Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7933 E. 2023/11568 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7933
Karar No
2023/11568
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/450 E., 2023/949 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/154 E., 2019/317 K. Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve işleyen faizleri ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 28.10.1970 tarihinde doğduğunu, 15.11.1988-14.3.2008 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetleri’nde muvazzaf subay olarak görev yaptığını, müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yaptığı işbu 19 yıl 4 aya istinaden yıpranma payı olarak 4 yıl 1 ay 15 günlük fiili hizmet zammının mevcut olduğunu, müvekkilinin bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak ... SSK sicil numarası ile özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalıştığını, 4-a kapsamındaki ilk işe giriş tarihinin 23.5.2008 tarihi olduğunu, müvekkilinin 4 yıl 1 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin hizmet başlangıcı tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek müvekkilinin müracaat tarihini izleyen ay başı olan 01.05.2018 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emekli aylığına hak kazandığının tespitine, hak kazanılan haklarının 1.5.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...Davanın Kabulü ile davacının 4 yıl 1 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilmesine, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 27.04.2018 tarihini takip eden aybaşı olan 01.05.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının tespitine, emeklilik aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "...mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 27.04.2018 tarihini takip eden aybaşı olan 01.05.2018 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının tespitine, aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39. Uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 27.04.2018 tarihini takip eden ay başı olan 01.05.2018 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının tespitine, aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ... 17. İş Mahkemesi'nin 17.12.2019 tarihli, 2018/154 Esas-2019/317 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 27.04.2018 tarihini takip eden ay başı olan 01.05.2018 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının tespitine, aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, bozma kararında "...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32. vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.." denilerek karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 27.04.2018 tarihini takip eden ay başı olan 01.05.2018 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, hak edilen aylıkların 01.08.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin reddine " karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2021 gün 2021/2-96 Esas-2021/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay bozma ilamına yönelik karar vermek üzere alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında ilk derece mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olunduğu, duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapılmadığı, alt derece hüküm mahkemesi sıfatına uygun şekilde karar verildiğinden, ödeme emrinin iptali davasının eki niteliğindeki haksız çıkma tazminatı istemi nedeniyle ayrıca vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek; davanın kısmen kabulü ile, davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 27.04.2018 tarihini takip eden ay başı olan 01.05.2018 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, hak edilen aylıkların 01.08.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin Reddine..." dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7933, K. 2023/11568, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7933-e-2023-11568-k-d6b7653b127f