Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9720 E. 2024/4251 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9720
- Karar No
- 2024/4251
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/384 E., 2023/762 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/364 E., 2021/181 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekilinin tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden karar vermek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 01.12.1989-26.07.2018 tarihleri arasında vefat eden babası Şahin Kılıçlı'nın yanında çalıştığını, babasının sadece 01.12.1989 tarihinde müvekkilinin sigorta girişini yaptığını, kısa süre prim ödediğini ancak sonraki çalışmalarının sigortasının gösterilmediğini, müvekkilinin babası vefat ettiği için mirasçıları aleyhine dava açılması gerekmekte ise de yasal mirasçıları olan eş ve çocuklarının mirası reddettiklerini, dolayısıyla yasal mirasçı olarak vefat eden ...'nın kardeşleri ile kardeşlerinden vefat eden ...'nın çocuklarının davalı olarak gösterildiklerini, müvekkilinin babasının yanında fiilen çalıştığını, 01.12.1989-26.07.2018 tarihleri arasında babası ...'nın yanında sigortalı niteliğinde çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu dönemde Kurum kayıtlarında davalıya ait işyerinde çalışmasının bulunmadığını, bu nedenle sigortalı olarak çalıştığının kabul edilmesinin imkan dahilinde olmadığını, iddianın kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle titizlikle araştırılması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi kararıyla; hizmet tespit talebinin kısmen kabulüne, ... TC ... SS nolu davacı ...'nın muris ...'ya ait 258155.35 sicil sayılı işyerinde hizmet akdine tabi olarak asgari ücretle, a) 01.12.1989-31.12.1989 tarihleri arasında 30 gün, 21.02.1997-15.07.2018 tarihleri arasında 7705 gün olmak üzere toplam 7735 gün çalıştığı, 7735 gün çalışmasının Kuruma bildirilmediği ancak davacının 18 yaşını doldurduğu tarih olan 24.11.1991 tarihini tüm sigorta kolları yönünden sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti ile sigortaya bildirilmeyen günlerin 7735 gün olduğunun tespitine, b) 01.01.1990-20.02.1997 ve 16.07.2018-26.07.2018 dava dönemi itibariyle talebin reddine, 2-Davalı ..., ..., ..., ..., ... ..., ... yönünden açılan davanın, davalı taraf ehliyetleri bulunmadığından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi sayılı kararıyla; Özetle davacının 16 yaşından beri babasının yanında çalıştığını iddia etmesi, dinlenen tanıkların davacıdan duydukları bilgi kapsamında ücret alındığını ifade etmeleri (Bağımlı çalışmanın bulunup bulunmadığı konusunda ücret unsuru önem taşır.), davacının babasının ölümünden sonra aynı işyerini kendi adına işletmeye devam etmesi (Vergi kayıtlarından anlaşılmıştır.) karşısında hizmet aktinin bağımlılık unsurunun bulunmadığı kabul görmüştür. Davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davalı ..., ..., ..., ..., ... ..., ... yönünden açılan davanın, davalı taraf ehliyetleri bulunmadığından reddine karar verildiği, davacı tarafça bu ret kararı aleyhine yasa yoluna başvurulmadığı görülmekle ilk derece mahkemesinin ret kararı aynen esas alınmıştır. Sonuç itibariyle feri müdahil Kurum'un istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 hükmü gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın reddine karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Daire bozma ilamında; dava, 506 sayılı Kanun m.79 ve 5510 sayılı Kanun m.86/9 hükmüne dayalı sigortalı hizmetlerin tespiti hakkındadır. Bu davaların kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerekir. Hak kayıplarının ve gerçek dışı sigortalılıkların önlenmesi amacıyla tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, mahkemece resen gerekli deliller toplanmalı ve tüm deliller serbestçe değerlendirilmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Buna göre Mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davacının çalışma şekli, ne iş yaptığı, ücret alıp almadığı, ücretini kimden aldığı, ... Gıda pazarı ünvanlı iş yerinin kapasitesi, iş yerinde yapılan işlerin niteliği ve kimler tarafından hangi işlerin yapıldığı hususları açığa kavuşturulmalı, somutlaştırma yükümlülüğü de yerine getirilerek tüm bu hususlar belirlenmeli, talebe konu tüm dönemi içerek şekilde kayden esnaf olan komşu iş yeri tanıkları res'en tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, tüm bu hususlar irdelendikten sonra, özelikle davacı ile davalı işveren arasındaki sözleşmenin niteliği ve esasları, tanık ifadeleri de göz önünde tutularak değerlendirilmelidir. Tüm deliller toplandıktan sonra birlikte yapılan değerlendirme sonucunda, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin, taraflar arasında kendine özgü bir çalışma modeli mi olduğu, davacının kendi adına bağımsız mı çalıştığı, yoksa hizmet akdi ile davalı işverene bağımlı bir çalışma mı olduğu belirlenerek taraflar arasındaki ilişki belirlenmek ve hizmet akdinin unsurları tartışılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. B.Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile; özelikle davacı ile davalı işveren arasındaki sözleşmenin niteliği ve esasları, tanık ifadeleri de göz önünde tutularak değerlendirilmelidir." yönündeki bozma gerekçesini karşılayacak tanık beyanı alınmasının mümkün olmadığı; tanıkların, baba ile kızı arasındaki ilişkiyi davacıdan aldıkları bilgiye dayandırdıkları, bu tür ifadelerin de Yargıtay içtihatlarının öngördüğü bilgi içeren tarafsız tanık ifadesi olarak nitelenmesinin mümkün olmadığı; 10 M2 büyüklüğündeki emlak komisyonculuğu dükkanında birlikte çalışan baba ile kız arasındaki ilişkinin, açıklanan nedenlerle tanık ifadeleriyle ortaya konulmasının mümkün olmadığı; 28 yıllık dava konusu dönemde herhangi bir ücret ödemesinin de iddia ve ispat edilemediği; özellikle işveren olduğu iddia edilen kişinin beyan ve imzası ile yoklama memurunun tespitini içeren resmi belgelerin aksi yönde herhangi bir kayıt sunulmadığı da dikkate alınarak; davacının babası yanında hizmet sözleşmesinin yasal unsurlarını taşıyacak bir hukuksal ilişkiye dayalı olarak çalıştığını kabule olanak bulunmadığından, sıralanan maddi ve hukuki olgular ile bozmaya konu karar gerekçesi ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, bozma gerekçelerine uyulması mümkün olmadığından; oluşan vicdani kanaate dayalı önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm tanıklar, kamu tanığı dahil, babasının yanında ücret karşılığı çalıştığını doğruladıklarını, ek kamu tanıkları dinlenilmesi halinde dahi bu durumun doğrulanacağını, tüm tanıkların ücret karşılığı çalıştığını doğruladıklarını, babası sağlık nedeniyle iş yerini bizzat kapattığını, bunun yaparken sormadığını, iş yerini babası ile birlikte işletmediklerini, Yerel Mahkeme kararının doğru olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, hizmet tespiti tespiti istemine ilişkindir. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 ve 373 üncü maddeleri ile 506 ve 5110 sayılı yasaların 79 ve 86 ncı madde hükümleridir. 2. Değerlendirme 01.12.1989-26.07.2018 tarihleri arasında vefat eden babası Şahin Kılıçlı'nın yanında önce bakkal sonra emlakçılık bürosunda hizmet akti ile çalıştığı iddiası ile açılan davada dinlenen tanık beyanları, vergi kayıtları vs delillerin değerlendirmesinde, tanıkların beyanından baba-kız çalıştıkları başka çalışanın olmadığı, baba ... imzasını içeren vergi yoklama kayıtlarında çalışanın olmadığı anlaşılan işyerinin baba Şahin Kılıç'ın vefatından sonra işyerinin davacı tarafından işletildiği, işyerinin babaya ait olması sebebiyle hayatın olağan akışına aykırı olarak davacının sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakılmasının mümkün olamayacağı ve dosya kapsamından aradaki ilişkin hizmet ilişkisi olduğu ispatlamadığı anlaşılmakta olup Bölge Adliye Mahkemesinin direnme hükmünde dayandığı yasal dayanaklar ve gerekçeye göre Dairemize ait anılan bozma ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.4.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.