Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8380 E. 2023/9124 K. – Ödeme Emrinin

Konu: Ödeme Emrinin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8380
Karar No
2023/9124
Karar Tarihi
Konu
Ödeme Emrinin İptali

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/471 E., 2022/2480 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/326 E., 2021/42 K. Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, "... Sosyal Güvenlik Merkezince ... ve ... sicil numaralı iş yerlerinin prim borcu için müvekkil aleyhine düzenlenen ödeme emrinin müvekkilin ilgili şirketle herhangi bir bağının bulunmaması ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1234 Esas 2010/1639 Karar sayılı reddi miras kararı uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, Kuruma başvurulmadan dava açıldığını, esas yönünden ise davacının şirket borcundan sorumlu olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacıya gönderilen ödeme emrinin Gest Tolu Yemek İkram Sos. Hiz... Ltd. Şti.' nin borcuna ilişkin olup...' nin varisi sıfatıyla gönderildiği anlaşılmıştır. Dosya arasında bulunan ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1234 Esas 2010-1639 Karar sayılı ilamı uyarınca davacının 28.08.2010 tarihinde vefat eden babası... için ölümden yaklaşık 15 gün sonra reddi miras talebinde bulunduğu ve mahkemece mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. Ticaret Sicil kayıtları uyarınca da davacının ödeme emri gönderilen şirkete ilişkin olarak hiçbir zaman kurucu, ortak olmadığı görülmüştür. Yargıtay 21 HD 2018/6402 Esas 2019/3181 Karar sayılı ilamı uyarınca 6183 sayılı takiplerden doğan ödeme emrinin iptali davalarında SGK' ya başvuru zorunluğu bulunmamaktadır. Bu durumda davacının borçtan sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığından davanın kabulü ile davacıya ... SGK tarafından gönderilen 36535026 sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacıya ... SGK tarafından gönderilen 36535026 sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, 'Yerel Mahkemenin mezkür dosyası ile davacı tarafından, müvekkil Kurum aleyhine “Ödeme Emrinin iptali” konulu işbu dava ikame edilmiştir. Söz konusu davanın yapılan yargılaması neticesinde, eksik araştırma ve inceleme sonucu “davanın kabulü ile davacıya ... SGK tarafından gönderilen 36535026 sayılı ödeme emrinin iptaline,” şeklinde müvekkil Kurum aleyhine olacak şekilde hüküm tesis edilmiş olup; usul, yasa ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı olarak tesis edilmiş işbu kararın müvekkil Kurum lehine olarak kaldırılması gerekmektedir. Davacı taraf, işbu davayı yasal süre olan 7 günlük süre geçtikten sonra açmıştır. İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle bir itiraz olup, sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir, resen göz önünde tutulmalıdır. Hal böyle iken yerel mahkemece işbu itirazımızın dikkate alınmadan davanın kabulü cihetine gidilmesi izahtan yoksun olup işbu kararın kaldırılmasını gerektirmektedir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmü getirilmiştir. Dolayısıyla, davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici olmasına gerek olmayıp, yönetim kurulu üyesi olması sorumluluğu açısından yeterlidir. Bu açık hükme rağmen davacı tarafın sorumlu bulunmaması kabul edilemez. Davacı murisinin hissedarı ve yöneticisi oldukları şirketin müvekkil Kurumda bulunan kayıtları incelendiğinde; işbu dava ile iptali istenen ödeme emirlerinde belirtilen borçların ödenmediği ve mezkür borçlardan davacının sorumlu olduğu açıktır. Zira 01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte olan 506 sayılı Kanun'un ilgili maddesi gereği Kurumun alacağından şirket üst düzey yöneticisi ve yetkilisinin de sorumlu olduğunu belirtmekte olup; davacı murisinin de şirketin yetkilisi olduğu ve aynı zamanda şirketi her hususta temsil ve ilzama yetkili kılındığı tartışmasızdır. Hal böyle iken 01.10.2008 öncesi tahakkuk etmiş borçlardan sorumlu tutulmaması tarafımızca kabul edilemez. Bununla birlikte yerel mahkemece yeterli ve gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın işbu karar tesis edilmiş, davacının murisin vefatından sonra “... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1234 E. sayılı dosyası ile vefat eden babası için reddi miras talebinde bulunduğu ve ilgili Mahkemenin 2010/1639 K. sayılı ilamı ile bu talebi kabul ederek mirasın reddine dair karar verildiğinden” bahisle işbu davanın da kabulü cihetine gidilmiştir. Ancak Yerel Mahkemece bu konuda gerekli tahkikatın yapılmadığı, müvekkil Kurumun tarafı olmadığı gibi ancak yargılama safhasında ıttılaı olduğu karardan bahisle davanın kabulü cihetine gidilmiş olması da işbu kararın kaldırılmasını gerektirmektedir. Kaldı ki şayet böyle bir durum mevcut ise dahi, işbu hususu bilme imkan ve ihtimali olmayan, kamu alacağının tahsili amacı ile başlatılan bir takip nedeni ile işbu davanın ikame edilmesi ve nihayetinde davanın kabulü ile Kurumun vekalet ücreti ve yargılama gideri ödemesine karar verilmesi de kabul edilemez bir durumdur. Bu itibarla da işbu davanın kaldırılması gerekmektedir. Davacı tarafın müvekkil Kurum tarafından davacı adına tahakkuk ettirilen bir kısım borçların ise zamanaşımına girdiğinden bahisle iptali gerektiği iddiaları da yersiz ve mesnetsiz olup kabul edilemez. Yerel Mahkeme tarafından usul, yasa ve bu tip ihtilaflarda uygulanması gereken yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı bir şekilde karar tesis edilmiş olup iş bu hususun istinafen incelenerek kaldırılması gerekmektedir. Arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Yüksek Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak sair sebepler muvacehesinde işbu Yerel Mahkeme kararının istinafen incelenerek Müvekkil Kurum aleyhine olan hususları yönü ile kaldırılmasını talep etme zarureti hasıl olmuştur." şeklinde beyanda bulunarak istinaf taleplerinin kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "Uyuşmazlık ödeme emrinin iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf ödeme emri kendisine tebliğ edildikten 6 gün sonra iş bu davayı açmıştır. Davacıya gönderilen ödeme emri Gest Tolu Yemek İkram Sos. Hiz. ... Ltd Şti'nin borcuna ilişkindir. Ancak Ticaret Sicil kayıtlarına göre; davacı borçlu şirketin ortağı olmadığı gibi yöneticisi ya da yönetim kurulu üyesi değildir. Davacıya ödeme emrinin...'nin varisi sıfatıyla gönderildiği anlaşılmışsa da davacı...'nin artık varisi de değildir, çünkü ... 12. Sulh Hukuk 2010/1234 Esas-2010/1639 Karar sayılı ilamı uyarınca davacının 28.08.2010 tarihinde vefat eden babası... için ölümden yaklaşık 15 gün sonra reddi miras talebinde bulunduğu ve mahkemece mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu şekliyle davacının ilgisi olmayan dava dışı şirketin borcundan sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığından davanın kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararı yerindedir. " gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi. 3.Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8380, K. 2023/9124, T. 03.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-8380-e-2023-9124-k-0c7129e46cc8