Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6444 E. 2023/7243 K.

Konu: Prime Esas Kazanç Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6444
Karar No
2023/7243
Karar Tarihi
Konu
Prime Esas Kazanç Tespiti

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2629 E., 2023/52 K. KARAR :Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/381 E., 2021/201 K. Taraflar arasındaki prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin, davalı işveren nezdinde tır şoförü olarak, asgari ücret ve prim usulü ile çalıştığını ancak prime esas kazancının SGK'ya asgari ücret üzerinden bildirildiğini, ücretin asıl parçası olan sefer priminin SGK'ya bildirilen kazanç miktarına eklenmediğini, müvekkilinin iş akdinin 21.06.1991 tarihinde emeklilik nedeniyle sona erdiğini, tazminat ve alacaklarının tahsili için açtıkları ve ... 3. İş Mahkemesi'nin 2010/333 Esas sayılı dosyasında görülen davada müvekkilinin kıdem tazminatına esas son ücretinin 2.413,00 TL olduğunun tespit edildiğini, anılan kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini ileri sürerek, müvekkilinin sigorta kaydının düzeltilmesini, ücretin esasını teşkil eden primlerin aylık kazancına eklenmesini, prime esas kazancının asgari ücretin 3,03 katı olarak belirlenmesini, ardından emeklilik tarihinden itibaren hesaplanacak yaşlılık aylığı farkının Kurumdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, aylık prime esas kazancın Kuruma bildirilen meblağdan daha yüksek olduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, tanık beyanlarıyla kanıtlanamayacağını, ayrıca Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ücretinin müvekkil işverence davalı Kuruma bildirildiğini, ücretlerin bordrolarda gösterilen miktarda olduğunu, bordrolarda yer alan ücret haricinde davacıya ücret ödenmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...-Davanın kısmen kabulü ile; -Davacı... ve... oğlu, 01.01.1959 doğumlu, ...... TC Kimlik Numaralı ...'nün 21.06.1991 - 26.02.2010 döneminde, davalı işveren nezdinde, ücretinin asgari ücretin 3.01 katı, en son ücretinin 2.197,71 TL olduğunun ve buna göre yaşlılık aylığı fark alacağının 55.163,49 TL, ek ödeme farkının 2.101,69 TL olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili; yerel mahkemece bir çok hususun ele alınmadan karar verildiğini, bilirkişi raporu ile belirlenen yaşlılık aylığı fark alacağının mahkemenin kararına esas teşkil ettiğini, ancak, bilirkişi rapor tarihi ile karar tarihi arasındaki eksik ödenen yaşlılık aylığı farkları mahkemenin dikkatinden kaçtığının görülebileceğini, davanın özünü oluşturan, karar tarihinden sonraki dönemde ödenecek yaşlılık aylığının düzeltilmesinin yani sigorta kaydının düzeltilmesine ilişkin talepleri ile ilgili mahkemenin bir karar vermediği görüldüğünü, bu hususla ilgili bir belirleme yaptırılması ve SGK kaydının düzeltilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı Kurum vekili; diğer davalı Ulusoy Karadeniz Nakliyattan ücret bordroları celbedilerek davacının bordrolarda imzası var ise davasının reddedilmesi gerektiğini, zira davacının gerçekte belirtmiş olduğu ücretle çalışmış olsa bile bu durumda kanuna karşı hile niteliğindeki işlemin tarafı olarak davacının daha sonra bu işleme dayanarak aksi yönde hak talebinde bulunamayacağını, bunun aksinin kabulünün çalışma hayatında ne de olsa "sonra telafisi olur düşüncesi ile işçilerin gerçek ücretten daha düşük ücretle çalışmaya göz yummaları ya da ücreterinin resmi olarak kuruma düşük gösterilerek düşük prim ödenmesine yol açacak ve bu durum ücrete dayalı uyuşmazlıkların oluşmasına ve artmasına yol açacağını, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddede belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile dönem bordroları gibi kuruma verilmesinin zorunlu belgeler olduğunu, kurumlarının dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacının tüm iddialarının asılsız ve yersiz olduğunu, kurumlarınca kabul edilemez ve davanın reddi gerekmekte iken ... 2. İş Mahkemesi'nin 2019/318 - 2021/201 karar dosyasında verilen 25.03.2021 tarihli kararı ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verdiğini, bu sebeplerle bu kararın kurumları aleyhine olan kısmının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı şirket vekili; davacının çalıştığı süre içinde müvekkili şirketten aldığı ücretlerin bordrolarda gösterildiği gibi olduğunu, davacının belirttiği "asgari ücret+prim" sistemi ile istihdam edildiği gibi bir durum söz konusu olmadığını, davacının müvekkili şirkette asgari ücret ile çalışmakta olup davacının sefer primi olarak belirtmiş olduğu harcırah ise yurtdışına çıkışlarda yol, yakıt, yemek, gümrük ve otoban ücretleri, trafik cezaları vs. masrafları için davacıya verildiğini, müvekkilinin davacıya ücreti dışında sefer başına ödeme yaparken asıl amacının davacının yapacağı ek masraflar olduğunu, davacının ücretini artırmak gibi bir amacının bulunmadığını, davanın süresinde açılmadığını, 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğunu bu nedenle süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının kuruma yaptığı 2010 yılındaki başvuru kanunun aradığı başvuru içeriğini ve şartlarını sağlamadığından başvuru şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmelidir. Davalılar vekilinin istinaf başvurularının değerlendirilmesinde ise; ilk derece mahkemesince davacının Uluslararası tır şoförü olduğu, yasal mevzuat uyarınca yolluk ve harcırah adı altında yapılan ödemelerin prime esas kazanca dahil edilmesinin yerinde olduğu, sefer başına verilen harcırah adı altındaki ödemenin davacının bizzat kendine yapıldığı, araç ve sefer giderlerinin ise ayrıca ödendiğinin anlaşılmasına göre söz konusu bedelin prime esas kazanca dahil edilmesi isabetli olmakla beraber 26.02.2010 tarihi itibariyle belirlenen 2.197,71 TL meblağın HMK 200 md. yer alan senetle ispat sınırının " 2.500,00 TL" altında kaldığı belirtilerek tanık beyanlarına itibarla hüküm kurulmuş ise de 2.500 TL'lik sınır 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Davacının iddia ettiği ücret dönemler itibariyle yazılı delil ile ispatı gereken sınırda kaldığından ve dosya kapsamına göre yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek herhangi bir belge bulunmadığı sonucuna varılmakla davanın tümden reddine karar verilmesi gerekmekle hükmün bu yönü ile kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunn esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf itirazlarının ise kabul edilmesi ve 6100 sayılı H.M.K‘nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtilen ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, - Davanın reddine,..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 506 sayılı Kanun'un 77 inci 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6444, K. 2023/7243, T. 22.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-6444-e-2023-7243-k-ad37791d97b7