Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10841 E. 2025/6691 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10841
Karar No
2025/6691
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/91 E., 2024/246 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalıların sahibi bulunduğu ... İnşaat, Otel İnşaatı, ... Caddesindeki ... Dairelik inşaat, 2 Adet ... Servisi inşaatı, ... Yolundaki Benzinlik, ... ait inşaat, ... Apratmanı yanındaki inşaat gibi çeşitli yapım işlerinde kalebodur ve fayans işçiliklerinde 1984 yılından itibaren ve her yıl kış aylarında 90 gün hariç olmak üzere hizmet akdiyle çalıştığını, ancak çalıştığı süreler içinde sigortasının tam gösterilmediğini ifade ederek 1986 yılından itibaren dava dilekçesinde kalem kalem belirtiği toplam 1789 gün sigortalı günlerden sayılmasına karar verilmesin talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 1986-2002 yılları arasındaki hizmet tespiti taleplerinin tamamının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin 1986-1987 yıllarından sonra yaklaşık 16 yıl inşaat piyasasından çekildiğini, davacının serbest piyasada fayans, karo ve seramik üzerine usta olarak günübirlik çalışan bir şahıs olduğunu, bu gibi elemanların bir inşaat bittikten sonra başka bir inşaatta veya başka bir şahıs ya da firmada işin bitimine kadar çalıştıklarını, davacının müvekkili şirkette dava dilekçesinde iddia ettiği kadar çalışmasının bulunmadığını ifade ederek açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait ... sigorta sicil no.lu dosyasının tetkikinde bir kısım sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirildiğini, bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğinden davacının çalışmalarına ilişkin belgelerin re'sen ve duyarlılıkla araştırılması gerektiğini, açılan davaya Kurumun neden olmadığını ifade ederek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.03.2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne, 1-Davacının, 01.01.1988-31.12.1988 tarihleri arasında 5 gün, 01.01.1989-31.12.1989 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.1990-31.12.1990 tarihleri arasında 24 gün, 01.01.1991-31.12.1991 tarihleri arasında 2 gün, 01.01.1992-31.12.1992 tarihleri arasında 80 gün, 01.01.1993-31.12.1993 tarihleri arasında 100 gün, 01.01.1994-31.12.1994 tarihleri arasında 70 gün, 01.01.1997-31.12.1997 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.1998-31.12.1998 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.2002-31.12.2002 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.2005-15.11.2005 tarihleri arasında 150 gün olmak üzere toplam 986 gün süreyle davalıya ait iş yerinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında (SSK) sigortalı vasfı ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 24.10.2016 tarihli sayılı kararı ile ".. davacının çalışmalarının bir kısmının dava dışı ... İnş. Koll. Şti.’de geçtiği ve anılan şirketin ihyasına dair karar alındığı halde davaya dahil edilmediği anlaşılmakla, HMK. nın 124. maddesi dikkate alınmak suretiyle tespit edilen işverene husumet yöneltmesi için davacıya ... verilmeli, dahil edilen işverenin göstereceği bütün deliller toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 05.10.2017 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacının, 01.01.1988-31.12.1988 tarihleri arasında 5 gün, 01.01.1989-31.12.1989 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.1990-31.12.1990 tarihleri arasında 24 gün, 01.01.1991-31.12.1991 tarihleri arasında 2 gün, 01.01.1992-31.12.1992 tarihleri arasında 80 gün, 01.01.1993-31.12.1993 tarihleri arasında 100 gün, 01.01.1994-31.12.1994 tarihleri arasında 70 gün, 01.01.1997-31.12.1997 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.1998-31.12.1998 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.2002-31.12.2002 tarihleri arasında 150 gün, 01.01.2005-15.11.2005 tarihleri arasında 150 gün olmak üzere toplam 986 gün süreyle davalıya ait iş yerinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında (SSK) sigortalı vasfı ile çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı ... ile ... Petrol San. ve Ltd.Şti. avukatları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 27.09.2018 tarihli kararı ile ".. eldeki dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece öncelikle davacının talebi somutlaştırılmalı, hangi dönemde, hangi adresler ve işverenler yanında, hangi sürelerde, nasıl çalıştığı açıklattırılmalıdır. Bu anlatılanlar ışığında tanık ifadeleri incelendiğinde bir çoğunun soyut ifadeler taşıdığı, davacının hangi tarihte işe başladığı, hangi tarihlerde ara verdiği, işverenin hangi şubelerinde ve adreslerde çalıştığı hususunda yeterli somut beyanlara rastlanılmadığı görülmektedir. Bu sebeple Mahkemece, re'sen araştırma ilkesi ışığında; öncelikle belirtilen dönem kapsamında davacının çalıştığı iş yerindeki bordrolu tanıklar ile komşu iş yeri tanıkları re'sen belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacıya yapılan ödemelere ait kayıtlar ile çalışmaya ilişkin belgeler araştırılmalı ve varsa dosyaya getirtilmeli, davacının çalışmasının tam süreli mi kısmi süreli mi olduğu açıklığa kavuşturulmak suretiyle davacının çalışma süresi belirlenmelidir. Davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde talebe konu dönemlerde ki çalışmalarının kesintisiz olmadığı, kesinti bulunan dönemlerde farklı iş yerlerinden bildirimlerin bulunduğu ve anılan durumun hüküm fıkrasında da gösterilmesi karşısında hak düşürücü süre yönünden bir değerlendirme yapılmaması isabetsizdir. Bunun yanında dosyada mevcut işe giriş bildirgelerinden incelemeye dahil edilmeyenler üzerinde de imza incelemesi yapılmaması, karar başlığında dava açılmadan nevi ve ünvanı değişen davalı şirket ile belirlenen tasfiye memurunun isimlerinin yanlış gösterilmesi, hüküm fıkrasında hizmet sürelerinin toplamının hatalı yazılması ile yine hüküm fıkrasının infaza elverişsiz bir biçimde davacının hangi tarihlerde, hangi davalı işveren yanında çalışmasının olduğunun belirtilmemesi de bozma nedenidir." gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 16.05.2024 tarihli kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda somut olayda, davacı davalı iş yerinde 1986-2005 yılları arasında her yıl 90 gün hariç çalıştığını, her yıl farklı miktarda hizmetinin eksik gösterildiğini iddia etmiştir. Dava dilekçesine göre 1996, 1997, 1998, 2002 ve 2005 yıllarında ise hiç sigortalı gösterilmediğini iddia etmiştir. Dosya kapsamında 2002 ve 2005 yılına ilişkin olarak işe giriş bildirgesi ve davalı Kurum tarafından yapılan bir tespit bulunmamaktadır, dava tarihinin 06.08.2008 olduğu davacının en son davalı işveren bünyesindeki çalışmasının 21.08.1993 tarihine sona ermesi ve davacının bundan sonraki dönemlerde farklı işverenler nezdinde çalışmalarının bulunduğu gözetildiğinde; dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre yönünden reddine dair karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında mevcut diğer yazılı delillerin nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2.İnceleme konusu eldeki davada, her ne kadar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda,dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. 3.Somut olayda, davacının 01.07.1986-15.11.2005 tarihleri arasında davalılara ait iş yerinde kış aylarında 90 gün hariç kesintisiz çalıştığını, eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespitini talep ettiği, 01.07.1986 ile 21.08.1993 tarihleri arasında kısmi bildirimi yapılan iş yerleri arasında organik bağ bulunması nedeniyle hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği, 21.08.1993 tarihinden sonrasına ilişkin olarak da davacının yalnızca davalılar yanında çalıştığı iddiası karşısında dava dışı iş yerlerinden yapılan bildirimlere ilişkin beyanlarının alınması ve iptalini isteyip istemediği sorularak bu beyanlar doğrultusunda hak düşürücü sürenin varlığı irdelenerek ve davacıya çalıştığı inşaatların ve sürelerinin sorulup beyanı doğrultusunda yapılacak araştırma ve değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10841, K. 2025/6691, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-10841-e-2025-6691-k-df90e3c29c71