Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11555 E. 2023/11172 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11555
Karar No
2023/11172
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/252 E., 2023/160 K. KARAR : Taraf vekilleri Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Kurum tarafından kesilen aylığını 01.08.2017 tarihi itibariyle bağlanması ve tahakkuk ettirilen borçtan 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi gereğince sorumlu olması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının 1992 yılında 4/a kapsamında SSK'dan aylık almaya başladığını, 19.12.1999 tarihinde öğretmen olarak işe başladığını, 5335 sayılı Kanun'a göre kurumca herhangi bir bildirim veya tebligat yapılmadan aylıkları da kesilmeden ödenmeye devam edildiğini, 10 yıl sonra aylığın kesilip borç çıkarıldığını, aylığından kesinti yapılarak tahsile başlandığını, davadan önce Kuruma başvurunun zımnen reddedildiğini, davacının öğretmen olarak çalışmaya başladığı tarihte 5335 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığını, aylığın düzenli olarak 2005'den sonra ödendiğini, kurumun üzerine düşen görevi yerine getirmeyip davacıyı bilgilendirmediğini, varsa yersiz ödemeden davacının sorumlu tutulamayacağını, aylığın yeniden bağlanması gerektiğini, Kurum işleminin hatalı olduğunu, bu nedenle davacının çalışmasının sonlanması nedeniyle aylığının 01.08.2017 tarihi itibarıyla ödenmesi gerektiğinin tespitine, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden yasal faiziyle ödenmesine, tahakkuk ettirilen borç için 5510 sayılı Kanun 96/b maddesi gereği 5 yıl öncesi ana paraya ve tüm faiz ve ferilerinden sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, Kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olup , davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2018 tarihli ve 2018/17 E. 2018/529 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2020 tarihli ve 2019/737 Esas, 2020/856 Karar sayılı kararıyla; Dosya kapsamına göre davacıya 506 sayılı Kanun'a göre 01.07.1992 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, açıktan atama ile 02.12.1992 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında öğretmen olarak çalışmaya başladığı ve 28.07.2017 tarihine kadar çalıştığı, 06.05.2015 tarihli borç bildirim belgesine göre “4/c’ye tabi çalışma nedeniyle durdurulan ve hak edilmeyen aylıklar olarak 27.04.2015 doğuş tarihi itibariyle 87.509.67 TL asıl ve 33.245,09 TL faizi olmak üzere toplam 120.763,76 TL’nin işlemeye devam eden faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin davacıya bildirildiği", davacının 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışması mümkün olmadığından 5335 sayılı Kanun'un 30/2 fıkrasına göre Kurumun yaşlılık aylıklarının iadesini talep etmesi yerinde ise de, 2009 yılında Kurumun davacının çalışmasından haberdar olarak ödeme yapmaya devam etmesi karşısında, yersiz ödemenin Kurumun hatalı işleminden kaynaklandığı ve iade kapsamının 5510 sayılı Kanun'un 96/-1-(b) bendine göre belirlenmesi gerektiği, dava açıldıktan sonra yaşlılık aylığı bağlandığından bu istem bakımından davanın konusuz kaldığına dair incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından,davacı ve davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 05.07.2021 tarihli ve 2020/8038 E. 2021/9605 K. sayılı ilamında; Mahkemenin yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanun 96/b kapsamında değerlendirilmesine ilişkin yaklaşımı yerinde ise de; anılan bent kapsamındaki yersiz ödeme dönemi ve miktarının açık ve net bir biçimde belirlenip infaza uygun bir karar tesis edilmemiş olmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı Kurum borç bildirim belgesinde asıl borç miktarı içinde yer alan 23.04.2005-22.04.2010 dönemine konu 32.868,84 TL yersiz ödemeye ilişkin asıl borç ile tüm asıl borç miktarı üzerinden 33.245,09 TL işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine, 23.04.2010-23.04.2015 dönemine ilişkin 54.640,83 TL asıl alacak yönünden ve aylık bağlanması talebi yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yapılan 15.589,66 TL fazla ödemenin ödeme tarihi olan 29.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı, davalı kurum vekili, eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığı yönlerinden kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum tarafından kesilen aylığın 01.08.2017 tarihi itibariyle bağlanması ve tahakkuk ettirilen borçtan 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi gereğince sorumlu olması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5335 sayılı Kanun'un 30, 5510 sayılı Kanun'un geçici 96 ncı maddesidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla;taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11555, K. 2023/11172, T. 13.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11555-e-2023-11172-k-6a7e3439d5d5