Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11435 E. 2023/11576 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11435
- Karar No
- 2023/11576
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1936 E., 2023/2267 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/239 E., 2019/423 K. Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay olarak çalıştığını 15.09.1990 - 14.11.2009 tarihleri arasında hizmet ettiğini bu görevden sonra özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiğini hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için kuruma müracaat ettiğini kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığını belirterek fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek 01.06.2018 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitine bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...Yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, davacının sicil dosyası, kurum evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının fiili hizmet zammı süresinin 3 yıl, 9 ay, 15 gün olduğu davacının sigorta başlangıcı hizmet döküm cetvelinde 15.09.1990 tarihi dikkate alındığında bu sürenin çıkartılmasıyla sigorta başlangıç tarihinin 30.11.1986 olarak kabulü gerekeceğinden davacının doğum tarihi 03.03.1972 olduğundan bundan 3 yıl, 9 ay, 15 gün çıkartıldığında yaş olarak 18.05.1968 tarihi bulunacaktır. Bu başlangıç tarihine göre davacının emeklilik hakkı kazanabilmesi için 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B - h bendi uyarınca yaşlılık aylığından faydalanması için yaşının 50 yaş olması gerektiği 3 yıl, 9 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde yaş koşulunun 50 yaş, 25 yıl 5375 gün prim ödeme sayısının bulunması gerekmektedir. Davacının 30.11.1986 tarihinde işe girişi kabul edildiğinde 25 yıllık sigortalılık süresi 30.11.2011 tarihinde olacak olup yaş bakımından ise 18.05.1968 olarak nazara alındığında 50 yaşını 18.05.2018 tarihinde dolduracaktır. Tüm doysa kapsamı ile davacının tüm koşulları taşıdığı anlaşıldığından toplanan deliller bilirkişi raporu örnek mahkeme ve yüksek mahkeme kararları da dikkate alınarak davacının kuruma müracaat tarihi olan 31.05.2018 tarihini takip eden 01.06.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine bu tarihten itibaren hak kazandığı yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermek gerekmiş açılan davanın kabulü ile, davacının fiili hizmet süresi olan 3 yıl 9 ay 15 günlük süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 31.05.2018 tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine (01.06.2018), bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların her bir aylık için hak kazandığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı Kurum vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "....Uyuşmazlık, Bağcılar SGM'nin 19.06.2018 gün ve 6147875 sayılı yazısıyla "Davacının 25 yıl, 51 yaş ve 5450 gün prim ödeme koşullarını sağlaması halinde tahsis müracaatında bulanabileceğini bildiren işleminin iptali" niteliğinde olup; Kurumun davacının sigorta başlangıç tarihini 23.05.2002 tarihindeki önceki hizmetiyle orantılı fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürerek bulması ve bunun sonucunda yaşlılık aylığı koşullarının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-(h) bendine göre belirlenmesi (25 yıl 51 yaş 5450 gün) yerinde ise de; Kurumun fiili hizmet zammı süresinin tamamını 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirmesi gerektiği halde aksi yönde işlem yapması hukuka aykırı olduğundan, davanın (Kurum işleminin iptali isteminin) kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken; yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde davanın tümden kabulü usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, A)Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ... 18. İş Mahkemesi'nin 02.12.2019 tarihli, 2018/239 Esas - 2019/423 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, Davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine, dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma kararında "....Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 Sayılı Yasa kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Uyuşmazlık, Bağcılar SGM'nin 19.06.2018 gün ve 6147875 sayılı yazısıyla "Davacının 25 yıl, 51 yaş ve 5450 gün prim ödeme koşullarını sağlaması halinde tahsis müracaatında bulanabileceğini bildiren işleminin iptali" niteliğinde olup; Kurumun davacının sigorta başlangıç tarihini 23.05.2002 tarihindeki önceki hizmetiyle orantılı fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürerek bulması ve bunun sonucunda yaşlılık aylığı koşullarının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-(h) bendine göre belirlenmesi (25 yıl 51 yaş 5450 gün) yerinde ise de; Kurumun fiili hizmet zammı süresinin tamamını 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirmesi gerektiği halde aksi yönde işlem yapması hukuka aykırı olduğundan, davanın (Kurum işleminin iptali isteminin) kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken; yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde davanın tümden kabulü usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, ile davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.