Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8850 E. 2023/9603 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8850
Karar No
2023/9603
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1315 E., 2023/1208 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/412 E., 2023/43 K. Taraflar arasındaki 28.12.2015 tarihli doğum borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile fazladan ödenen 55.276,64 TL doğum borçlanması bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 28.12.2015 tarihinde doğum borçlanması talebinde bulunduğunu ve hazırlanan tahakkuku süresinde 09.03.2016 tarihinde ödediğini, davalı Kurum'un doğumdan önce Türkiye'de sigortalılık süresi bulunmadığı gerekçesi ile bu borçlanma ödemesini iptal ettiğini, yurt dışı ev kadınlığı sürelerini borçlanarak yeniden doğum borçlanması talebinde bulunup ödediğini, iptal edilen borçlanma bedelini iade almadığını, ikinci borçlanma nedeniyle fazladan ödeme yaptığını belirterek iptal edilen ancak tasfiye edilmeyen 28.12.2015 tarihli doğum borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile, fazladan ödenen 55.276,64 TL doğum borçlanma bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, yapılan işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının yurt dışında geçen ev kadınlığı sürelerinin borçlanmasını talep ettiği, Kurum tarafından buna uygun olarak işlem yapıldığı, bu bağlamda 28.12.2015 tarihli talebe istinaden yapılan doğum borçlanmasının iptal edilmesine dair Kurum işleminin yerinde olduğu, davacının daha sonra usulüne uygun olarak yapılan yurt dışında geçen hizmetlere ilişkin borçlanma talebi ve doğum borçlanması taleplerine ilişkin usulüne uygun olarak tahakkuk işlemi yapıldığı, yapıldığı tarihte usulüne uygun olmayan borçlanma talebinin daha sonraki taleple geçmişe dönük olarak geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Kurum tarafından geçersiz olan işleme dair bedelin iade edileceğinin ifade edildiği, davacıdan hukuka aykırı olarak tahsil edilen bir bedelin olmadığı, sonuç olarak dava konusu Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili, davacının 28.12.2015 tarihli doğum borçlanmasını iptal eden Kurum işleminin sözleşme ve Kanun hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemenin sözleşme ve Kanun hükümlerinin değerlendirmesinde yanılgıya düştüğünü, Alman rant sigortasına giriş ile ilgili Yargıtayın yerleşik içtihatlarınn da göz ardı edildiğini, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 5510 sayılı Kanun'un anılan hükmü gereği diğer koşullar yanında doğum borçlanmasının geçerliliği için öncesinde mevcut bir sigortalılığın olması gerektiği, somut davada davacı yönünden bu koşulun oluşmadığı, her ne kadar davacı yurt dışında çalışmaya başladığı tarihin doğumdan önce olması sebebiyle borçlanma hakkının bulunduğunu savunmuş ise de yöntemince hizmet borçlanması yapılmamış olduğundan borçlanmaya esas sigortalılık süresi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 28.12.2015 tarihli doğum borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile fazladan ödenen 55.276,64 TL doğum borçlanması bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Hakkında Sözleşmenin 29/4 üncü maddesi. 2-Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Hakkında Sözleşmenin "5 inci bölüm" "Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları (Aylıkları) na ilişkin 29 uncu maddenin 4 üncü fıkrası, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir, düzenlemesini içerir. 3.Değerlendirme İnceleme konusu davada, 17.10.1973 doğumlu davacının, 01.09.1988 tarihi itibariyle Alman Rant Sigortasına tabi olduğu, 18 yaşın tamamlandığı 17.10.1991 tarihi itibariyle de sigortaya tabi olmaya devam ettiği, yurt içinde 12.12.2012 tarihinde işe girişinin bulunduğu, Türkiye' de 28.12.2015 tarihinde doğum borçlanması talebinde bulunduğu, hazırlanan tahakkuku süresinde 09.03.2016 tarihinde ödediği, davalı Kurum'un yaşlılık aylığı tahsis aşamasında, sigortalı olunduktan sonraki dönemde bulunan doğumlar için doğum borçlanması yapılabileceği gerekçesi ile ödenen doğum borçlanmasının iptali üzerine eldeki davanın açıldığı, Mahkemece aynı gerekçelerle davanın reddedildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacının doğum borçlanma tahakkukları 10.03.1994-10.03.1996, 31.05.2004-31.05.2006 tarihleri arasında olup, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Hakkında Sözleşmenin 29 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasındaki bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir, düzenlemesi gereği, sigortalılık başlangıç tarihi Türkiye için 17.10.1991'dir. Mahkemece; anılan ikili Uluslararası Sözleşme hükmü de gözetilerek, davacının sigortaya ilk giriş tarihinin 17.10.1991 olduğu ve giderek; 28.12.2015 günlü doğum borçlanmasına konu çocukların doğum tarihlerinin (10.03.1994 ve 31.05.2004) sigorta girişi sonrasına ait olduğu dikkate alınmak suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve Kanun'a aykırı olup, bozmayı gerektirir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8850, K. 2023/9603, T. 12.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-8850-e-2023-9603-k-e6285077541f