Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6241 E. 2024/9892 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6241
Karar No
2024/9892
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/136 E., 2022/313 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette ağır vasıta şoförü olarak çalıştığını, 07.10.2000 tarihinde asfalt çalışması yaparken davalı şirkete ait ... plakalı kamyonun frenlerinin patladığını ve uçuruma uçtuğunu, müvekkilinin bu kazadan ayağının sakatlandığını, ağır işlerde çalışamaz raporunun verildiğini, meslekte çalışma gücü kaybı olduğunu, bu nedenle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ve dava tarihinden işleyecek olan faizi ile birlikte 100.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, Kartal 2. İş Mahkemesi davası neticesinde müvekkiline rücu edilebileceği miktardan bu davadan kusuru ile tenzilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayanak ettiği kazanın 2000 yılında meydana geldiğini ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 109/1 hükmü gereğince 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu sebepten zaman aşımı nedeniyle reddine, aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 22.10.2015 tarih 2011/2 E. 2015/480 K. sayılı kararıyla; davacının yaralanmasına neden olan iş kazasının oluşumunda; davalı işverenin %80 oranında, davacının % 20 oranında kusurlu olduğu ve davacının iş kazasına bağlı maluliyet oranının % 25 olduğu kabulüyle: "1-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2-65.789,87 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen 22.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 21.(Kapatılan ) Hukuk Dairesi'nin 19.12.2017 tarih ve 2016/10424 Esas, 2017/10797 Karar sayılı kararı ile "taraf vekillerinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin, ... Somut olayda, davacının maluliyetinin Kurum içi prosedürler izlenerek maluliyet tespiti yapılmadığı anlaşılmış olup, söz konusu hüküm bu yönleri ile usul ve yasaya aykırıdır. Yapılacak iş, davacının Kuruma müracaatının sağlanarak ve usulüne uygun şekilde sürekli iş göremezliğinin tespitine ilişkin karar alınarak kesinleştirilmesi; itiraz halinde sırasıyla SGK Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınması; Kurum raporları ile dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki oluşması halinde ise; raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp 2. Üst Kurulu'ndan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından oluşacak sonuca göre bir karar vermektir. .... Somut olayda, davaya konu olayda vefat eden bir diğer sigortalı yakınlarının açtığı tazminat dosyasında aldırılan kusur raporuna itibar edildiği, işbu davada herhangi bir kusur tespiti yoluna gidilmediği, hükme esas alınan raporun işbu dava için yeterli olmadığı ortadadır. Yapılacak iş; iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile sorumluların kusurunu yukarıdaki açıklamalar da göz önünde bulundurularak etraflıca yeniden irdeleyen kusur raporu aldırılarak çıkacak sonuca göre karar vermektir. .... Tazminatın saptanmasında; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı. işgörmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarı; işçinin ve destek görenin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Mahkemece hükme esas alınan hesaba ilişkin bilirkişi raporunda ise bakiye ömrün PMF yaşam tablosuna göre değil, TRH-2010 yaşam tablosuna göre belirlendiği, sigortalının bilinmeyen dönem kazancının yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskonto yapılmak suretiyle belirlenmesi yerine %5 arttırılıp %5 iskonto yapılarak tespit edildiği, bu haliyle hükme esas alınan hesap raporunun yönteme uygun olmadığı, denetime elverişsiz olduğu açıktır. Yapılacak iş; hesap uzmanı bilirkişiden yukarıda açıklanan şekilde rapor alıp sonucuna göre, Kurum tarafından davacıya gelir bağlanır ise bu gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzili suretiyle maddi tazminata dair karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir. O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. ...." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davacı vekiline sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair Kuruma başvuru yapılması adına süre verildiği, Kurum Sağlık Kurulunun 10.04.2018 tarihli kararı ile sürekli iş göremezlik oranının %46 olarak belirlendiği, itiraz üzerine devamla ATK 3. İhtisas Kurulu ve ATK 2.Üst Kurulunun 31.07.2019 tarih, 17.10.2019 tarihli kararlarında bu kaz davacının sürekli iş göremezlik oranının %29 olarak belirlendiği, Mahkemece tarafların iş kazasının oluşumunda kusur oranının tespiti amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, hükme esas alınan 17.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının olayın meydana gelmesinde kusursuz olduğu, davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, sunulan 31.08.2022 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezlik oranının %29, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin %100 oranında kusurlu olması kabulünden hareketle bilinen dönemin ileriye çekilmesi ile davacının maddi zararının 97.341,19 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece gerekçe kısmında 31.08.2022 tarihli rapora itibar edildiği belirtilerek; "1-Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 2-97.341,20 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 07.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verildiği görülmüştür. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin 10.11.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğu, davacının olayın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, davacının kazadan sonra iş yerinde aynen çalışmaya devam ettiği, hak kaybının bulunmadığı, kazalı yönünden takdir edilen manevi tazminatın ise fahiş olduğunu beyanla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 nci maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinde hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesi kararın bozmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından ve yine dosya içeriğinde mevcut Kocaali Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/139 Esas sayılı dosyasından, dava konusu iş kazasının kaza tarihinde davalı işverene ait araç ile davacı ve yanında yine davalı işveren işçisi dava dışı ...'ın yol yapım çalışmalarında görevlendirildiği, aracın 1975 model araç olduğu, sık sık fren arızası verdiğinin iş emirlerinden anlaşıldığı , olay günü araçla Karadere mevkiine gelindiğinde araç hızlandığı için davacının aracı 4.vitesten 2. vitese almak için debriyaj ve frene aynı anda bastığında frenin patlamış olduğunu fark ettiğini, frenin patladığı, davacının aracın uçuruma doğru gitmemesi için direksiyonu sola yani dağlık kesime kırarak araçtan atladığını, bu sırada yardımcısına araçtan atlamasını söylediğini, yardımcısının ses vermediğini bu sırada araç hızlandığı için ancak 9. vitese takabildiğini ve artık fren tutmadığı için araçtan atladığı, araçta yolcu olarak bulunan ...'in araçtan atlayamaması sonucu aracın uçuruma yuvarlanması neticesinde hayatını kaybettiği, Mahkemece bozma kararı öncesi kusur raporu aldırılmadığı, dava konusu kazada ölen işçi ... mirasçılarının davalı işverene karşı açmış olduğu Kartal 2. İş Mahkemesinin 2005/972 Esas, 2007/509 Karar sayılı dosyasında davalı işverenin %80, iş bu dosya davacısı ...'ın %20 oranında kusurlu bulunduğu, anılan kararın Yargıtay 21. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 07.04.2008 tarih 2007/20000 Esas 2008/5464 Karar sayılı onama ilamı ile kesinleştiği, anılan kararda hükme esas alınan raporun Mahkemece yeterli görülerek karara esas alındığı, yine dosya içerisinde mevcut ölen işçi hak sahiplerine kurumca yapılan ödemelerin tahsili amacıyla açılan Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/272 Esas, 2012/403 Esas sayılı dosyasında bu kez davalı işverenin %50, iş bu dosya davacısı ...'ın %50 oranında kusurlu bulunduğu, anılan kararın dairemiz 07.10.2012 tarih 2013/10880 Esas, 2013/18498 Karar sayılı ilamı ile yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Mahkemece bozma sonrası kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik 17.09.2018 tarihli rapor aldırıldığı iş bu raporda ise davalı işverenin %100 oranında kusurlu bulunduğu davacının kusursuz olduğu tespitinin yapıldığı anlaşılmakla her ne kadar kusura ilişkin bilirkişi raporları arasında çelişki meydana gelmiş ise de yukarıda anılan ceza dosyasında kazanın mekanik arızadan kaynaklandığına dair ( zira iş bu dosyada davacıya yönelik beraat hükmü kurulmuştur.) kesinleşen maddi vakıa dikkate alındığında davalı işverenin kaza nedeniyle %100 oranında kusurlu bulunması somut olaya uygun görülmüştür. Ancak ne var ki ; Mahkemece bozmadan önce alınıp da bozulan kararda hükme dayanak kılınan 27.03.2015 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %25 olduğu kabulü ile davacı kazalının maddi zararının davalı işverenin %80 oranında , davacının %20 oranında kusurlu kabul edilmesi halinde 1. seçenekte 65.789,87 TL, davalı işverenin %50 oranında, davacının %50 oranında kusurlu kabul edilmesi halinde 2. seçenekte 44.134,08 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile rapora itibar etmeksizin talebini 1. seçenek üzerinden belirlediği, mahkemece bozma öncesi 22.10.2015 tarihli kararı ile 1. seçenek üzerinden karar verildiği, anılan karara karşı davacı vekilince sunulan 26.10.2015 tarihli temyiz dilekçesinde yalnızca manevi tazminat düşük takdir edildiği gerekçesiyle temyiz yoluna başvurulduğu, hükme esas alınan sürekli iş göremezlik oranı ile kusur oranları yönünden temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacı vekilinin bozma öncesi hükme esas alınan hesap raporuna itirazının bulunmaması ve temyiz talebinin yalnızca manevi tazminatın düşük takdir edildiğine yönelik olması nedeniyle davalı lehine, bozulan hükme dayanak kılınan 27.03.2015 tarihli bilirkişi hesap raporu üzerinden usulü kazanılmış hak doğduğu, davalı lehine oluşan bu usulü kazanılmış hakkın gözden kaçırılması suretiyle bozma sonrası aldırılan bilinen dönemin ileriye çekilmesi, davalı işverenin olayda %100 kusurlu, davacının sürekli iş göremezlik oranının %29 olarak kabul edilmesi sonucu zararın 97.341,20 TL hesaplandığı 31.08.2022 tarihli hesap raporunun hükme dayanak kılınmasıyla sonuca gidilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup yerinde görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle HUMK’nın 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 2.Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; A. Mahkemenin Gerekçeli kararında yer alan "Yargıtay bozması sonrası yüksek Mahkeme kararında tespit edilen eksiklerin giderilmesi için gerekli işlemler yapılmış, maddi tazminat talebi bakımından kusur ve maluliyet oranları ve buna bağlı olarak ödenecek tazminat hesaplatılmış, ortaya çıkan maddi tazminat tutarından, SGK tarafından yapıldığı anlaşılan ödeme mahsup edilmiş, manevi tazminat bakımından da yine Yargıtayın güncel kararları dikkate alınarak manevi tazminatın amacına uygun bir bedel belirlenmiş ve oluşan kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "ibarelerinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere;" "Yargıtay bozması sonrası yüksek Mahkeme kararında tespit edilen eksiklerin giderilmesi için gerekli işlemler yapılmış, maddi tazminat talebi bakımından kusur ve maluliyet oranları ve buna bağlı olarak ödenecek tazminat hesaplatılmış, ortaya çıkan maddi tazminat tutarından, SGK tarafından yapıldığı anlaşılan ödeme mahsup edilmiş, maddi tazminat bakımından 31.08.2022 tarihli hesap raporunda her ne kadar davacı zararı 97.341,20 TL olarak hesaplanmış ise de bozma öncesi mahkememizce verilen karara karşı davacı vekilince temyiz talebinin kusur ve sürekli iş göremezlik oranına ilişkin olmadığı yalnızca manevi tazminat talebine ilişkin olduğu değerlendirilerek davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hakkın dikkate alınması suretiyle davacının maddi zararının bozma öncesi kararda hükme esas alınan 27.03.2015 tarihli hesap raporunda 1. seçenek üzerinden hesaplanan 65.789,87 TL olduğu kabul edilerek ve manevi tazminat bakımından da yine Yargıtay'ın güncel kararları dikkate alınarak manevi tazminatın amacına uygun bir bedel belirlenmiş ve oluşan kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." ibarelerinin yazılmasına, B.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "1-Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 2- 65.789,87 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 07.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davalı ... Harçlar Kanununun 13/j. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafın harçtan muaf olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına karar verildiğinden davacı tarafça başta yatırılan 445,50 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 6-Bu dosya için yapılan toplam 5.888,79 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 4.534,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kısmen kabul-kısmen red oranına göre maddi tazminat üzerinden A.A.Ü.Tarifesi uyarınca hesaplanan 10.526,38 TL, manevi tazminat üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kısmen kabul-kısmen red oranına göre maddi tazminat üzerinden A.A.Ü.Tarifesi 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde artan gider avansı kalır ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesinin 5 inci maddesine göre, yatıran sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına), Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Mahkememize veya başka bir yer Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunarak tutanağa geçirilmek sureti ile Yargıtaya temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10.11.2022" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6241, K. 2024/9892, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-6241-e-2024-9892-k-d0bd4b2e91d6