Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10304 E. 2024/12857 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10304
- Karar No
- 2024/12857
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/144 E., 2024/368 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 03.03.2014 tarihinde davalı ...'e ait Etiler Marmaris Büfenin Bayrampaşa şubesinde ... olarak çalışmaya başladığını, 12.08.2014 tarihinde motosikletle sipariş teslimine çıktığında kaza geçirerek yaralandığını, kaza ile ilgili İstanbul 23. İş Mahkemesinin 2015/44 E. sayılı dosyasında maddi manevi tazminat davası açtıklarını belirterek davacının mesai saatleri içerisinde geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca iş kazası olarak tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın ... ve komi olarak çalıştığını, motor ehliyeti olmadığını, kazanın olduğu saatte müvekkilinin işyerinde olmadığını, kazanın olduğunu yine aynı işyerinde çalışan babası davacının babası ...' ın müvekkilini arayarak oğlunun kapının önünde düştüğünü ve hastaneye götürdüklerini söylediğinde haberdar olduğunu, olayın iş saatleri dışında olduğunu, davacının doğuştan gelen kemik hastalığı olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte olayın olduğu farz edilse bile davacının babasının sipariş alan kişi olduğunu ve oğlunu siparişe göndermiş olacağını bu nedenle suçlu ve ihmalkar bir davranış içinde olması gerektiğinin kabulünün gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak ayrıca davanın esastan da reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2019 tarihli kararı ile davacı ...’ın 12.08.2014 tarihinde geçirdiği ve yaralandığı olay ‘‘mesai saatleri içerisinde, işyerine ait bir işi işyerine ait bir araç ile yaparken'' meydana geldiği için iş kazası olarak değerlendirilerek davanın kabulü ile 12.08.2014 tarihinde meydana gelen kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince iş kazası olduğunun tespitine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli kararı ile İstanbul 20. İş Mahkemesi'nin 31.01.2019 tarihli, 2016/627 Esas - 2019/49 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... Davacıya ait 12.08.2014 tarihli Bayrampaşa Devlet Hastanesi acil polikliniğindeki tedavi kaydında ön tanı olarak “düşme, tanımlanmamış” olarak belirtildiği, öte yandan Kurum inceleme raporunda beyanı alınan aynı işyerinde usta/açı olarak çalıştığını belirten ...’in ifadesinde ehliyetli olmamasına ve ... olarak çalışmasına rağmen davacının işlerin yoğun olduğu zamanlarda motorla sipariş teslimine çıktığı, olay günü saat 14:00-01:00 arası çalıştığı için kendisinin işyerinde olmadığını, olayın sabah saatlerinde meydana geldiğinin aynı işyeri çalışanı davacının babası ...’ın aramasıyla öğrendiğini beyan ettiği, aynı raporda beyanı alınan davacının babası ...’ın, olay günü saat 11:00 da telefonla gelen sipariş üzerine oğlu davacının Bayrampaşa cezaevi yakınlarındaki bir dükkana gelen siparişi motorla teslim edip dönüş yolunda kazanın meydana geldiğinin haberinin geldiğini,o esnada işyerine gelen davalıya bunu söylemesi üzerine davalının olay yerine giderek davacıyı Bayrampaşa Devlet Hastanesine götürdüğünü, olay günü oğlunun mesaiye saat 10:00 da başladığını beyan ettiği, İstanbul 23. İş Mahkemesinin E.2015/44 esasa kayden görülen tazminat davası kapsamında dinlenen işyeri çalışanı ...’in yukarıda belirtilen müfettiş raporundaki beyanına benzer beyanlarına ilave olarak işyerinde sipariş dağıtan motorlu kuryelerin ..., ..., ... isimli çalışanların olduğu, ... olarak davacının yanı sıra, yine soy isimlerini belirtmediği ... ve Hande isimli kişilerin olduğu, aşçıların ise kendisi, davacının babası ... ile ... isminde kişilerin olduğu yönünde beyanda bulunduğu, ancak Mahkemece bu kişilerin belirlenerek tanık olarak dinlenmediği, öte yandan davacının hangi plakalı motosikleti kullanırken kazaya uğradığı, motosikletin kime ait olduğu ve hangi amaçla kullandığı belirlenmeli, davacının gittiğini belirttiği sipariş adresi bilgilerine ilişkin işyerinde bir kaydın olup olmadığı işverene de sorulmak, varsa bu konuda ibraz edilecek belgelere göre değerlendirilmek suretiyle irdelenmeli, işyerinin sipariş teslimine yönelik olarak araç bulundurup bulundurmadığı, bulunduruyorsa sayısı, niteliği, plakaları, bu siparişlerin kimler tarafından teslim edildiği, işletmede içeride çalışanların, ... olarak çalıştığı belirtilen davacı da dahil olmak üzere, zaman zaman bu siparişlerin teslimi yönünde çalıştırılıp çalıştırılmadıkları hususu araştırılmalı, tüm bu konular hakkında müfettiş raporunda da belirtilen ve işyeri çalışanı ...’in tazminat dosyasında alınan beyanında belirttiği yukarıda isimleri anılan ve Mahkemece dinlenmeyen işyeri çalışanları da tanık sıfatıyla dinlenmeli,ayrıca komşu işyeri sahipleri ve bordrolu çalışanları usulünce tespit edilerek dinlenmeli, dosya içinde mevcut kaza nedeniyle davacıya ait tüm tedavi kayıtları, tazminat dosya kapsamında alınan tanık ifadeleri, müfettiş raporu ve yukarıda belirtilen hususlara ilişkin yapılacak araştırma sonucu toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile; 12.08.2014 tarihinde meydana gelen kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; olayın iş kazası olmadığını, davacının doğuştan yaşadığı sağlık sorunları ile hastane ve SGK kayıtlarındaki beyanları dikkate alınmadan, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, davacının bu dönemdeki kayıtlarının da hastalık kolundan olduğunu, davada 1 yıllık zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin de geçtiğini beyan etmektedir. 2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; olayın iş kazası olmadığını, Kurum müfettişlerince düzenlenen raporların aksinin yazılı delille ispatlanacağını, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 12.08.2014 tarihli kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.