Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9685 E. 2023/9515 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9685
- Karar No
- 2023/9515
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/44 E., 2023/272 K. KARAR : Ret Taraflar arasında Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 01.01.1998-16.11.2012 tarihleri arasında davalıya bağlı Yerlice Yangın Gözetleme Kulesinde çalıştığını ancak çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek davacının anılan tarihler arasında davalı işyerinde aralıksız olarak ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının, davalı işyerinde çalıştığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, davacının eşi ...'ın uzun yıllar davalı idarede mevsimlik yangın işçisi olarak çalıştığını, davacının ise eşinin yanında kulede kaldığını ve bu sürede eşine yardım amacıyla bazı işleri yapmış olabileceğini ancak yardım olarak yapılan işlerin düzenli hizmet anlamına gelmeyeceğini, taraflar arasında işçi - işveren ilişkisi kurulmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğini, iddia olunan çalışmanın ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2019 tarihli ve 2017/568 Esas, 2019/27 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF KARARI Verilen karara karşı davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, davalı ile fer'i müdahil Kurumun istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.11.2021 tarih 2020/4939 Esas, 2021/13476 Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece re'sen araştırma ilkesi gereğince davacının beyanı alınarak, davalı kamu kurumu işyerinde emir ve talimatları kimden aldığı, ne iş yaptığı, ödemelerin nasıl, ne şekilde, hangi işlemler sonucu yapıldığı açıklattırılmalı; davacının davalı işyerinde eşi ...’ın kadrolu olarak çalıştığı ve davacının eşi ile birlikte kaldığı belirgin ise de, yukarıda bahsedilen pazarlık zaptında belirtilen 5 aylık çalışma dışındaki çalışmalar yönünden çalışmanın ve ücret ödemelerinin ne şekilde gerçekleştiği araştırılmalı, davalı işveren nezdinde resmi sıfatla çalışan kişiler (müdür, amir, memur gibi) ile bordrolu çalışanlar tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, resmi veya yazılı kayıtların bulunmadığı tarihlerde alınan bu beyanlar ile eldeki deliller bir arada değerlendirilmeli, ayrıca davalı işverenin kamu kurumu olduğu ve kamu kuruluşlarındaki çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının esas olduğu göz önünde tutulmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda tespiti istenen dönem gözetildiğinde 23.10.2017 tarihinde açılan iş bu davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, bozma ilamı doğrultusunda davacının ücret alma ve çalıştığı dönemde emir ve talimatları aldığı kişilerin alınan beyanına göre uyuşmazlık konusu dönemde davalı idare çalışanı olan bordro tanıkları ..., ... ve ...'nın beyanları alınmıştır. Mevcut delil durumuna göre davalı ... Orman Genel Müdürlüğünün 24.04.2018 tarihli cevabi yazısında; davacının işyerinde görevli olarak çalıştığına dair herhangi bir belge ya da bordro bulunmadığının bildirildiği, davacı adına tespiti istenen dönemde davalı idareden veyahut başkaca bir işyerinden hizmet bildirimi bulunmadığı, dosyada bulunan 01.06.1998 tarihli pazarlık zaptı belgesinde davacının Orman İşletme Müdürlüğü, Gemlik Yerlice Yangın Kulesinde Gözetleme işi ile ilgili olarak malzemenin piyasadan satın alınabilmesi için en uygun teklifi davacının yaptığından söz konusu işin davacıya yaptırılmasına karar verildiği, davacının Yerlice Yangın Gözetleme Kulesinde yangın işçisi olan eşi ... ile birlikte 24 saat gözetleme yaptığı ancak davacının daha önce davalı işyerinde sigortalı olarak çalışmadığından ve o dönemde sigortalı olarak yeni işçi alımı yasak olduğundan ücretinin pazarlık zaptı ile ödenmesi gerektiğinin, 01.06.1998-31.10.1998 tarihleri arasında 5 ay süre ile aylık 90 TL olmak üzere toplam 450 TL ödenmesine karar verildiğinin yazılı olduğu görülmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu Madde 8’ de; “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Bir diğer tanımlama 6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 393'de yapılmıştır; hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İş sözleşmesi hukuki ehliyete ve eşit haklara sahip kılınan iki taraf iradesinin birbirine uygun olarak birleşmesinden doğan, karşılıklı borç doğuran bir özel hukuk sözleşmesidir. İş sözleşmesi nitelik itibari ile işverenin ücret karşılığında işini görme borcu içerdiği için ani edimli değil devamlı bir sözleşmedir. Sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradesi gerekmektedir. İşçilik alacaklarına ilişkin ... 5. İş Mahkemesinin Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşen davasında davacının 01.06.1998-16.11.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmasını haklı nedenlerle feshettiği ve dönemde yasal haklarının ödenmediği gerekçesiyle kıdem tazminatı ve diğer bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı, işçilik alacaklarına ilişkin anılan davanın mahkememiz açısından kesin nitelikte bir delil olamayacağı, ilgili dosyada da davaya konu işyerine ilişkin bir kısım tanık beyanlarına başvurulduğu, tanık ifadelerinde davacının yangın gözetleme kulesinde kaldığının doğrulandığı, davayı konu çalışmanın geçtiği yangın gözetleme kulesinin davacı ve davalı idare nezdinde iş akdi ile çalışan eşinin aynı zamanda konakladıkları ikamet adresi olduğu, davacının eşine yardım kapsamında kalacak eyleminin ise hizmet akdi ilişkisi kapsamında bir ilişki olmadığı, yukarıda da ifade edildiği üzere iradi olarak hizmet sözleşmesinin kurulmadığı, iş sözleşmesi kapsamında emir ve talimat altında gerçekleşen bir çalışma olmadığı iş sözleşmesinin unsurlarının mevcut olmadığı, yangın gözetleme kulesinde davacının kalmasının eşinin oradaki çalışması nedeniyle olağan ve zorunlu olduğu, dinlenen tanıkların davacının çalışmasına dair somut bilgileri olmadığı, aksine eşinin çalıştığını ifade ettikleri, çalıştığı iddia edilen dönemin uzunluğu, davalı işyerinin resmi bir kurum olması nedeni ile çalışma ve ücret ödemelerinin kayıtlara geçmesinin asıl olduğu, davacının eşinin çalışmalarının tamamının bildirilmesi, dava konusu işin 08.12.2022 tarihli müzekkere cevabında belirtildiği üzere 1 işçi ile yapılabilecek iş olması, yerleşim yerine uzaklığı nedeniyle davacının eşinin orada konakladığı, davacının da aile birliği açısından eşinin yanında konaklamasının olağan olduğu, tüm dosya kapsamı itibarıyla iddia olunan çalışma olgusunun özellikle davacı ile aynı dönemde çalışan ve işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ile dahi hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde ortaya konulamaması karşısında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili: çalışmanın işçilik alacakları dosyası ile ispatlanmış olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 01.01.1998-16.11.2012 tarihleri arasında davalıya bağlı Yerlice Yangın Gözetleme Kulesinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayıl Kanun'un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.