Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/5143 E. 2024/10066 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5143
Karar No
2024/10066
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2672 E., 2021/629 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2012/563 E., 2020/200 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 11.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek 156.606,67 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %30 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, ayrıca müvekkilinin davacıya maddi ve manevi tazminat amaçlı açılacak davadan feragati şartıyla 15.000,00 TL ödeme taahhüdünde bulunduğunu, dava tarihine kadar davacıya banka kanalıyla 9.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemelere ilişkin belgelerin dosyada mevcut olduğunu, müvekkilinin davacının tedavi giderlerini karşıladığını, maaş ödediğini, ulaşımı için araç ve şoför tahsis ettiğini, hastane ve evdeki ziyaretlerinde yemek ihtiyaçlarını karşıladığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından Mahkemece birinci kusur raporu alındıktan sonra bir adet kök hesap raporu, ikinci kusur raporu alındıktan sonra da kök hesap raporuna ek iki adet daha hesap raporu alındığı, 28.10.2019 tarihli birinci ek hesap raporunun hükme dayanak kılındığı, 25.06.2018 tarihli kök hesap raporunda davacının kusurunun %50 veya %40 olarak kabul edilme ihtimaline göre ikili bir hesaplama yapıldığı, davalının ödediği 9.000,00 TL'nin yasal faiziyle denkleştirilip hesaplanan zarar tutarından tenzil edildiği, davacının %50 kusurlu kabul edildiği takdirde davacının maddi zararının 86.143,37 TL olduğu, davacının %40 kusurlu kabul edildiği takdirde davacının maddi zararının 106.235,75 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, davalı vekilince rapora süresinde itiraz edildiği, davacı vekili itiraz dilekçesi vermediği gibi takip eden 06.11.2018 tarihli celsede “Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, eksiklikler giderilsin” şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece değişen asgari ücretler nedeniyle ek hesap raporu düzenlenmesi için 10.09.2019 tarihli celsede resen ara karar kurduğu, bunun üzerine 28.10.2019 tarihli birinci ek hesap raporunun düzenlendiği, bu ek hesap raporunda artık çelişkiyi gideren ikinci kusur raporunda da kusur oranları önceki gibi davacı %40, davalı %60 olarak tespit edildiği için davacının müterafik kusuru %40 olarak kabul edilerek hesaplama yapıldığı, davalının ödediği 9.000,00 TL yasal faiziyle denkleştirilip hesaplanan zarar tutarından tenzil edildiği, davacının maddi zararının bilinen dönemin değişmesi ile birlikte 156.606.67 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin maddi tazminat istemini bu tutara arttırdığı, davacı vekilinin 30.01.2020 tarihli celsede ıslah dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği, buna karşın Mahkemece resen değişen asgari ücretler doğrultusunda ek hesap raporu alınmasına karar verildiği, bu doğrultuda 09.03.2020 tarihli ikinci ek hesap raporunun düzenlendiği, bu son ek hesap raporunda bilinen dönem dışında aynı verilerle davacının maddi zararı 179.473,45 TL olarak tespit edildiği, Mahkemece birinci ek hesap raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda davacı tarafın 25.06.2018 tarihli kök hesap raporuna bir itirazı bulunmadığı, bu raporun %40 müterafik kusur ihtimalinde hesaplanan 106.235,75 TL maddi zarar tutarı üzerinden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılıp usuli kazanılmış hak aşılacak şekilde birinci ek hesap raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının; a. İkinci sayfasının sondan ikinci paragrafının son kısmında yer alan "dosya hesap bilirkişisine tevdii edilmiş, itibar olunan 28/10/2019 tarihli hesap bilirkişisi raporuna göre; davacının isteyebileceği nihai ve gerçek maddi zararının 156.606,67 TL olduğu anlaşılmıştır." ibarelerinin silinerek yerlerine geçmek üzere "25.06.2018 tarihli kök hesap raporunda davacının kusurunun %50 veya %40 olarak kabul edilme ihtimaline göre ikili bir hesaplama yapılmış, davalının ödediği 9.000,00 TL'nin yasal faiziyle denkleştirilip hesaplanan zarar tutarından tenzil edilmiş, davacının %50 kusurlu kabul edildiği ihtimalde maddi zararın 86.143,37 TL olduğu, davacının %40 kusurlu kabul edildiği ihtimalde maddi zararın 106.235,75 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiş, davalı vekilince kök rapora süresinde itiraz edilmiş, ne var ki davacı vekilince rapora itiraz edilmemiştir. Tüm bu hususlar ve özellikle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında davacı lehine 106.235,75 TL maddi tazminat ödenmesine karar vermek gerekmiştir." ibarelerinin yazılması, b. Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere dayanılarak; 1-Davanın kısmen kabulü ile a-106.235,75 TL maddi tazminatın 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine, b-40.000,00 TL manevi tazminatın 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine, 2-Alınması gerekli 9.989,36 TL harçtan davacının peşin olarak yatırdığı (ıslah dahil) 653,80 TL nin düşülmesi sonucu 9.335,56 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacının yargılamada yaptığı 2.908,25 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 2.163,24 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 745,01 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince hesaplanan 14.042,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince hesaplanan 6.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminatın reddedilen kısmı yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince hesaplanan 7.348,22 TL ret vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30.06.2020" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5143, K. 2024/10066, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-5143-e-2024-10066-k-870c65050bca