Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8170 E. 2023/8766 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8170
- Karar No
- 2023/8766
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/151 E., 2023/99 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında Mahkemesinde görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yetlililerinden ...'in almakta olduğu emekli maaşının kesintiye uğraması nedeniyle bir araştırma yaptığını ve bunun sonucunda ...'ya 116.826,15 TL borçlu göründüğünü öğrendiğini, bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ordu İl Müdürlüğüne giderek bunun sebebini sorduğunu ve davalı Kurum, davacı şirketin prim borcu bulunduğunu ve bu borç nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin gerçek sigortalı çalışanlarının... ve ... dışında bir çok kişinin müşteki şirkette çalışıyormuş gibi sigortalı gösterildiğini, bundan hiçbir şirket yetkilisinin haberinin olmadığını, isimleri belirtilen sigortalı çalışanlar dışında listelerde isimleri olan kişilerin söz konusu şirkette hiçbir şekilde çalışmadıklarını, hatta davacı şirket ortak ve yetkilileri tarafından tanınmadıkları, şirketin ve ortaklarının maddi durumlarını bozulması üzerine toparlamaya çalıştıkları ve icra dosyası haciz işlemleri ile ilgilendikleri sırada muhasebecileri ...ve ...tarafından gerçekleştirildiğini öğrendiklerini, daha sonra davalı şirket adına borcu kapattığını, davalı Kurum hesabına 75.000,00 TL yatırıldığını, davalı Kurumun bu şekilde sebepsiz zenginleştiğini, söz konusu borcun aslında davacı şirkete ait olan bir borç olmadığını, bu borcun oluşmasında davacı şirketin ve yetkililerinin hiçbir kastı ve kusurunun bulunmadığını, davacı şirket muhasebecilerinin kasıtlı davranışlarından da sorumlu tutulamayacağını, öncelikle davacı şirketin söz konusu durumda sorumlu olmayacağından borçlu ve sorumlu olmayacağının tespiti ile haksız ve sebepsiz olarak tahsil edilen 75.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile davacı şirketin muhasebecisi tarafından 19 grup kişinin şirkette çalışıyormuş gibi sigortalı gösterildiğini, prim borcu nedeniyle hakkında takip yapıldığını ve 75.000,00 TL ödediği miktarın iadesi ile borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş ise de; davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın muhasebecileri tarafından şirkette çalışmadığını iddia ettiği kişilerin sigortalı bildirimlerinin yapıldığını iddia etmesine karşın bu kişiler hakkında suç duyurusunda dahi bulunmadıkları, dava öncesinde de Kuruma başvuruda bulunup sahte sigortalılığının tespitini talep etmediklerini, Kurum kayıtlarının davacıya açık olduğunu, kayıtları inceleyip bu hususta taleplerini bildirebileceklerini, müvekkili Kurum tarafından yaratılmış bir husumet bulunmadığından, davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.06.2014 tarihli ve 2012/571 Esas, 2014/455 Karar sayılı kararıyla; Ordu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından; davacı adına ödenmediği 2011 Ekim, Kasım, Ardalık ve 2012 Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait prim borcuna istinaden ödeme emrinin 20.09.2012 tarihinde adreste daimi çalışan.....,'e tebliğ edilmiş olması, ...'nın 05.12.2012 tarihli yazısının incelenmesinde 08.05.2009 tarihinde yapılandırılan taksitlerin düzenli ödenmediğinden yapılandırmanın bozulduğu, borca herhangi bir itirazın olmadığı, ödeme emri ve tebligata itirazda bulunulmadığı ifadesine yer verilmiş olması nedeniyle davacının 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve zammı ile iadesi gereken primler için sahte bildirimler nedeniyle ödenen primlerin bu kapsamda olduğu düşünülmediğinden bu nitelikteki prim ödemeleri için bu madde hükmü uygulanamayacağından Borçlar Kanunu'nun 65 inci maddesine göre haksız yahut ahlaka mugayir bir maksat istihsali için verilen bir şeyi istirdada mahal olmadığından yukarıdaki kanun maddesinde de Borçlar Kanunu'na atıf yapılarak primlerin iade edilemeyeceği kanaatine varılarak, Davacının davasının reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.05.2015 tarih, 2014/18629 Esas, 2015/8561 Karar sayılı kararıyla; "Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde, olağan olarak sigortalılık niteliği, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdinin kurulması ve 7 nci madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Bu maddelerde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde sigortalılık söz konusu olamaz. Hal böyle olunca, davacının iddia ettiği sahte çalışmalara yönelik Savcılık tarafından yapılan soruşturmanın akıbeti araştırılarak, Kurum nezdindeki işyeri dosyası ile tüm dönem bordroları celp edilerek, fiili çalışması bulunmadığı iddia edilen sigortalılar ile prim borcu tahakkuk ettirilen dönemde çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ve aynı yörede komşu işverenler veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler titizlikle belirlenerek, davacı yanında çalışan kişilere yönelik tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınarak tanık beyanları denetlenmeli, ayrıca, Vergi Dairesinden geçmiş yıllarla birlikte ihtilaf konusu dönemi de kapsayan dava dışı işverenin ödediği vergilerde esas alınan kazanç miktarlarını gösteren vergi kayıtları getirtilerek, gerektiğinde anılan kayıtlar üzerinde mali konularda uzman bilirkişi marifeti ile bilirkişi incelemesi yapılarak, davacının ticari faaliyetinin kapsamına, ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre, ihtilaf konusu dönemde Kuruma bildirildiği kadar işçinin anılan işyerinde çalışıp çalışamayacağı ve bu çerçevede, gerçeğe aykırı bildirimin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre" hüküm kurulması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. B.Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemece 18.01.2018 tarihli ve 2015/325 Esas, 2018/32 Karar sayılı kararıyla; ... İl Müdürlüğünden iş yeri dosyası ile tüm dönem bordroları celp edilmiş, komşu iş yeri araştırması yapılmış, tanıklar dinlenilmiş, Ordu Boztepe Vergi Dairesinden davacı şirketin geçmiş yıllar ile birlikte ihtilaf konusu dönemi de kapsayan 2011-2012 yıllarına ilişkin işverenin ödediği vergilerde esas alınan kazanç miktarlarını gösteren vergi kayıtları celp edilmiş, dosya mali müşavir bir biliriişye tevdi edilerek, tarafların beyanları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek Yargıtay bozma ilamı, tanık beyanları, vergi dairesinden gelen kayıtlar ve Savcılık soruşturma dosyası incelenerek davacının ticari faaliyetinin kapsamına, ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre, ihtilaf konusu dönemde Kuruma bildirildiği kadar işçinin anılan işyerinde çalışıp çalışamayacağı ve bu çerçevede, gerçeğe aykırı bildirimin bulunup bulunmadığı irdelenmek suretiyle davacıya ait 2011-2012 yılları ticari yevmiye defterleri ve ... İl Müdürlüğünden gelen yazı cevabı değerlendirilmek suretiyle tespit yönünden rapor alınmış, bilirkişi raporunda davacı şirketin vergi beyannamelerinden brüt satışları tespit edilmiş, ... belgelerinden yıllar bazında kuruma bildirilen ortalama işçi sayıları tespit edilmiş ve davacı şirketin ticari faaliyet kapsamında ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre yapmış olduğu brüt satış hasılatlarına istinaden kuruma bildirdiği kadar işçi çalıştırmasının mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesindeki bildirmiş olduğu gerçek çalışanlarının dışında olanlarının gerçeğe aykırı bildirim olduğu, davacı beyanında da gerçek çalışanların dışında bildirilenlerin şirkette çalışmamış olduğundan Kuruma bildirdiği kadar işçinin iş yerinde çalışmasının mümkün olmadığı yönünde rapor hazırlandığı anlaşılmış olup, Yargıtay bozma İlamı, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının ticari faaliyetinin kapsamına ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre Kuruma bildirildiği kadar işçinin anılan iş yerinde çalıştırılmasının mümkün olmadığı ve bu çerçevede davacının dava dilekçesinde bildirmiş olduğu gerçek çalışanlarının dışında olanlarının gerçeğe aykırı bildirim olduğu kanaatine varılarak; Davacının davasının kabulü ile davacının 75.00,00 TL prim borcunun borçlu olmadığının tespitine, 75.000,00 TL'nin dava tarihi olan 16.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya iadesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24.12.2018 tarih, 2018/1917 Esas, 2018/10985 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece, öncelikli olarak önceki bozma ilamında belirtildiği şekilde araştırma yapılarak sahte bildirimler tespit edilmeli, sahte bildirimleri olduğu tespit edilen kişilerin dava konusu ödeme emri borç dönemleri itibariyle, bu kişilerin bildiriminden kaynaklı prim borcu hesabı yapılmalı, iadesi istenilen 75.000,00 TL ödemenin hangi borçlar için yapıldığı Kurumdan sorulmalı, gerçek çalışması olduğu kabul edilen ve tespit edilen çalışanların davaya konu borç dönemleri itibariyle, bildirimlerinden kaynaklı prim borcu hesabı yapılmalı ve bu prim borçlarının ödenip ödenmediği tespit edilmeli neticesine göre 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ve 818 sayılı Borçlar Kanun'un 65 nci maddesi irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi" gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. D.Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.09.2021 tarihli ve 2019/73 Esas, 2021/531 Karar sayılı kararıyla; "Davacı şirket; muhasebecinin yapmış olduğu işlemler nedeni ile şirket bünyesinde çalışmayan kişilerin sigortalı olarak gösterilmesi nedeniyle haksız ve hukuka aykırı olarak fazladan prim ödemiştir. Bu durum tanık beyanı, yevmiye defterleri, muhtasar beyannameler, CBS dosyası, ... denetmen dosyası ve dosyaya yansıyan belgerle de sabittir. 5510 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesine göre; yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. 5510 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesinde açıkça düzenlendiği üzere davacı şirket tarafından; muhasebecinin şirketin talimatı olmaksızın yapmış olduğu işlemler nedeni ile davalı Kuruma yersiz olarak ödenen 23.648,72 TL'nin davalı yandan alınarak davacı şirkete iadesine ve davacı şirketin bu borçtan sorumlu olmadığına" kanaat getirilerek; Davacının davasının kısmen kabulü ile davacının 23.648,72 TL'lik prim borcunun olmadığının tespitine, 23.648,72 TL'nin dava tarihi olan 16.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya iadesine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.01.2022 tarih, 2021/13018 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararıyla; "Eldeki davada Mahkemece kurulan hüküm her ne kadar 24.12.2018 tarihli bozma ilamında belirtilen esaslar doğrultusunda kurulmuş ise de; davanın konusu, verilen hüküm niteliği itibariyle dava konusu dönemde (2010-12 ila 2011-9) davacı işyerinde gerçek çalışması olmadığı belirlenen sekiz kişinin hak alanını ihlal ettiğinden, bu bağlamda iş bu davada verilen karar, ilgililerin sigortalılık sürelerinin etkileyeceğinden, Mahkemece, öncelikle bu sekiz sigortalının davaya dahil edilmeleri gerekmektedir. 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesinde “…maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir…” hükmü uyarınca, belirtilen sekiz sigortalıya usulüne uygun şekilde husumet yöneltilmeli, gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulması" gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun'un m. 89/3 "Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir." hükmü uyarınca somut olayda muhasebecinin şirketin talimatı olmaksızın şirket bünyesinde çalışmayan kişileri sigortalı olarak göstermesi nedeniyle davalı kuruma haksız ve hukuka aykırı olarak fazladan prim ödendiği dosya kapsamında sabit olduğundan yersiz olarak ödenen primlerin davacı şirkete iadesine ve davacı şirketin bu borçtan sorumlu olmadığı kanaatine varılarak; Davanın kısmen kabulü ile davacının 23.648,72 TL'lik prim borcunun olmadığının tespitine, 23.648,72 TL'nin dava tarihi olan 16.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya iadesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2010/12-2011/9. aylar arasına yönelik Kurumca tahakkuk ettirilen prim borçlarını ihtirazi kayıtla ödeyen davacının, anılan dönemde muhasebecisi tarafından bildirilen bir kısım sigortalılara yönelik çalışmaların fiili olmadığı ve bu nedenle prim borcunun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428'inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi ile 7 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.