesinde; “…Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır…” düzenlemesi yer almaktadır. 01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan dava konusu düzenleme ilk kez 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yer almıştır. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir. 5510 sayılı 59. maddesinde, Kurumun denetleme ve kontrol yetkisinin belirtildiği, 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece , bozmaya uyulmuş olmasına rağmen bozma kararına yanlış anlam verilmek suretiyle hatalı değerlendirme ile karar verilmiştir. Davacı eşinden 2006 yılında boşanmış olup 2007 tarihinde ilk defa yapılan adrese dayalı nüfus sayımında davacı ve eşi ... mahallesi ... numaralı dairede birlikte sayılmışlardır. Kurum tarafından yapılan 21.01.2016 tarihli denetimde köy muhtarı olan ... imzalı beyanında davacı ve boşandığı eşini tanıdığını, herhangi bir geçimsizliklerine şahit olmadığını, traktörle işe gidip geldiklerini, kocası ve çocukları ile yaşadıklarını beyan etmiştir. Mahkemece bu beyan dikkate alınmaksızın karar verilmesi üzerine, Dairemizce 59. maddeye dikkat çekilmek suretiyle eksik araştırmaya dair bozma kararı verilmiş ise de Mahkemece bozma sonrası sözü geçen muhtarın aksi yöndeki beyanlarına itibar edilerek hüküm tesis edilmiş ise de tanığın tutanaktaki imzalı beyanı ile Mahkemedeki çelişkili beyanı üzerinde durulmaksızın, tutanağın aksinin ispat edilemediği dikkate alınmaksızın, davanın reddi yerine kabule dair karar verilmesi hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.