Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8577 E. 2024/10347 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8577
Karar No
2024/10347
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2204 E., 2023/444 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/32 E., 2022/187 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılardan ... Yapı İnş. ve Gayr. Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 19.01.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1000 TL maddi tazminatın, 150.000,00 TL manevi tazminatın ve 9.162,49 TL tedavi giderinin kaza tarihinden faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 17.01.2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 600.000 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı ... Mühendislik İnşaat Taah. Turizm San ve Tic. A.Ş. ve ... Holding A.Ş. vekili, davalı ... adına husumet itirazında bulunduklarını, davalı ... şirketinin davacının çalışmakta olduğu projede asıl işveren olup ... Holding ile yapılan projenin herhangi bir hukuki bağlantısı olmadığını, iş kazasının meydana geldiği şantiyede inşaat yapım işlerinin başlangıç ve bitiş aşamasına kadar geçen süreçte davalı şirketlerin işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda iş yasası ve ilgili tüzükte yer alan tüm önleyici ve koruyucu tedbirleri aldıklarını, müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde çalışırken 19.01.2012 tarihinde iş kazası geçirdiği, bu iş kazası sonucunda davacının % 36 oranında sürekli iş görmezliğinin bulunduğunun tespit edildiği, olayın meydana gelmesinde davacının % 30, davalı asıl işveren ... Mühendislik İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş. ile davalı alt işveren ... Makine İnş. San ve Tic. Ltd. Şti % 70 oranında kusurlu olduğu (ancak bu kusurun % 20'sinin davalı asil işveren ... Mühendislik İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş.'den geriye kalan % 50 oranındaki kusurun ise davalı alt işveren ... Makine İnş. San ve Tic. Ltd. Şti.'den kaynaklandığı veya bunların ayrı ayrı kusurları olduğu), davalı ... AŞ'nin kusursuz olduğu, 25.01.2022 tarihli ek aktüerya raporunun TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın TÜİK verilerinin asgari ücrete göre oranlanıp hesaplanması sureti ile yapılan 3. seçenek hesaplamalarının hükme esas alındığı, davacının yaşı, kusur durumu, SGK tarafından ödenen peşin sermaye değerli gelir ve iş görmezlik ödeneği göz önüne alındığında davacının maluliyeti nedeniyle 716.306,75 TL maddi tazminat talep edebileceği, davacının maddi tazminat olarak 600.000,00 TL talep ettiği anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çevre koşulları davacının sürekli iş görmezlik oranı ve olaydan etkilenme durumu, kusur durumu, paranın satın alma gücü, davalının ödeme gücü ile hak ve nesafet kurallarına göre olay nedeniyle davacının çektiği elem ve üzüntüye karşılık manevi tazminatın belirlendiği, davacı tarafın belgelendirdiği 7.699,98 TL tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, davalılar arasında asıl iş veren alt iş veren ilişkisi bulunduğundan davalıların davacının alacaklarından müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle "Maddi tazminat davasının kabulü ile 716.306,75 TL maddi tazminat hesaplanmışsa da taleple bağlılık ilkesi gereği 600.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 19.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kabulüne takdiren 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, tedavi giderleri talebinin kabulü ile 7.699,98 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... ve davalı ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere davacı işçinin uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenmiş olduğu, tespit ve değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu anlaşıldığından kusura ilişkin ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. yönünden yapılan istinaf başvurusuna itibar edilmediği, ancak ... Holding A.Ş.'nin olayın oluşumunda kusursuz olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacaklardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, ... Holding A.Ş. yönünden istinaf başvurusu yerinde görülerek bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verildiği, tanık anlatımları, davacının yaptığı iş ve kıdemi birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince TÜİK verilerine göre hazırlanan seçeneğe itibarla karar verilmesine isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvurusunda bulunan davalılar vekilince yargılama aşamasında Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporuna karşı yöneltilmiş itiraz bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, olay tarihi ile dava ve ıslah tarihi arasında 10 yıllık zamanaşım süresi henüz dolmadığından zamanaşımına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, Yargıtay 10. H.D.'nin 2020/9717 ve 2021/2003 Karar sayılı kararı ve benzer yönde diğer güncel bir çok kararında, istikrarlı olarak" Kurum tarafından açılan rücu davalarında da istikrarlı bir şekilde uyguladığı üzere, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren, “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği açıktır." şeklinde belirtildiğinden TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant" esasına göre yapılan hesaplamaların kabul edilemez olduğu yönündeki istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, olayın oluş şekli, kusur oranları, maluliyet oranı, davacının elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi ile hak ve nesafet kuralları birlikte değerlendirildiğinde takdiren 70.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olacağı, Mahkemece davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, asıl işveren davalı ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, diğer davalı alt işveren ... Makina İnşaat San Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığından, asıl işverenin istinaf başvurusunun alt işverene sirayet etmeyeceği hususunun hüküm fıkrasında gözetildiği, tedavi giderlerine yönelik olarak, dava dilekçesinde talep edilen tutar ve hüküm altına alınan tutar birlikte değerlendirildiğinde, bu alacak kalemi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabul yönünde değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle, "davalı ... Şirketinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü, davalı ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkemenin kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davacının ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. ile ... Makina İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'ye yönelik davasının kısmen kabulüne, maddi tazminat davasının kabulü ile 716.306,75 TL maddi tazminat hesaplanmışsa da taleple bağlılık ilkesi gereği 600.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. ile ... Makina İnşaat San Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının ... Makina İnşaat San Tic. Lt. Şti. yönünden kabulüne, ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. yönünden kısmen kabulüne takdiren 150.000,00 TL manevi tazminatın ( ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş.'nin sorumluluğu 70.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile) kaza tarihi olan 19.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. ile ... Makina İnşaat San Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, tedavi giderleri talebinin kısmen kabulü ile 7.699,98 TL’nin kaza tarihi olan 19.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Yapı İnşaat ve Geliştirme San. ve Tic. A.Ş. ile ... Makina İnşaat San Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin davalılardan ... Holding A.Ş. yönünden kusuru olmadığından bahisle, davanın husumet yokluğundan reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, kısmen kabul ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının yasal olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı ... Yapı İnş. ve Gayr. Geliştirme San ve Tic AŞ vekili; davacının tazminat ve tedavi giderleri taleplerinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacının ... işçisi olup davacı ile davalı şirket arasında işçi-işveren ilişkisi ve müvekkil şirketin işverenlik sıfatı bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, davacının ağır kusuru neticesinde illiyet bağının kesildiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun ortadan kalktığını, kaçınılmazlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının günlük yevmiye ücreti ile çalışmakta olup SGK kayıtlarında görülen ücreti aldığını, bu nedenle hükme esas alınan TÜİK verisine göre hesaplamanın hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve Progresif Rant" esasına göre yapılan hesaplamaların kabul olunamayacağını, davacının %36 oranında maluliyet oranının fahiş olup Adli Tıp Kurumundan inceleme yapılmadan verilen kararın hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. Bilindiği üzere HMK'nın 30. maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan usul ekonomisi ilkesine göre de hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10 (21) -94 E- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" Dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre; Mahkemece davacının maddi tazminat alacaklarının tespitine ilişkin 12.07.2017 tarihli kök hesap raporunda ve bundan sonra alınan 29.08.2018 ve 10.04.2019 tarihli hesap raporlarında bakiye ömür tespitinde PMF 1931 tablosu dikkate alınmak suretiyle sürekli iş göremezlik dönemi zararının hesaplandığı, davacı vekilinin anılan hesap raporlarına itirazda bulunmakla birlikte, bu raporlara TRH 2010 tablosunun esas alınması yönünden ayrıca ve açıkça bir itirazı olmadığı, sonrasında talep ve itiraz olmadığı halde bilirkişi tarafından TRH 2010 tablosuna göre seçenekli hesaplamanın yapıldığı 31.10.2021 tarihli hesap raporuna ve daha sonra alınan hesap raporlarına davalı vekilinin TRH 2010 tablosuna göre yapılan hesaplamayı kabul etmedikleri yönünde itirazda bulunduğu, davacının kök hesap raporu ile 29.8.2018 ve 10.04.2019 tarihli hesap raporlarına TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiği yönünden açık itirazda bulunmamış olması nedeniyle PMF 1931 tablosunun bakiye ömrün belirlenmesi konusunda esas alınması açısından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır. Öte yandan, gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, dava dilekçesinde kalıpçı olarak günlük 70 TL ücretle çalıştığı belirtilen davacının, kaza tarihinde 19 yaşında olduğu, hizmet döküm cetvelinde asgari ücret ile kazançlarının bildirildiği, ücret bordrolarının dosyada yer almadığı, davacı tanıklarının kalıpçı ustası olarak kalıp işinde günlük 70 -75 TL yevmiye ile çalıştıklarını, davacı tanığı olarak dinlenen davacının babasının davacının inşaatta çırak olarak çalıştığını 65-70 TL günlük yevmiyesi olduğunu beyan ettiği, TUİK Kazanç Bilgisi Sorgulama Raporunda Kalıpçı (ve İnşaat Ustası-Tuğla) için 2014 yılı Kasım ayı ortalama brüt ücretin 1.612- TL olduğu, bina inşaatı niteliksiz inşaat işçisinin ücretinin brüt 1412 TL olarak bildirildiği, İstanbul Ticaret Odasının işçi ve işveren arasında anlaşmaya bağlı olarak belirleneceği, İnşaatçılar Esnaf Odasının veri olmadığı şeklinde bildirdiği, Devrimci Yapı Sendikasının 2012 itibariyle kalıpçı olarak çalışan işçinin sendikasız ise 2700 TL net ücret alacağını bildirdiği, davacı vekilinin 15.3.2022 tarihli dilekçe ile 25.01.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun TÜİK verileri dikkate alınarak yapılmış olan hesap doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece asgari ücretin 1.42 katına tekabül eden TÜİK emsal ücreti esas alınarak yapılan maddi zarar hesabının hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden Mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı iş dikkate alınarak, özellikle usta olup olmadığı hususunun netleştirilmesinden sonra, kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalar haricindeki meslek odalarından davacının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlemek, bu yönle tespit edilecek emsal ücretleri gözeterek yapılacak hesabı - usuli kazanılmış hakları gözeterek- hükme esas alarak karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8577, K. 2024/10347, T. 04.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-8577-e-2024-10347-k-ca001925075a