Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12574 E. 2023/12174 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12574
Karar No
2023/12174
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/472 E., 2021/314 K. KARAR : Ret Taraflar arasındaki Mahkemede görülen hizmet tespiti istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı feri müdahil Kurum ve katılma yoluyla davacı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalı Kooperatifte 2004 yılı Mayıs ayından 30.04.2008 tarihine kadar hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalıştığını, davalı işverence müvekkilinin yalnızca son altı aylık çalışmasının SSK'ya bildirildiğini ve önceye ilişkin yaklaşık 3,5 yıllık çalışmasının bildirilmediğini, buna ilişkin primlerinin de ödenmediğini, müvekkilinin işe girdiği tarihten itibaren bu konuda işverenden defalarca talepte bulunmasına rağmen sürekli oyalandığını ve sonuçta ücretlerinin de sürekli eksik ödenmesi nedeni ile işten ayrılmak zorunda kaldığını, ödenmeyen ücretler ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin ayrıca dava açacaklarını, yasaya aykırı bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olacağını, bu nedenle davanın kabulü ile davacının, davalı ... nezdinde 2004 yılı Mayıs ayından 30.04.2008 tarihine kadar devam eden çalışmasının tespitine, ödenmeyen sigorta primlerinin davalı işveren tarafından ödenmesine, müvekkilinin bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesi ibraz edilmiş, davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; davacının adresinin dava dilekçesinde yer almadığını, HUMK'nun 187/7 maddesi uyarınca davacının adresine yer verilmeyen dava dilekçesinin iptalinin gerektiğini, davacı tarafın davasını "..."ne yönelttiğini, müvekkil kooperatifinin ticari ünvanın ise "... Av. Tüfekleri İmal Alım Satım Küçük Sanat Kooperatifi" olduğunu, dolayısıyla davanın taraf ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiğini, ilgili hususun dava şartı mahiyetinde olduğunu, davacı ...'in müvekkil kooperatifi işyerinde işe başlama tarihinin iddia edildiği gibi 2004 yılı Mayıs ayı olmadığını, 01.11.2007 olduğunu, davacının bu tarihten önceki işvereninin müvekkili kooperatif olmadığını, ... olduğunu, esasen davacı ...'in, ...'nın çalışanı olduğunu, iş bu davanın muhattabının müvekkili olmadığını, husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 01.11.2004 tarihinden öncesine ilişkin olarak müvekkil kooperatife hizmet sözleşmesine bağlı bir çalışması bulunmayan davacının iş bu davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. 2.Feri müdahil SGK Başkanlığı vekili özetle; davacı ...'in dosyasının tetkikinden belirtildiği şekilde hizmet kaydına rastlanılmadığını, davacıya ait işe giriş bildirgesi verilmediği gibi yasada öngörülen ve re'sen nazara alınması gereken 5 yıllık sürenin fazlasıyla geçtiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hal böyle olunca Kurum kayıtlarının resmi nitelikte olup aksi sabit oluncaya kadar doğruluğunun asıl olduğunu, resmi belgeler karşısında tanık beyanlarına itibar edilmeyeceğini, 506 sayılı Kanun'un Ek 40 ıncı maddesinde de "sigortalı sayılanlar, çalışmaya başladıklarını işe başladıkları tarihten itibaren 30 gün içinde Kuruma bildirirler" hükmünün düzenlendiğini, davacı tarafça böyle bir bildirimin yapılmadığını, 506 sayılı Kanun'un 79/2 maddesi uyarınca işverenin, sigortalının adını, soyadını, sicil numarasını ve çalıştığı süreyi gösteren ve örneği yönetmelikle belirlenmiş belgeyi iş yerinde, birden fazla iş yeri olması halinde her iş yerinde ayrı ayrı olmak üzere işçiler tarafından da görülebilecek bir yere asmaya mecbur olduğunu, bu itibarla sigortalının iddia ettiği çalışmalar hakkında bilgi sahibi olmak zorunda olduğunu, davacı tarafından çalışıldığı iddia edilen hizmetlere ilişkin ücret bordrosu, prim bildirge ve bordroları gibi belgelerin bugüne kadar işveren tarafından müvekkil Kuruma intikal ettirilmediğini, bu durum karşısında iddiaya konu çalışmaların varlığından söz edilemeyeceğini, davalı iş yerinin işyeri kayıtları celbedilerek davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak ücret bordrolarından davacının imzası olanların saptanarak, davacının imzasını içeren bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de bordrolarda adı geçen diğer çalışanların tespit edilerek bu kişilerin bilgilerine başvurulması gerektiğini, hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin var olup olmadığı, var ise 506 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı veya kapsama alınabilecek nitelikte bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, çalışma konusu işin niteliğinin devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri ile alınan ücret konusundaki tanık ifadelerinin inandırıcı olup olmadığı hakkında tanık beyanları, işyerinin kapsamı, niteliği ve kapasitesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının çalışmalarının sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı veya ne zaman sigortalı çalışma niteliğini aldığı hususunun araştırılması gerektiğini, çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden önceki dönemde geçen çalışmaların sigortalı çalışma olarak değerlendirilemeyeceğini, bu davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden işverenin kabulünün tek başına bir hukuki sonuç doğurmayacağını, müvekkili Kurumun kendi haksız eylemi ile dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücreti ödemekle yükümlü tutulamayacağını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Özetle; “...davanın kısmen kabulüne” dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Dairece özetle; “... dava dışı alt işveren ...'nın işverenlik sıfatı bulunmakta olup HMK 124 üncü maddesi uyarınca yöntemince davaya dahil edilerek ve ibraz edecekleri deliller re'sen toplanıp, değerlendirdikten sonra, hizmet tespitine alt işveren yönünden karar verilmeli, taşeron ile asıl işveren yanında geçen süreler belirlenip prim yönünden asıl işverenin sorumlu olduğu gözetilmek suretiyle toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı Dairece özetle; “... davalılara ait iş yerlerinin 506 ve 5510 sayılı Kanun hükümleri kapsamında bulunduğu süreler (tescil dönemi) Kurumdan sorulmalı, işverenin vergi kayıt ve faaliyet, tescil durumu ilgili vergi dairesinden Ticaret Sicili memurluğundan araştırılarak irdelenmeli, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar davalı işverenlerden ve Kurumdan istenilmeli, işyerlerine ait bordrolarda ve belgelerde bildirimleri yapılan sigortalıların ve aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile çalışanların bilgi ve görgüsüne başvurulmalı ve tanık ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilerek toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; davanın reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum ve katılma yoluyla davacı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Feri müdahil SGK Başkanlığı vekili dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Eldeki dava dosyası incelendiğinde; yapılan işin niteliği, davalılardan Ali ile davalı Kooperatif arasındaki ilişki ve bu ilişkinin Kooperatif tarafından üretilen ürünlerin bir kısmının ikmalinin davalı ... tarafından ve onun çalıştırdığı kimselerle gerçekleştirildiği hususu dikkate alındığında davalı Kooperatifinin asıl işveren, davalı ...'nın ise alt işveren olduğunun kabulü gerekir. Bu belirlemeden yola çıkıldığında davalı ...'nin vergi mükellefiyeti kapsamı da gözetilerek davacının 01.05.2004-31.12.2006 arasında davalı ... nezdinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu tarih sonrasında ise davalı ...’nin vergi kaydına dayalı mükellefiyetini sona ermesi karşısında ve 01.11.2007 tarihinden sonra da asıl işveren Kooperatif iş yerinden davacının tam bildirimleri olduğu gözetildiğinde, davacının 01.01.2007-01.11.2007 arasındaki çalışmalarının davalı Kooperatif iş yerinde geçip geçmediği hususunun, Kooperatif iş yerinin bordro tanıkları da dinlenmek suretiyle irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bunun yanında bir önceki bozma kararında belirtildiği üzere davanın açılış tarihi itibarıyla Kurumun sıfatının davalı olarak gösterilmemesi de isabetsizdir ve ilgili hususlar bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12574, K. 2023/12174, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-12574-e-2023-12174-k-176afa534c4d