Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10090 E. 2025/15665 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10090
Karar No
2025/15665
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/155 E., 2024/384 K.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; ... Çalışma ve İş Kurumunun 12.12.2013 tarih ve ... sayılı kararı ile belirtilen 6.795 TL İdari Para Cezasına yaptığı itirazın kabul edildiği, ... 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.2014 tarihli kararı ile idari para cezasının iptaline karar verildiği, bu kararın işletmesinde kanundışı veya SSK kapsamına alınmamış bir personel olmadığının ispatı olduğu, ... Genel Müdürlüğünün aynı davayla ilgili olarak 03.01.2013 tarihli tebligatı ile kayıtsız işçi çalıştırmaktan dolayı idari para cezası kestiği, peşin ödeme indiriminden faydalanarak 2.658 TL’yi ödediği, 22.05.2014 tarihinde ise bu para cezasının iadesi ile ilgili başvurusunun olduğu ancak bir cevap alamadığı, ayrıca 5510 sayılı Kanun’dan yararlanarak aksatmadan ödemesi nedeniyle indirimli olarak yararlandığı SSK prim bedelleri 04.02.2013 tarihinden itibaren indirimsiz olarak uygulamaya konulmuş olduğundan, yüksek ödemek zorunda kaldığı ve zarara uğradığı iddiasıyla 04.03.2013 tarihinde 2.658 TL olarak ödediği cezanın ve 5510 sayılı Kanun'dan yararlanamayarak fazla ödediği SSK prim farklarının yasal faizleri ile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; bu davada idari yargının görevli olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde, idari para cezalarının ilgiliye tebliğ ile tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılacağı veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazı reddedilenlerin kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilecekleri, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezasının kesinleşeceğinin belirtildiği, davanın ... İdare Mahkemeleri yerine İş Mahkemesinde açılmış olmasının hatalı olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 21.04.2015 tarihli ve 2014/364 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararla 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesine uygun olarak idari para cezası tebligatının alınmasından itibaren 15 günlük süre içerisinde ilgili ... ye itirazda bulunulmadığı gibi İdare mahkemesinde dava açılmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan 04.02.2013 tarihli Ziraat Bankası online tahsilat makbuzunda görüldüğü üzere 3.546,00 TL idari para cezasının ¾ lük kısmı olan 2.658,00 TL ödenmiş olduğu, bu tespitlere göre davacı Kurumun gönderdiği 03.01.2013 tarihli İPC. tebligatına karşı yasada öngörülen prosedüre uygun olarak itirazda bulunulmadığından İPC. borcunun İdari aşamada kesinleşmiş olduğu, ödenmiş olan 2.658,00 TL İPC.'nin (3.546,00 TL nin ¾'ü) ve fazla ödendiği ileri sürülen prim farklarının iadesinin bu aşamada istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 21.04.2015 tarihli ve 2014/364 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 26.12.2017 tarihli ve 2015/13252 Esas, 2017/9239 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...2012 yılında gelen ihbar ile işletmesinde yabancı uyruklu olup da sigortasız çalışan kişilerin varlığına dair yapılan inceleme sonucunda 1 kişi hakkında 05.06.2012 tarihinde yapılan tespit tutanağı nedeniyle sigortalılığın sağlanması için, davalı Kurumca yapılan sigortalılık tescili, idari para cezası tebliği ile tutanak tarihine göre 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesi kapsamında yersiz faydalanmış olunan teşvik indirimlerinin iptali ile 2012/5-12. aylar hakkında teşviksiz bordroların verilmesi işlemine karşı yasal prosedür çerçevesinde süresi içerisinde açılan eldeki davada, mahkemece ilamında belirtilen şekilde davanın tümden reddine dair karar verilmiş ise de, verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, mahkemece idari para cezasına yönelik talep bakımından, 5510 sayılı Kanunun 102. maddesine uygun olarak idari para cezası tebligatının alınmasından itibaren 15 günlük süre içerisinde ilgili ...'ye itirazda bulunulmadığı gibi İdare mahkemesinde dava açılmadığı, gerekçesi ile idari para cezası borcunun idari aşamada kesinleşmiş olduğuna dair yapılan belirleme ve kabul yerinde ise de, Kurumca tutulan tutanak içeriğinin sigortalılık tespitine dair belirleme içermesi ve davacının bu tutanak üzerinde imzasının bulunmaması karşısında bağlayıcı niteliğinin bulunmadığı hususları dikkate alınarak, hakkında tespit yapılan kişinin fiili çalışmasının varlığı usulünce araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Bu kapsamda, uyuşmazlığın, kurumca belirlenen sigortalılığın fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı hususunda toplandığı, buna göre davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86. maddesi olduğu anlaşılmaktadır. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, eldeki gibi sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece, fiili çalışmanın varlığı yönünden araştırma yapılmalı, bu araştırmada, çalıştığı kabul edilen kimse ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, emniyet tespitleri ve diğer tüm belgeler dikkate alınarak, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı ve resen araştırma ilkesi çerçevesinde elde edilebilecek diğer tüm deliller toplandıktan sonra çalışmanın fiili olup olmadığı hususunda hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 24.11.2022 tarihli ve 2018/257 Esas, 2022/631 Karar sayılı kararla ilgili emniyet birimi tarafından tanzim edilen tutanağa istinaden yabancı uyruklu kişinin davacıya ait olan işyerinde sigortasız bir şekilde çalıştığının tespitine ilişkin olarak tesis edilen davalı Kurum işleminin hukuki mesnetten yoksun olduğuna kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Kadıköy SGM ' nin 03.01.2013 tarih ve 168.675 sayılı idari para cezasına ilişkin işleminin iptaline, iptal edilen idari para cezasına ilişkin olarak davacı tarafından ödenen 2.658,00 TL 'nin ödeme tarihi olan 04.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verildi. 3. Mahkemenin 24.11.2022 tarihli ve 2018/257 Esas, 2022/631 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 12.09.2023 tarihli ve 2023/2533 Esas, 2023/7999 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) 2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 3.Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, öncelikle ilk bozma kararımız kapsamında ve uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, mahkemece idari para cezasına yönelik talep bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesine uygun olarak idari para cezası tebligatının alınmasından itibaren 15 günlük süre içerisinde ilgili ...ye itirazda bulunulmadığı gibi idare mahkemesinde dava açılmadığı, gerekçesi ile idari para cezası borcunun idari aşamada kesinleşmiş olduğuna dair yapılan belirleme ve kabulün yerinde olduğu belirtilmiş iken, aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davacı hakkında yapılan ihbar sonrası emniyetçe tutulan tutanak içeriğine göre sarı fosforlu yelekle, ... kökenli ve siyahi olduğu anlaşılan dava dışı kişinin reklam amacı ile davacıya ait ... iş yerinin önünde durduğuna dair olgu dikkate alındığında, taraflar arasında hizmet akdi bulunduğuna dair Kurum kabulünün aksinin ispat edilememiş olması karşısında, Kurumun teşvik iptaline dair yaptığı işlemin yerinde olduğu anlaşılmakta olup, bu nedenlerle davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrar ederek davanın kabulüne karar verilmesi gerekiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmamasına dair Kurum işleminin iptali ile idari para cezasının istirdadına ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının önceki Yargıtay bozma ilâmına uygun biçimde verilmiş olduğu, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10090, K. 2025/15665, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-10090-e-2025-15665-k-3959b026771d