Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9527 E. 2023/9936 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9527
Karar No
2023/9936
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/513 E., 2023/185 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/141 E., 2021/78 K. Taraflar arasındaki asıl dava, Kurum işleminin iptali; birleşen dava itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kararın kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; eşinden şiddetli geçimsizlik nedeni ile 01.07.2003 tarihinde boşandığını ve ayrı ayrı adreslerde ikamet etmekte olduklarını, davalı Kurumun herhangi bir araştırma yapmadığını sadece yoklama memuru tarafından ifadesinin alındığını, eski eşinden muvazaalı olarak boşandığının tamamen davalı Kurumun iddiası olup ispat yükünün de davalıda olduğunu belirterek, davalı Kurumca kesilen yetim aylığının kesilme tarihi ile tekrar bağlanarak kendisine ödenmesine, ayrıca davalı Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili, borçlu ..., Kurumdan ... tahsis numarası ile yetim aylığı almakta iken Kurum tarafından yapılan soruşturma sonucunda davalının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğini ve buna bağlı müvekkili Kurumu zarara uğratma kastının olduğunu, bu nedenle müvekkili Kurum tarafından, davalıya yersiz olarak yapılan ödemelerin tamamının iptal edildiğini, sahte sigortalılık süresi boyunca davalıya yapılan ödemelerin ve sağlık harcamalarının geri alınması için Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2019/6572 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi açıldığını, davalının itiraz edip icra takibini durdurduğunu belirterek, Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2019/6572 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptalini, icra takibinin devamını, davalı aleyhinde alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Kuruma müracaat etmeksizin bu davayı açmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu bu nedenle esasa girilmeden usul yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun davacı ile ilgili tüm işlemlerinin yerinde olduğunu, yersiz ve hukuki mesnetten yoksun olduğundan davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanan çiftlerin aynı sağlık ocağında kayıtlı olmaları aynı sağlık ocağını kullandıklarını göstermediğini, bu durumun ancak sağlık ocağına yazılacak yazı ile boşandıktan sonra boşanan çiftlerin bu sağlık ocağına gidip gitmedikleri ve o sağlık ocağını kullanıp kullanmadıkları tespit edildikten sonra verilen kararda yeterli bir gerekçe olarak kabul edilmesinin hukuken doğru olmadığını, davacı ...'in boşandıktan sonra boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığı hususu resmi tutanakların tutarsızlığı, resmi evrakların birbirini teyit etmemesi ve karar verecek yeterli araştırmanın yapılmadığı dikkate alındığında toplanan delillerin karar vermeye yeterli nitelikte olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..davacı ... ve eski eşi ...'den 01.03.2003 tarihinde boşandığı ve hak sahibi sıfatı ile 01.08.2003 tarihinde babasından ölüm aylığı aldığı, ihbar üzerine düzenlenen Kurumun 24.09.2018 tarihli araştırma- inceleme raporunda, davacının ve boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, MEDULA kayıtlarında eski eşin 2011, 2013, 2014, 2015 ve 2016 tarihlerinde davacının ikametgahı olan, Fatih Mh. 73095 Sk. No:20 İç Kapı no:1, Seyhan /Adana, adresi ikamet adresi olarak bildirdiği, nüfus kayıtlarında da, 22.10.2009 tarihine kadar aynı adresi ikamet adresi olarak gösterdiği, denetmen raporunda beyanına başvurulan komşuların ayrı olduklarından haberdar olmadıkları, denetmene beyan veren kişilerin birlikte yaşamayı doğruladıkları ..." gerekçesiyle; kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve birleşen davada davalı vekili ve asıl davada davalı Kurum temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili dilekçesinde özetle; fiili birlikteliğin söz konusu olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Asıl davada davalı Kurum vekili dilekçesinde özetle, eksik araştırma ve inceleme sonucunda verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi kapsamında boşandıktan sonra fiili birlikteliğin bulunup bulunmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesi 3. Değerlendirme 1.Hakkında verilen boşanma kararı kesinleşen davacıya, babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle kesildiği anlaşılmaktadır. 2.Dosya kapsamı incelendiğinde, her iki eşin yıllar itibari ile adres izleme raporlarının olmadığı, aynı şekilde seçmen listelerinin olduğu ancak dönem itibari ile hangi yılda hangi seçimde oy kullandıklarına dair izleme raporlarının olmadığı, uyuşmazlık konusu dönem itibari ile belirlenecek adreslerde emniyet araştırması yapılarak ve bu araştırmaya göre gerekirse belirlenecek başka adreste emniyet araştırması yapılarak, fiili birlikteliğinin varlığının araştırılmadığı tespit edilmekle; belirtilen eksiklikler giderilerek söz konusu döneme ilişkin ihtilafın çözülmesi gerekmektedir. 3.Kabule göre de fiili birlikteliğine Mahkemece kani olunduğu taktirde, birleşen dava talebi kapsamında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın farklı bozma gerekçesine karşı, sonuç itibariyle oy birliğiyle, 18.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1. Somut uyuşmazlıkta, davacı-karşı davalı kadın eşinden 2003 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2018 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2018 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır. 2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı-karşı davalı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir. 3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanun'un ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. 4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırmasına yönelik bozulması görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9527, K. 2023/9936, T. 18.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-9527-e-2023-9936-k-44494aa348e4