Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2021 E. 2023/2878 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2021
Karar No
2023/2878
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2202 E., 2022/2971 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/220 E., 2022/245 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 30.11.003 tarihinde işe başlayıp 30.07.2004 tarihinde ayrıldığını daha sonra ise aynı işyerinde 30.11.2009 tarihinde yeniden işe başlayıp kazanın olduğu 28.01.2012 tarihine dek nizasız ve fasılasız şekilde çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının davalının yanında 35 ay değil sadece 25 gün kadar çalıştığını, davalı müvekkilinin bir ay deneme çalışması yaptıktan sonra sigortasını başlatmak kaydıyla işe alımış işe de davacı işe girdiğinin 25 inci günü 28.01.2012 tarihinde kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesinde parmağından yaralandığını, davalı müvekkilinin ceza dosyasında davacının toplam 36 ay çalıştığı yönünde beyanda bulunmadığını, davalı müvekkilinin sanık olarak yargılandığı Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 2012/128 Esas ve 2012/755 Karar sayılı dosyasında davacının kendi işyerinde çalıştığını kabul ettiği doğru ise de davacının iddia ettiği gibi 36 ay çalıştığını beyan etmediğini, 506 sayılı Kanun'un 79/8 inci maddesinde; yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kunumca tesbit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabileceklerinin öngörüldüğünü, somut olayda, davacının hizmetinin geçtiği yılın sonu 31.12.2004 yılı olup davanın ise 25.07.2014 tarihinde açıldığını, bu durumda yasada öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda gerçekleştiğinin sabit olduğunu ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının, "43608" sicil sayılı işyerinde 1998 yılında 143 gün, "1016685" sicil sayılı işyerinde 1999-2001 yıllarında 745 gün olmak üzere toplam 888 hizmeti bulunduğunu, davacının tespitini istediği ve çalıştığını bildirdiği tarihler arasında ne diğer davalıya ait işyerlerinde ne de başka bir işyerinde hizmetinin bulunmadığını, hizmeti görünmediğinden davacının bu dönemlerdeki çalışmasını ispat etmesi gerektiği, davacının özellikle 2003/11-2004/7 dönemine ilişkin talebinin hak düşürücü süreye uğradığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, 5510 sayılı Kanun'un 86/9 ıncı maddesinde ‘aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak,alacakları ilamla ispatlarlarsa, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.’ dendiğini, bu yasal düzenlemenin Anayasamızın Eşitlik İlkesine, Hukuk Devleti İlkesine aykırı olduğunu, hukukun kötü niyetliyi korumayacağını, düzenlemeyle kötü niyetli işveren ve görevini yapmayan davalı kurumun korunduğunu, çalışan aleyhine olan bu düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine götürülmesini talep ettiklerini, davacı adına 5100 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesine rağmen, her bir davalı için ayrı ayrı 5100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine hükmettiğini, mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması için istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının işe girdikten sonra 25 inci günde kendi dikkatsizliği ile parmağından yaralandığını, davacının açık bir şekilde iddia ettiği sürelerde çalıştığını ispatlayamadığını, tanıkların çelişkili beyanları olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kamu düzenini ilgilendirdiğinden kesin delillerle ispatı gerektiğini, davacının davasını ispatlayamadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, SGK kayıtları, bordro tanık beyanları, resmi kurumlardan gelen müzekkere cevapları, birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işveren yanında talebe konu ikinci çalışma dönemi boyunca çalıştığı, davacının bu süreye dair tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu ilk dönemin ise hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığı görülmekle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Taraf vekilleri istinaf gerekçeleri ile temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2. 506 sayılı Kanun'un 79 inci madde, 5510 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2021, K. 2023/2878, T. 21.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2021-e-2023-2878-k-cf45490f910d