Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9484 E. 2023/11569 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9484
- Karar No
- 2023/11569
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/38 E., 2023/271 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıç tarihinden ve bu tarihe göre tespit edilecek yaş haddinden indirilmesi ile 01.11.2018 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizleri ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay (pilot) olarak çalıştığını istifa ederek ayrıldığını özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiğini hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için kuruma müracaat ettiğini Kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığını belirterek fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek kuruma müracaat tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitini ve hak kazanılan aylıklarının 01.11.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, fiili hizmet zammında davacının istediği şekilde faydalandırılmasının mümkün olmadığını beyanda haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önceki kararı ile davanın kabulü ile, davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının kuruma müracaat tarihini izleyen ilk ay başından itibaren (19.10.2018 müracaat tarihi) yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesinde verdiği kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu olan kararın ile dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 11.05.1971 doğumlu davacı ...'in; 15.05.1989-14.09.1992 (3 yıl 4 ay) ve 15.09.1992-14.03.2008 (15 yıl 6 ay) olmak üzere toplam 18 yıl 10 ay 4/1-c bendi kapsamında hizmeti ve 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 23.05.2002 tarihine kadar davacının 3 yıl 4 ay öğrencilik, 9 yıl 8 ay 8 gün muvazzaf subaylık ve bu süreyle orantılı olarak (2 yıl 5 ay 2 gün) fiili hizmet süresi zammı bulunduğu ve böylece 23.05.2002 tarihindeki tüm hizmetinin 15 yıl 5 ay 10 gün olduğu ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (g) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5375 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, davacının 19.10.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine verilen 22.10.2018 gün ve 14013918 sayılı Kurum işleminde; davacının 11849 gün primi bulunduğu ancak 50 yaş şartını yerine getiremediğinden aylık talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacının tahsis talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı görülmektedir. Somut olayda, davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (g) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5375 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, 50 yaşını 11.05.2021 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun'un 205/son ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereği fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre 26.06.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlamış olup 19.10.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmaktadır. 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları belirlenirken, 23.05.2002 tarihi itibariyle hesaplanacak olan sigortalılık süresine fiili hizmet zammı süresinin tamamının değil de 23.05.2002 tarihine kadar olan hizmeti ile orantılı kısmının ilave edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı koşullarının bulunması ve yaş haddinden fiili hizmet zammı süresinin tamamının indirilmesi gerektiği bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, davacının yaşlılık aylığı koşullarını 26.06.2017 tarihinden itibaren sağladığı, 19.10.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden dava tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, Davacının 23.05.2002 tarihinde fiili hizmet zammı dâhil tüm sigortalılık süresine göre yaşlılık aylığına hak kazanacağı yaşın belirlenmesi gerekirken 23.05.2002 tarihinden sonraki Hizmeti nedeni ile hak kazandığı fiili hizmet zammı süresinin de yaşlılık aylığına hak kazanacağı yaşın belirlenmesinde dikkate alınması hatalı ise de davacının tahsis talep tarihine göre bu yanlışlık sonucuna etkili görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizce; "....2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir. Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun'un kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçeleri ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...08.05.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu, hükme esas almak için yeterli ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre, davacıya ait tahsis dosyasının incelenmesinde, davacının fiili hizmet zammı dahil toplam 22 yıl 8 ay 15 gün sigortalı çalışmasının bulunduğu, 15.05.1989 sigorta başlangıç tarihi ve 506 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereği, davacı adına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için "25 yıl, 51 yaş, 5400 gün" şartının kümülatif olarak gerçekleşmesi gerektiği, davacının doğum tarihinin 11.05.1971 olduğu, bundan 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin çıkarılması neticesinde 26.06.1967 tarihinin bulunduğu, bu nedenle 11.05.2018 tarihinde davacının 51 yaş şartının yerine getirdiği, 25 yıl sigortalılık süresinin de 15.05.2014 tarihinde gerçekleştiği, davacıya ait sigortalı hizmet döküm cetveline göre ise 11.849 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, bu nedenle Yasa'da öngörülen tüm şartların 11.05.2018 tarihi itibariyle sağlanmış olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emeklilik başvurusu yapılabileceği tarihin) 11.05.2018 olduğunun tespitine, davacının tahsis talebinde bulunduğu 19.10.2018 tarihini takip eden ay başından (01.11.2018) tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.02.2019 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: bozma kararından sonra verilen mahkeme kararının hatalı olduğunu, davacının talebinin belirttiği şekli ile uygulanması suretiyle mümkün olmadığını, buna mevzuatın izin vermediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 inci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 sayılı Kanun'un 32 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). 2.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) 3 3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, "davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine", karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davacı hakkında ne suretle tahsis koşullarının gerçekleştiğinin açıklanmaması da usul ve yasaya aykırı olmuştur. 5.19.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 Sayılı Yasanınsayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 5 ay 4 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 11.05.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 11.05.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 26.06.2018 tarihine göre davacının 19.10.2018 tarihli tahsis talebi dikkate alınarak, talebine uygun şekilde, 01.11.2018 tarihi itibari ile tahsis yapılmasına ve 01.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsiline dair karar vermekle yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve "davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiğinin tespitine" dair hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.