Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9633 E. 2023/9618 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9633
- Karar No
- 2023/9618
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/115 E., 2023/400 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazancın tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özele; davacının 25.04.2003 - 30.09.2013 arasında davalı ...'e ait ... plakalı araçta 3 gün ve ... e ait ... plakalı araçta 2 gün minibüs şoförü olarak çalıştığını, çalışmasının haftanın 5 günü 06:00 - 24:00 saatleri arasında gerçekleştiğini, davacının 2004 - 2007 yılları arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı, 2007 - 2011 arasında da başka bir işyerince SSK sigortalısı göründüğünü ancak çalışmasının davalılar nezdinde kesintisiz devam ettiğini, SGK'nın durumla ilgili tespiti neticesinde davacının 36 aylık sigortasının iptal edildiğini, davalılar tarafından davacı adına kısmi prim ödemeleri yapıldığını beyan ederek; davacının 25.04.2003 - 30.09.2013 arasında davalılar nezdinde işçi olarak çalıştığının tespitini, tespit edilen hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılara ait işyerinin 12.09.2013 tarihinde kanun kapsamına alındığını, davacının 12.09.2013 - 30.09.2013 arasında 19 günlük prim ödemesi olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalılar nezdinde kesintisiz bir çalışması olmadığını, davacının çalıştığı döneme ait bildirimlerin sgk ya yapıldığını, davacının çalışma iddiasını kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kararda özetle; "1-Açılan davanın kısmen kabulüne -Davacının davalılara ait ... ve ... plakalı minibüslerde 05.09.2008-30.09.2013 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4-1/a maddesi gereği, 472 gün 2013 yılı itibariyle asgari ücretle çalıştığının tespitine,-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Daire kararında özetle; “... İnceleme konusu davada, davalıların kurumda kendi adlarına kayıtlı ayrı ayrı işyerleri bulunduğu ve bu işyerlerinden davacı adına kısmi bildirimlerin yapıldığı anlaşılmakla, iki ayrı dava söz konusu olup, öncelikle davacının talebi somutlaştırılmalı, hangi dönemde, hangi işveren yanında, hangi sürelerde, nasıl çalıştığı açıklattırılarak, mahkemece, davacının hangi davalı işveren yanında, hangi tarihlerde, kaç gün çalıştığı ayrıştırılarak hüküm kurulması gerekirken, infaza elverişsiz bir biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. ” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Davacının ...'e ait ... plakalı minibüste 05.09.2008-30.09.2013 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-A maddesi gereği 236 gün 2013 yılı itibari ile asgari ücretle çalıştığının tespitine, Fazlaya dair talebin reddine," dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi için kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149 uncu (HMK’nun 28.) maddesinde de bu husus belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanun'un 297 nci maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde ise: “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Niha-i) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/21-23E 268 K, 2012/6–97 E 203 K, 2012/10–149 E 291K sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Eldeki davada, mahkemece hükümde “ davacının ...'e ait ... plakalı minibüste 05.09.2008-30.09.2013 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-A maddesi gereği 236 gün 2013 yılı itibari ile asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine, ” şeklinde karar tesis edilmiş iken, karar gerekçesinde; “...davacının davalılara ait ... plakalı minibüste 05.09.2008-30.09.2013 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4-1/a maddesi gereği haftada 2 günde toplam 472 gün 2013 yılı itibariyle asgari ücretle çalıştığı anlaşılmış...” şeklinde açıklamaya yer verilerek, hüküm ile uygun olmayan gerekçe yazıldığı anlaşılmıştır. Bunun yanında davacının, davalı işveren nezdinde nasıl hesaplandığı açıkça belli olmayan şekilde çalıştığı gün sayısının yazılarak karar tesisi de isabetsizdir. Mahkemece, davacının davalı işveren nezdinde hangi yılın, hangi aylarında, ne kadar süre ile çalıştığı açık bir şekilde tespit edilerek, infaza elverişli ve hükme uygun gerekçe yazılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Kabule göre de, iş bu dava dosyasından tefrik edilen dosya davalısı ...'in karar başlığında gösterilmesi hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.