Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12696 E. 2024/10068 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12696
- Karar No
- 2024/10068
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2829 E., 2022/164 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/75 E., 2021/77 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı kazanın meydana gelişinde davalılar ... Şti. ile ... Şirketlerinin kusurlu olduklarından bahisle ... Şirketine karşı açtığı asıl dava dosyasının dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi, ... ve ... Sigorta A. Şirketine karşı açtığı birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminatın her iki davalıdan, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Şirketinden tahsilini talep ettikten sonra aşamalarda maddi tazminat istemini asıl ve birleşen dava dosyası yönünden 683.157,64 TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının iş kazası nedeniyle %32,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı ...Şirketinin %80 oranında kusurlu oldukları, davalı ... Şirketi kusursuz olduğu ancak asıl işveren olması nedeniyle hüküm altına alınan tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabulünden hareketle davacı lehine tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere 296.553,54 TL maddi, ve Sigorta Şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere 27.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ...Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hesaplamaya esas teşkil eden ücretin hatalı tespit edildiğini, Mahkemede dinlenilen tanığın müvekkilin ağabeyi olması hasebiyle beyanlarının dikkate alınamayacağının belirtildiğini, bu hususta ileri sürdükleri itirazların istinaf incelemesinde değerlendirme konusu yapılmadığını, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, İlk Derece Mahkemesince karar ve ilam harcı noktasında hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ...Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davada davacı vekilinin davalı ... A.Ş.'nin kusurunun bulunduğunu iddia etmesine karşın, sorumluluğuna ilişkin başkaca bir iddiada bulunmadığını, birleşen davanın kusur sorumluluğuna dayandırıldığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, asıl işveren de olmadığını, bu nedenle müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilmesi gerektiğini, davacıya verilen %20 oranındaki kusurun az olduğunu, hükme esas alınan sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, davalı ... Şirketi tarafından ödenen 27.650,00 TL'nin hesaplanan maddi zarar tutarından tenzil edilmediğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, İlk Derece Mahkemesince karar ve ilam harcı noktasında hatalı hüküm kurulduğunu, reddedilen manevi tazminat kısmı yönünden 4.080,00 TL manevi tazminat vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C.Değerlendirme ve Gerekçe a.Temyiz Eden Taraf Vekillerinin Davacının Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İtirazları Açısından Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 683.157,64 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacı lehine 296.553,54 TL maddi, 27.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 26.01.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabul, kısmen reddedilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekili ile davalı .. Şirketi vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. a.Temyiz Eden Taraf Vekillerinin Diğer Temyiz İtirazları Açısından Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince iki adet kök hesap raporu alınıp, ikinci kök hesap raporunun TÜİK ücretine göre hesaplama yapılan ihtimaline itibar edildiği, birinci kök hesap raporunda davacının maddi zararının 245.167,96 TL olarak tespit edildiği, davacı vekilince asgari ücret üzerinden hesaplama yapan bu birinci kök hesap raporuna ücret yönünden süresinde itiraz edildiği, hükme dayanak kılınan 14.04.2020 tarihli ikinci kök hesap raporunda üç ihtimalli hesaplama yapıldığı, ilk ihtimalde Kurum kayıtlarındaki gibi asgari ücret, ikinci ihtimalde TÜİK ücreti, üçüncü ihtimalde ise davacının kardeşi tanık ...’ın beyanı doğrultusunda kaza tarihindeki asgari ücretin 3,31 katına denk gelen ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, davacının maddi zararının asgari ücret ihtimalinde 229.829,99 TL, TÜİK ücreti ihtimalinde 296.553,54 TL, tanık beyanı ve aynı doğrultudaki davacı iddiası ihtimalinde 683.157,64 TL olarak hesaplandığı, anılan bu raporun davacı vekiline 26.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, rapora karşı herhangi bir itiraz dilekçesi verilmediği, günlük 60 TL yevmiye üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda talep arttırıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda Mahkemece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmaksızın TÜİK ücreti üzerinden sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan ve meslek odalarından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında davalılar ... Şirketi ve ... Sigorta A.Şirketi tarafından kanun yoluna başvurulmadığını, davacı tarafın günlük 60,00 TL ücrete yönelik kabulü ve yine davacı vekilinin ikinci kök hesap raporuna itiraz etmemesi nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları, 14.04.2020 tarihli ikinci kök hesap raporunun bilinen dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi diğer bir deyişle bu tarihten sonra meydana gelen asgari ücret artışlarının hesaplamada dikkate alınmaması gerektiğini gözeterek davacının maddi zararını yeniden hesaplatmak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.