Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9575 E. 2024/9299 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9575
- Karar No
- 2024/9299
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/28 E., 2020/122 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında Mahkemece görülen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkeme kararı davalılar .... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; 1.Davacı çocuk ... için hükmedilen maddi tazminat yönünden; Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. Somut olayda Eskil Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli, 2008/104 E.-2016/3 K. sayılı kararının davalılardan ..., ...., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarih ve 2018/6649 Esas ve 2019/7865 Karar sayılı kararıyla, "..yapılacak iş, Kurumdan davacı ... evlendiği tarihe kadar yapılan fiili ödeme miktarı sorularak bu miktarın işverene rücu edilebilir kısmını (5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre 3. kişi konumunda bulunanların kusurunun yarısı ile işverenin kusurunun toplamına isabet eden kısmı) 9.363,00 TL'den tenzil ederek (davalı ... hükmü temyiz etmediğinden hükmün onun bakımından kesinleştiği göz önünde bulundurularak) sonuca gitmektir. Somut olayda davacı eş ve çocuk yönünden asıl ve birleşen davalar bakımından farklı miktarlarda manevi tazminat tutarlarına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, davacı eş ve çocuk için asıl ve birleşen davalar bakımından tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde aynı miktarda manevi tazminat tutarlarına hükmetmek ve müteselsil sorumluluğa dayanılan asıl dava bakımından davalıları müteselsilen, kusur oranında sorumluluğa dayanılan birleşen davada davalıları (kusuru oranında (karar başlığında da asıl ve birleşen dava davalıları ayrı ayrı belirtmek suretiyle) (davalı ... hükmü temyiz etmediğinden hükmün onun bakımından kesinleştiği göz önünde bulundurularak) sorumlu tutmaktır. Davacı taraf maddi tazminata ilişkin taleplerinde asıl dava bakımından müteselsil sorumluluk ilkesine dayanmış ve birleşen dava bakımından birleşen dava davalıları açısından kusur oranında sorumlu tutulmalarını talep etmesine rağmen bu doğrultuda hüküm kurulmaması da hatalı olmuştur. Yapılacak iş, asıl ve birleşen davalar bakımından tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde maddi tazminat tutarlarına hükmetmek ve müteselsil sorumluluğa dayanılan asıl dava bakımından davalıları müteselsilen, kusur oranında sorumluluğa dayanılan birleşen davada davalıları (kusuru oranında (karar başlığında da asıl ve birleşen dava davalıları ayrı ayrı belirtmek suretiyle) (davacı tarafın hükmü temyiz etmediği göz önünde bulundurularak kazanılmış haklar ihlal edilmeden ve davalı ... hükmü temyiz etmediğinden hükmün onun bakımından kesinleştiği göz önünde bulundurularak) sorumlu tutmaktır" yönünde oluşturulan gerekçe ile bozulduğu anlaşılmıştır. Bozmaya uyan Mahkemece önceki kararda - aynı zamanda bozma sebebi yapılmayan davacı çocuk için hükmedilen maddi tazminat yönünden bir değişikliğe gidilmediği gözetildiğinde, davalılar .... ve ... vekilinin iş bu hükme karşı temyiz başvurusunda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Diğer hükümler yönünden; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre karar tarihi itibariyle iş mahkemelerinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları hariç miktar veya değeri bin lirayı geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, HUMK’un 427 nci maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanun'un 450 nci maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 16.07.1981 gün ve 2494 sayılı Kanun'un geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir. Temyiz kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi, tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi gereğince 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesi hükmü gereğidir. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel Mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2020 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 3.920,00 TL olarak değiştirmiştir. Somut olayda Mahkemece verilen 30.10.2020 tarihli kararda hükmedilen tutarların davalılar .... ve ... tarafından temyiz edildiği gözetildiğinde dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davalılar .... ve ... vekilinin bu hükümlere yönelik temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalılar .... ve ... vekilinin davacı ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davalılar .... ve ... vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 3-Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.