Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11770 E. 2023/11608 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11770
Karar No
2023/11608
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3127 E., 2023/2194 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 47. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/186 E., 2022/94 K. Taraflar arasındaki fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden indirilmesi ile bulunacak tarihe göre tespit edilecek yaş haddinden de indirilmesi gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının, ve davalı Kurumun istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.10.1994-14.03.2013 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde muvazzaf subay olarak görev yaptığını, Müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yaptığı işbu 18 yıl 4 ay 29 güne istinaden yıpranma payı olarak 3 yıl 7 ay 15 günlük fiili hizmet zammı (FHZ) mevcut olduğunu, Müvekkilinin bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak 3401201310177 SSK sicil numarası ile özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalıştığını, 23.01.1976 tarihinde doğan müvekkilin yaş haddinden 3 yıl 7 ay 15 günlük FHZ indirimi yapılarak doğum tarihinin 08.06.1972 tarihi olarak kabul edilmesi, Hizmet başlangıç tarihinin ise 15.10.1994 tarihinden 3 yıl 7 ay 15 gün geriye çekilerek 28.02.1991 tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, davalı kurumun yapmış olduğu hatalı ve dayanaksız hesaplamalar sonucunda müvekkilinin FHZ sürelerini yok saymakta, bunun neticesinde müvekkilinin en erken 23.01.2028 tarihinde emekliliğe hak kazanacağını bildirerek müvekkilinin hak kaybına uğradığını, bu nedenle, müvekkilinin haklarının sağlanması ve mağduriyetinin giderilmesi amacı ile bu davayı açtıklarını, emeklilik şartları belirlenirken sigortalının hizmet başlangıç tarihi esas alınması gerektiğini davalı Kurumun müvekkilinin hizmet başlangıç tarihini yanlış hesaplamış olması, müvekkilinin emekliliği için aranan şartları da 25 yıl 53 yaş 5600 gün olarak yanlış belirlemesine yol açtığını,. Oysa müvekkilinin hizmet başlangıç tarihi 28.02.1991 olarak dikkate alındığında, müvekkilinin emeklilik şartının 52 yaş, 25 yıl ve 5525 prim gün sayısı olduğunun görüleceğini, Müvekkilinin 3 yıl 7 ay 15 günlük FHZ süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, "...Davanın kısmen kabulü ile, Davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,.." dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, kendisi hakkında davalı Kurumca yapılan işlemlerin hatalı olduğunu fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Kurumca yaş haddinden indirim yapılmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin kararları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/1138E, 2023/497 K sayılı ve 24.05.2023 tarihli kararında belirtildiği üzere, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki fiili hizmet süresi zammının 23.05.2002 tarihinden önceki hizmet süresine eklenmesi (sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi) mümkün bulunmadığından, davacının yaşlılık aylığı tahsis şartları buna göre değerlendirilmelidir. Davacı 55 yaşını 23.01.2031 tarihinde doldurmakta ise de fiili hizmet süresi zammının tamamı 3 yıl 9 ay 15 gün kadar yaş geriye çekileceğinden; 08.03.2027 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanabilecektir. Ne var ki davacının tahsise hazırlık dilekçesini sunduğu 28.09.2021, dava tarihi 24.11.2021 ve karar tarihi 17.06.2022 itibariyle aylık koşullarına sahip olmadığı, ancak davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespiti gerektiği anlaşılmaktadır. Davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ve davalı Kurum vekili istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine, dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili Kurum işlemlerinde hata olmadığını, davacının talep ettiği şekli ile fiili hizmet zammı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davacı vekili, kendisi hakkında davalı Kurumca yapılan işlemlerin hatalı olduğunu fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 nci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun'un kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11770, K. 2023/11608, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11770-e-2023-11608-k-e7a6af1a04f4