Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3309 E. 2023/3570 K.
Konu: Aylığa Hak Kazandığının Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3309
- Karar No
- 2023/3570
- Karar Tarihi
- Konu
- Aylığa Hak Kazandığının Tespiti
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1478 E., 2022/1883 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/110 E., 2022/112 K. Taraflar arasındaki aylığa hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacının 18.05.1992 tarihinden beri yurt dışında yaşadığını, 05.09.2018 tarihinde davalı Kuruma müracaat ederek borçlanma talebinde bulunduğunu, bu kapsamda 77.940,00 TL parayı davalı Kurum hesabına 04.09.2018 tarihinde yatırdığını, davalı Kurum tarafından borçlanma işlemi yapılırken 3600 gün yerine 3240 gün üzerinden yaptığını, davalı Kurum tarafından davacının 01.11.2018 tarihli talebi üzerine davacının Fransa' da ikamet ettigi sürelere ilişkin belgelerin talep edildiğini, davacı tarafından belgelerin ibraz edildiğini, ancak davalı Kurum tarafından belgelerin ibraz edilmediği gerekçesiyle talebin ret edildiğini, davalı Kurum tarafından davacının 08.05.2019 tarihli yazı ile davacıya borçlanma tutarının 3 ay içinde Kurum hesabına yatırılmasını istendiğini, bu ödemenin davacı tarafından ödemenin Burgan Bank kanalı ile 03.10.2019 tarihinde 2.031,00 TL olarak yapıldığını, bu şekilde fazla ödeme alındığını, ancak davalı Kurum tarafından ödemenin önceden gerçekleştirildiği gerekçesiyle borçlanma talebinin ret edildiğini, davacının en son 18.12.2019 tarihinde yaptığı yaşlılık aylığı bağlanma talebinin davalı Kurum tarafından ret edilmesi nedeniyle davalı Kurumun hatalı işleminin iptali ile, davacının 18.12.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebini takip eden 01.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve davacıya 01.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının davalı Kurumun 20012018006805 numaralı sigortalısı olduğunu, 13.09.2018 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğunu, davacının borçlanma talebinin kabul edilerek 01.01.1993-31.12.1996, 01.01.2005-31.03.2007, 01.01.2008-30.09.2010, tarihleri arasındaki toplam 3240 gün için kendisine 70.146,00 TL borç tahakkuk ettirildiğini, borçlanma bedelini 3 ay içinde ödemesi için 12.10.2018 tarihli yazının kendisine tebliğ edildiğini, davacı tarafından borçlanma bedelinin 04.09.2018 tarihinde ödendiğine ilişkin olarak dekontun ibraz edilerek 08.11.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunulduğunu, ancak şartları taşımaması nedeniyle işlem yapılmadığını, davacının eksiklikleri 30.04.2019 tarihinde tamamlaması üzerine 14.09.1997-25.08.1998, 25.09.1998-02.10.1998 tarihleri arasında toplam 360 gün için kendisine 7.794,00 TL borç tahakkuk ettirildiğini, borçlanma bedelini 3 ay içinde ödemesi için 08.05.2019 tarihli yazının kendisine 13.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 3 ay içinde borcunu ödememesi nedeniyle tahsis talebinin ret edildiğini, davacının önceden 04.09.2018 tarihinde yatırdığı 77.940,00 TL paradan mahsup işlemi yapılmasını talep etmediğini, Kurum İç Düzenlemelerine göre borçlanma bedelinin borçlanma tarihinden sonra yatırılması halinde geçerli sayılacağını, önceden yatırılan paradan mahsup işleminin yapılabilmesi için mahsup talebinde bulunulması gerektiğini, mahsup talebinde bulunulan tarihin ödeme tarihi olarak kabul edildiğini, Kurum işleminin yerinde olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davacının 01.01.2020 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına yönelik talebine istinaden davacı ...'in 2020 yılı içerisinde 01.07.2020 tarihinde yurda giriş yaptığı, 17.10.2020 tarihinde yurt dışına çıktığı, tekrar 23.06.2021 tarihinde yurda girdiği ve 26.10.2021 tarihinde çıktığının tespit edildiği, açıklamalar ve tespitler doğrultusunda davacının aylık bağlanması talebinden sonra yurda giriş çıkış yaptığı, yaklaşık 3-4 aylık süreler zarfında Türkiye'de bulunduğu, yılın büyük çoğunluğunu yurtdışında geçirdiği ve 24.09.2021 tarihli duruşmada "şuan Fransa'da yaşıyorum" şeklinde beyanda bulunduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde aylık bağlanmasına yönelik yurda kesin dönüş yapma koşulunu sağlamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, kararın yerinde olmadığı belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı HMK'nun 355 inci maddesi kapsamında dosya incelendiğinde: 24.09.2021 tarihli celse tutanağına yansıyan beyanı ile yurt dışına çıkış ve yurda giriş kayıtları itibariyle, davacının 3201 sayılı Kanun'un 6/A-a maddesinde düzenlenen koşulu taşımadığı, açıklama ile birlikte, dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esasdan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde yer verdikleri hususları belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 01.01.2020 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığının tespiti ile bu tarihten itibaren aylık bağlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun'un 6. ncı maddeleridir. 3. Değerlendirme Somut dosyada; Davacının 28.08.2018-29.08.2018 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında sigortalı olduğu, davacının 05.09.2018 ve 02.11.2018 tarihlerinde borçlanma talebinde bulunduğu ve borçlanma bedelini 04.09.2018 ve 03.10.2019 tarihlerinde ödediği, davacının 08.11.2018, 21.08.2019, 18.12.2019 tarihlerinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı kurumca tahsis taleplerinin, borçlanma bedelinin borçlanma talebinden önce ödendiği, tebliğ tarihinden itibaren 3 aylık ödeme süresi içinde önceden yatırılan paradan mahsup edilmesine ilişkin müracaatta bulunulmaması nedeniyle borçlanmanın iptal edildiği ve sigortalılık süre şartının yerine gelmediği gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece ise, davacının tahsis talebinde bulunduktan sonra yurda giriş çıkış yaptığının ve davacının yurtdışında yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle yurda kesin dönüş şartının sağlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. 3201 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre aylık tahsisi yapılabilmesi için yurda kesin dönüş yapılmış olması gerekmektedir. Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; “sosyal sigorta ödeneği” deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; “sosyal yardım ödeneği” ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. Ne var ki, “kesin dönüş” ifadesi, mutlak anlamda, yurtdışında bulunduğu ülkeden Türkiye’ye döndükten sonra tekrar yurtdışına çıkış yapmama şeklinde değerlendirilemez. İkamet şartına bağlı olmayan nitelikte sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alanlara, anılan koşulun gerçekleştiğinin kabulü ile aylık bağlanabilecektir. Aksi yöndeki düşünce, Anayasamızın 23'üncü maddesi ile güvence altına alınmış olan “Yerleşme ve seyahat hürriyeti”nin; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine) ek 4 nolu Protokolün 2'nci maddesi ile tanınmış “Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ihlali sonucunu doğuracaktır. 3201 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesinin B bendi ile tekrar yurtdışına gitmek değil, yabancı ülke mevzuatına tabi olarak çalışmak ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği almak, aylığın kesme nedeni olduğu belirtilmiş; 3201 sayılı Kanun'a göre yaşlılık aylığı bağlanıp altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulunmuş olanların, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını “3201 sayılı Kanun'a göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi” vererek, aylıklarını almaya devam edebilecekleri, Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 14'üncü maddesi ile hüküm altına alınmış olup, yurtdışında uzun süre kalmak, tek başına bir aylık kesme nedeni teşkil etmemektedir. Ayrıca, yurtdışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık ya da malullük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğindeki edimlerden yararlanmak, yurtdışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının en doğal sonucu olup, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir “kesin dönüş” tanımı yapılması, sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır. Bu bağlamda, 3201 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesi gereğince, borçlanılan süreler gözetilerek yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yurtdışındaki çalışma veya çalışmaya dayalı yardım ilişkisinin sona ermesi gerekmekte olup; Dairemizin 29.12.2022 tarihli geri çevirme kararı üzerine celp edilen 2022 tarihli Fransız hizmet belgesine göre davacının tahsis talep tarihi itibariyle kesin dönüşe engel yurt dışı yardımı veya çalışması bulunmadığı anlaşılmakla, buna göre tahsis koşulları irdelenmeli, tahsis şartlarının oluşması halinde talep edilen aybaşından itibaren aylık bağlanabileceği gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.