Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12432 E. 2024/12213 K. – Meslek Hastal
Konu: Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12432
- Karar No
- 2024/12213
- Karar Tarihi
- Konu
- Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1136 E., 2021/1394 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/528 E., 2021/63 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... şirketi tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; meslek hastalığı nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğradığı, hastalığın davalıların kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek 116.931,87 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle meslek hastalığının oluşumunda asıl işveren davalı ... şirketinin %100 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun içerisinde olmak kaydıyla davalı alt işveren ... şirketinin %25, dava dışı alt işveren ... şirketinin %25 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine, davalı ... şirketinin istinaf isteminin davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının fazla olduğu, maddi zarar hesabına başlama tarihinin hatalı olduğu ve faiz başlangıç tarihinin bu davalı yönünden hatalı tespit edildiğinden bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... şirketinin sorumluluğu 112.709,27 TL maddi tazminatla sınırlı olmak üzere davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davalı ... şirketinin sorumluluğu 15.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkiline ait işyerinde çalışmadığını, diğer davalı ...Yönetim Temizlik ve Tic. A.Ş. çalışanı olduğunu, müvekkili ile diğer davalı ...Yönetim Temizlik ve Tic. A.Ş. ile ... Lojistik ve ... Hiz. San. ve Tic. A.Ş.’nin farklı tüzel kişilikler olduğunu, bu şirketlerin hukuki sorumluluklarının da ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, davacıyı sigortalı olarak çalıştıran ... şirketinin davacının hak ve alacaklarından doğrudan sorumlu olduğunu, sırf asıl işveren sıfatı nedeniyle tüm sorumluluğun müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, %100 kusurun müvekkiline yüklenmesinin hatalı olduğunu, diğer iki şirkete %25’er oranında verilen kusurun da müvekkiline ait kusur içinde eritilmesinin kabul edilemeyeceğini, olay günü davacının kalite son kontrol alanında kısa boy malzemeyi ayırmaya çalışırken malzemenin tamponla aktarma kolları arasına girip ters dönmesi sonucu malzemenin davacıya çarptığını, malzemenin sıcaklığı nedeniyle kolunda yanık, parmağında kesik meydana geldiğini, kazanın işçinin ağır kusuru nedeniyle meydana geldiğini, iş kazasının gerçekleşmesinde işçinin ağır kusurunun bulunması hâlinde uygun illiyet bağının kesileceğini ve işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, bu husustaki iş kazası dosyasının tefrik edilerek görüldüğünü ve verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, bu durumda söz konusu iş kazası ile davacının maruz kaldığını iddia ettiği meslek hastalığı yönünden müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, ancak yerel mahkemenin bu yönleri hiç dikkate almadan yalnızca hatalı bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini, bu hâliyle kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin tüm önlemleri aldığını ve gerekli eğitimleri verdiğini, ayrıca iş kazası sonrası davacının tedavi ve fizik tedavi masraflarının müvekkil şirket tarafından karşılandığını, raporlu olduğu dönemde 30 gün istirahat verildiğini, davacıya hem maddi hem manevi olarak destek olunduğunu, tüm bu iyiniyetli yaklaşımlara rağmen müvekkiline karşı açılan bu davanın kötü niyetli olduğunu, davanın tümden reddi gerekirken kısmen reddedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının maluliyet oranının %60’ın altında olması nedeniyle pasif dönem zararının hesaplanmasının mümkün olmadığını, işçi emekli maaşlarının asgari ücretin altında olduğunu, buna rağmen bilirkişi tarafından pasif dönemde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları dikkate alındığında davacının bakiye ömrünün hatalı ve fazla belirlendiğini, hesaplamanın da asgari ücret üzerinden yapıldığını, bakiye ömrün yanlış hesaplanmasına ve hesap yöntemi ile ilgili itirazlarına rağmen yeniden rapor alınmadan eksik incelemeye dayalı raporla karar verildiğini, ayrıca bilirkişi tarafından davacının kaza tarihindeki maaşı üzerinden hesaplama yapılırken fahiş bir artış yapıldığını, bu hesaplamanın davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, davacının bu hususa hesap raporuna itirazlarında da yer vermediğini, manevi tazminatın fazla olduğunu ve bu tutarın kesin nitelik taşıdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C.Değerlendirme ve Gerekçe a.Temyiz eden tarafların davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları açısından Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 116.931,87 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu 21.10.2021 tarihli kararı ile davalı ... şirketinin sorumluluğu 112.709,27 TL maddi tazminatla sınırlı olmak üzere davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davalı ... şirketinin sorumluluğu 15.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabul/reddedilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı ... şirketi vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalı ... şirketi vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık meslek hastalığıdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... şirketi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin 10.05.2012 tarihinde iş kazası geçirdiği ve aynı iş yerindeki çalışmasından dolayı meslek hastalığına yakalandığından bahisle dava dilekçesinde hangi zararlandırıcı olay için ne kadar olduğunu belirtmeden 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, daha sonra davacı vekilinin 11.09.2015 tarihli bir dilekçe ibraz ederek taleplerini ayrıştırdığı, meslek hastalığı yönünden 50,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince meslek hastalığı ve iş kazası taleplerinin tefrikine karar verildiği, temyiz incelemesine konu dava dosyasının meslek hastalığı istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin aşamalardaki talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat istemlerini 116.931,87 TL'ye arttırdığı, hükme dayanak kılınan hesap raporunda davacının bakiye ömrünün esasen eldeki dosyadan tefrik edilen iş kazası tarihine göre belirlendiği, Kurum’un 11.08.2016 havale tarihli ilk peşin sermaye değeri cevabi yazısının altında yer alan elle yazılmış bilgilere göre davacıya sürekli iş göremezlik gelirine 506 sayılı Kanun'un 92. maddesinin tatbik edildiği ve 01.01.2016 tarihinden itibaren işgöremezlik gelirinin yarıya indirildiği, dosya kapsamına göre davacının 01.01.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı, hesap raporunda davacının pasif dönem maddi zararının 60 yaşından itibaren hesaplanmaya başladığı anlaşılmaktadır. Meslek hastalığına tutulan sigortalının maddi tazminat miktarı, işçinin meslek hastalığı tespit tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Pasif dönem hesabı varsayıma dayalı olarak yapılmaktadır. Bunun nedeni, sigortalı çalışanların mevzuat hükümlerine göre emekli olabilecekleri yaşın esas alınmasıdır. Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Pasif dönemin de her sigortalının koşullarına göre hangi tarihte gerçekleşebileceği ayrı ayrı tespit edilebilir ve buna göre hesap yapılabilir ise de henüz böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Eğer, dava sırasında sigortalının fiilen pasif döneme girdiği tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma dayalı hesap yapılmaz, aktif dönem zararının belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen durum varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir. Somut olayda, davacının bakiye ömrünün meslek hastalığı tespit tarihine göre değil de iş kazası tarihine göre belirlenmesi hatalı olduğu gibi davacının 01.01.2016 tarihinde fiilen emekli olduğu anlaşıldığına göre davacının aktif dönem sonunun, emeklilik tarihi olduğu, bu tarihten sonrasının davacı için artık pasif dönem olarak kabul edilmesi gerektiği gözardı edilerek sonuca gidilmesi de yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; davacının bakiye ömrünü iş kazası tarihine göre değil meslek hastalığı tespit tarihine göre belirleyen, pasif dönem zararı hesabına 01.01.2016 tarihinden itibaren başlanması gerektiğini, bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmeksizin hükme dayanak kılınan hesap raporundaki gibi kabul edilmesi gerektiğini gözeterek , davacının maddi zararlarını belirlemek, İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2021 tarihli kararına karşı davalı ... Hizmet Yönetim Tem. ve Tic. A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bozma kararından sonra yapılacak hesaplamadaki lehe olan durumdan davalı ... Hizmet Yönetim Tem. ve Tic. A.Ş.'nin yararlanma ihtimali bulunmadığını ve diğer usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurmak suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı ... şirketi vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine, 2.Davalı ... şirketinin temyiz istemi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.