Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2826 E. 2025/8394 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2826
- Karar No
- 2025/8394
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2726 E., 2022/2227 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize İş Mahkemesi SAYISI : 2022/138 E., 2022/477 K. Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlendirinden yararlandırılarak fazla primlerin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurumun .. ilçesinde bulunan sicil dosyasında işlem gördüğü, 6645 sayılı Kanun gereğince iş yerinde teşvik uygulaması olduğu, istihdamı artırmak ve iş imkanı sağlamak amacı ile prim indirimi, teşvik uygulandığı, aylık prim ve hizmet teşviklerinin Hazine tarafından sağlandığı, bu hususun hazırlanan tebliğ ile uygulandığı, primlerin ödenmesi, aylık hizmet bildirgelerin, izleyen ayın 23'üne kadar Kuruma göndermek zorunluluğunun bulunduğu e-bildirge sistemi ile yapıldığı, sistemin hata vermediği, 2017-2018 yıllarına ait fazla ve yersiz teşviklerin 24.01.2019 tarihinde anlaşılıp erişime açıldığı, bunun takibinin yapılmamasında davacının kusurunun bulunmadığı iddiasıyla 16.187,27 TL kalacağın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait iş yerinde 2017/3-12 ve 2018/1-12 aylarında prim teşviklerinden fazla ve yersiz yararlandığı, toplam 16.187,27 TL borç çıkarıldığı, davacının ödediği bu miktarın faizi ile tahsilinin istenildiği, 6645 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile değişik 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na Geçici 15. madde ile eklenen Kanun gereğince 18 yaşından büyük, 29 yaşından küçük olanların T.İş Kurumu tarafından 31.12.2016 tarihine kadar başlatılan eğitim programlarını tamamlayanların 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında işe alınması, işe alındıkları yıldan bir önceki takvim yılında iş yerinden bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olması, işe alındıkları iş yerinin imalat sanayi sektöründe faaliyet göstermesi, 5510 sayılı Kanun'un 81 ve 82. maddesinde belirtilen prime esas kazancın alt sınırı üzerinden işveren hisselerine ait oranın fondan karşılanacağı, Kurum kayıtlarından yapılan incelemede işverenin ortalama sigortalı sayısına ilave olmadığı halde .... ve ...... isimli kişilerin 6645 sayılı Kanun türünün seçilerek Kuruma bildirilmesinin 4447 sayılı Kanun'un Geçici 15. maddesine aykırılık teşkil ettiği, bu iki işçinin teşvikten yararlanabilmesi için işverenin bir işçi daha çalıştırması gerektiği, işverenin teşvik uygulamasından haksız olarak yararlandığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının 6645 sayılı Kanun'un eklenen 15. maddesi kapsamından yararlanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarla davanın vasıflandırılmasında hata yapıldığı, dava konusu işlemin 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi değil aynı Kanun'un 81. maddesi kapsamında ele alınması ve öylece nizanın çözümlenmesi gerektiği, konuyla ilgili 31.05.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17.04.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun’un 60. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin dördüncü fıkrasının “Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler” biçimindeki dördüncü cümlesinin Anayasa’nın 2., 36., 125., 141. ve 155. maddelerine aykırılığı savıyla iptali talep edilen davada, Anayasa Mahkemesi tarafından 20.10.2011 tarihinde Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın oybirliğiyle reddine karar verildiği, somut olayda her ne kadar özel bir yasa ile düzenleme getirilmişse de, bu yasadan yararlanma şartlarını belirleme ve bu hususta işlem tesis etme yetkisi Kuruma bırakılmış olup, teşvik başvurusunun reddi ile Kurumun yeni bir muaraza çıkardığı, hal böyle olunca mahkemece, işin esasına girilip davacı işverenin prim teşvikinden yararlanma hakkına sahip olup olmadığı hakkında işin esasına girilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiği, konuya ilişkin mevzuat incelendiğinde, anılan yasal düzenlemeler gereğince, çalışanların serbest irade ve inisiyatifi olmaksızın tasarrufa teşvik edilmelerinin söz konusu olması ve bu tasarruflarının kamusal usul ve esaslarla değerlendirilmesi suretiyle bir kamu hizmetini düzenlediği için kamu hukuku alanına ilişkin olduğu kuşkusuz bulunan 3417 sayılı Kanun'un yükümlü tuttuğu kamu Kurum ve kuruluşlarınca, 4.maddedeki bu yükümlülüğün zamanında veya hiç yerine getirilmemesi halinde; Kanun ile bağlı yetki olarak düzenlenen yasal yükümlülüğün yerine getirilmemesi şeklindeki olumsuz idari tasarruf nedeniyle doğan zararların giderilmesini teminen kapsama dahil tüm kamu çalışanları tarafından ilgili idareye karşı açılacak yargısal denetiminin yapılması gerektiğinin ifade edildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlendirinden yararlandırılarak fazla primlerin tahsiline ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.