Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11037 E. 2024/13847 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11037
Karar No
2024/13847
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1780 E., 2024/2121 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/297 E., 2021/82 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 29.03.2009 tarihinde vefat eden emekli sandığına bağı eşinden ve 15.01.1996 tarihinde vefat eden Bağ-Kur emeklisi babasından ölüm ve yetim aylığı aldığını, Bağ-Kur aylığının SGK'nın 2013/26 genelge gereği aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu gerekçesi ile kesildiğini, işlem tarihine kadar yapılan ödemeler toplamı: 25.017,41 TL'lik borç tahakkuk/ettirildiğini, borç bildirim belgesine 30.01.2015 tarihinde süresinde itiraz edildiğini, ödenen maaşların kazanılmış hak olduğu ve geri istenemeyeceğini, Kurumun 2011/58 sayılı genelgesinin 90.sh. de yer alan örnek 3 de 5434 sayılı Kanun'a göre eşten ve 1479 sayılı Kanun'a göre babadan 5510 sayılı Kanun 4/a maddesinden ayı anda ölüm aylığı alınabilmesinin mümkün olduğunu, Kurumca yeni bir düzenleme olmadan 2013/26 sayılı genelgesi ile farklı uygulamaya gidildiğini, 1479 sayılı Kanun ile ilgili 1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 arası ölen sigortalılar yönünden geçimini sağlayacak geliri olmama koşulu varsa aylık bağlanacağının kabul edildiğini, davacının kendi adına çalışmalarından kaynaklı gelir ve aylığı bulunmadığını, yukarıda belirtilen tarihlerde geliri bulunmaması şartı aranırken 04.10.2000-07.08.2001 ve 02.08.2003-30.09.2008 arası hak sahipleri açısından geliri bulunmama şartının aranmadığını, geliri ve aylık almamak şartının arandığını, dava yönünden hak sahibi olmayı engelleyen şartların aranmasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının 68 yaşında olduğunu, kendi çalışmasından dolayı hiçbir geliri olmadığını, sadece SGK'dan aldığı ve hak ettiği maaş ile geçindiğini, yersiz ödemeye sebebiyet vermediğini, aldığı maaşları kullandığını beyanla Kurum işleminin iptali ile davacı tarafından ödenen 25.017,41.-TL.'den şimdilik 10.000 TL.'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiş, dava değeri iadesi gereken miktar 10.000 TL.'nin 16.205,26 TL ıslahla 26.205,26.-TL nin faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde ıslah talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre geçtikten sonra açıldığını, dolayısıyla zamanaşımına uğrayan davanın reddi gerektiğini, davacının Kuruma bir müracaatının olup olmadığının, dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, usule aykırılığın tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın Kurumca davacıya babası üzerinden bağlanıp iptal edilen aylığın tekrar bağlanması nedeniyle 2014 yılında yapılan iptal işleminin mevzuata uygun olup olmadığına yönelik olduğu, Kurumdan getirtilen kayıtlarda davacının babası ... ...'ın 15.01.1996 tarihinde, eşinin ise 29.03.2009 tarihinde vefat ettiği, babası ... ...'ın Bağ-Kur emeklisi olduğu, Bağ-Kur aylığının SGK'nın 2013/26 genelge gereği aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu gerekçesi ile kesildiği, borç bildirim belgelerinin gönderildiği, davacıya 26.205,26 TL.'1ik borç tahakkuk ettirildiği, davacı tarafça borç bildirim belgesine 30.01.2015 tarihinde süresinde itiraz edildiği, sonrasında tahakkuk ettirilen miktarın davacı tarafça Kurum hesabına yatırıldığı, davacının babasının vefatı tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanun'un m. 45 hükmüne göre asgari ücretin üzerinde geliri olduğu gerekçesine dayalı iptal işleminin yasal dayanağı bulunmadığı, dosyaya bilirkişi tarafından ibraz edilen 01.12.2020 tarihli rapor denetime elverişli kabul edilip hükme esas alındığı, 26.205,26 TL borcun tamamının 18.12.2014 düzenleme tarihli belge ile Kurum hesabına ödendiği gerekçeleriyle davacı yanın ıslah talebi de gözetilerek eldeki davanın kabulüne, 26.205,26 TL Kurum hesabına yapılan ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1974 ten bu yana evli olan davacının ilk defa hak sahipliği sıfatını dul kaldığı 29.03.2009 tarihi itibari ile kazanmış olduğu, davacı hakkında talebi bakımından bu tarih itibari ile uygulanması gereken kanun hükmünün 5510 sayılı Kanun'un 34 ve 54. maddeleri olduğu dikkate alınması ve bu kapsamda davacının iki ayrı aylığa hakkı bulanmadığı hususları dikkate alınarak davanın reddi yerine kabulüne dair karar verilmesi isabetsiz bulunarak davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı Kurumun aylık bağlamaya ilişkin iptal gerekçesinin davacının eşi üzerinden aldığı aylığın asgari ücretin üzerinde olduğu bu nedenle babası üzerinden ölüm aylığı alamayacağı yönünde olduğunu, dava konusu edilen Kurum işlemi gerekçesinin hukuka uygun olmadığının İstinaf Mahkemesinin esasa ilişkin değerlendirmesi ile sabit olduğunu ancak istinaf mahkemesince başkaca bir kanun maddesine atıf yapılarak esasa girildiğini, bu durumda istinaf mahkemesi hüküm gerekçesi ile Kurumun iptal işlem gerekçesinin farklı olduğunu, bunun da Kurum işleminin hukuka uygun olarak yapılmadığını gösterdiğini, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum iptal gerekçesi ve istinaf taleplerinden bağımsız bir gerekçe ile hüküm tesis edilmiş olmasının ve Bilirkişi Raporunun yok sayılmasının hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurumca bağlanan ölüm aylığının kesilmesi ve davacı hakkında yersiz ödeme altında çıkarılan borcun Kuruma ödenmiş olması nedeniyle istirdatı istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11037, K. 2024/13847, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-11037-e-2024-13847-k-71a948bbbe54