Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8886 E. 2023/10958 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8886
- Karar No
- 2023/10958
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/800 E., 2023/855 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/257 E., 2023/4 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin davalı şirkette 01.10.1991 tarihinde işe başlamasına rağmen, bildiriminin 01.10.1993 tarihi itibariyle yapıldığını ve bu tarihten itibaren prim yatırıldığını belirterek, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.10.1991 olarak tespiti ile bu tarihten itibaren yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde: hak düşürücü süre ve husumet itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre yönünden ve esas yönünden davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı nezdinde muhabir olarak çalıştığının belirtildiği, davacı adına 01.11.1993 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işveren tarafından Kuruma verildiği ve 01.11.1993 tarihinden itibaren bildirim yapılmaya başlandığı, uyuşmazlık konusu dönem yönünden davacının hazırladığı haberlerle ilgili gazete sayfalarının dosyaya sunulduğu, fotokopisi sunulan gazete sayfalarında 17.04.1992, 29.03.1992, 16.02.1992, 20.04.1992, 05.03.1992, 08.03.1992, 22.03.1992, 28.10.1991 ve 25.10.1991 tarihli haber örneklerinin bulunduğu, dönem bordrolarından uyuşmazlık konusu dönem yönünden bildirimi bulunan ve resen seçilen bordro tanıklarından ... beyanında, kendisinin 1985 yılında çalışmaya başladığını, sigortasının 1988 yılında yapıldığını, davacının 1990-1991 yılı gibi çalışmaya başladığını ve spor muhabiri olduğunu, hemen hemen davacı ile aynı işi yaptıklarını, davacının çalışmasının kesintisiz olduğunu belirttiği, diğer bordro tanığı ... ise, beyanında, kendisinin davalı nezdinde 1991 yılı yılbaşından önce başladığını, davacının ise kendisinden yaklaşık 6 ay kadar sonra başladığını, davacının spor muhabiri olduğunu, başlangıçta sigortasız çalıştırıldığını bildiğini ve çalışmasının kesintisiz olduğunu belirttikleri, tüm bu açıklamalar ışığında, dosyaya fotokopisi sunulan ve uyuşmazlık konusu döneme ait gazete haberleri ile çalışmayı doğrulayan bordro tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının uyuşmazlık konusu dönemde işveren nezdinde çalıştığı kanaatine varıldığından davacının, davalı iş yerinde 01.10.1991- 01.10.1993 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava ile ilişikleri olmadığı halde kendileri yönünden ret kararı verilmediğini, müvekkil şirketin 25.04.2008 tarihinden önceki dönemlere ait sorumluluğunun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde: davacının gerçek bir çalışma yaptığının saptanamadığını, Kurum kayıtları aksini söylerken tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, ilgili belgelerinin bildirilmesinin işverene ait olduğunu ve kurumun dava açılmasında sorumluluğunun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına 01.11.1993 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işveren tarafından Kuruma verildiği ve 01.11.1993 tarihinden itibaren bildirim yapılmaya başlandığı, uyuşmazlık konusu dönem yönünden davacının hazırladığı haberlerle ilgili gazete sayfalarının bulunduğu, bordro tanıkları ... ve ...'ün davacı ile birlikte çalıştıklarını beyan etmeleri hususları da gözetilerek, istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasına göre "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." 3. Değerlendirme 1.Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5'inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. 2.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 3-Sigortalı işe giriş bildirgesi veya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen diğer belgelerin Kuruma verilmesi ya da sigorta müfettişi tarafından tespit yapılması hâlinde hak düşürücü sürenin işlememe gerekçesi Kurumun sigortalı çalıştırıldığından haberdar olmasıdır. Halbuki blok çalışmanın bildirim öncesi kısmı için bu gerekçe geçerli değildir. Bu nedenle blok çalışmada bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul etmek Kanun'daki açık düzenlemeye uygun olmayacağı gibi hak düşürücü sürenin işlevsiz hâle gelmesi sonucunu doğuracaktır. Kanun'un açık hükmü karşısında sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulanması da mümkün olmayıp bu hâlde bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalının sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı devam etmektedir. 3.Somut olayda, davacının, davalı işveren yanından 01.11.1993 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunduğu ve bildirimlerinin bu tarihten itibaren yapıldığı, davanın ise 22.04.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 4.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. 5. Mahkemece yapılacak iş; 01.11.1993 tarihli işe giriş bildirgesi olmakla birlikte, dava tarihi itibariyle farklı işverenler yanından 29.11.2005 - 20.12.2005, 10.03.2006 - 2006/8, 08.09.2008 - 30.11.2015, 02.12.2016- 29.02.2016 ve 07.03.2016 devam şeklindeki bildirimlerinin bulunması karşısında, çalışma kesintiye uğramış olup, tespite konu 01.10.1991 - 01.10.1993 tarihleri arasındaki dönemin, dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı gözetilerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.