Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11423 E. 2024/101 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11423
- Karar No
- 2024/101
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/510 E., 2023/209 K. KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen aylık miktarının yanlış hesaplandığı iddiası ile eksik ödenen aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30.12.2015 tarihinde yaptığı yurt dışı hizmet borçlanması talebine istinaden 20.04.2016 tarihinde Aydın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce toplam 5225 gün karşılığı hesaplanan 146.300,00 TL borcu emekliliğe hak kazanmak için davalı Kurumun hesabına eksiksiz yatırdığını ve bunun sonucunda emekliliğe hak kazanmakla 23.09.2016 tarihi itibariyle 1.563,45 TL emekli aylığı almaya başladığını, fakat müvekkiline bağlanan aylık, hesaplamaya esas alınan prime esas günlük kazanç düşünüldüğünde oldukça düşük olup bunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin hak ettiği emeklilik maaşının hesaplanmasında hata yapıldığını düşündüklerini, zira Mahkememizce yapılacak incelemelerle de müvekkiline bağlanan aylığın, müvekkilinin borçlanmasında esas alınan 28,00 TL günlük kazanç tutarında yapılan emsal ödemelere göre yapılan maaş ödemelerin bunun oldukça altında olduğunun sabit olacağını, müvekkilinin emekli maaşındaki eksikliklerin mağduriyetine sebep olduğunu beyanla; müvekkilinin emeklilik aylığının yeniden hesaplanmasına, müvekkiline dava tarihinden itibaren yeni tutar üzerinden aylık bağlanmasına ve müvekkiline geçmiş aylıklarında mahrum kaldığı fark aylık tutarına karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; bu davanın haksız açılmış bir dava olup reddi gerektiğini, müvekkili Kurumun 42/373931 numaralı dosyasında işleme tabi tutulan davacının 3201 sayılı Kanun'a dayanarak Kuruma 15.04.1984-19.10.1998 tarihleri arasında günlük 28,00 TL üzerinden toplam 5225 gün borçlanma yaptığını ve 22.08.2016 tarihinde borcunu ödediğini, davacının talebi üzerine aylıklarının hesaplandığını ve hesaplama yapılırken Kurum'un 2011/48 sayılı Genelgesi'ne istinaden borçlanma miktarının tespiti için seçilen günlük prime esas kazancın, borcun ödendiği belirtilen tarihteki prime esas kazancın alt sınırına oranlanarak hesaplama yapıldığını, sigortalının seçmiş olduğu günlük borçlanma bedelinin 28,00 TL, prime esas kazancın 7,50 TL olduğunu, borçlanma tutarının ödendiği tarihteki günlük prime esas kazancın alt sınırının ise 54,90 TL olduğunu, buna göre oranlama yapıldığında oranın 87,50/54,90=1.5938 olduğunu, tespit edilen bu oranın sigortalının aylık hesabına giren yılların asgari kazançları ile çarpılarak aylık hesabına esas prime esas kazancının tespit edilerek aylıklarının hesaplandığını, tüm bu nedenlerle davacının emeklilik aylığının hesaplanmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, Kurumun kayıtları esas olup davacının bunun aksini aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, davacı tarafın dava dilekçesini ve beyanlarını kabul etmediklerini, müvekkili Kurumun işlemlerinin iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 5510 sayılı Kanun'un 41/5 inci maddesinde, "Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait borçlanmalarda; borçlanılan prime esas gün sayısı borçlanılan ilgili aylara mal edilir. Seçilen prime esas kazanç, borcun ödendiği tarihteki prime esas asgarî kazanca oranlanarak, söz konusu oran ilgili ayın prime esas asgarî kazancı ile çarpılır. Bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas azamî kazancını geçemez" hükmüne yer verilmiş olup, dosyamızda 20.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalı kurum tarafından son prim ödeme tarihi 22.08.2016 tarihinde yaptığı günlük prim üzerinden hesaplanan günlük kazancı olan 87,50 TL *30 = 2625 TL aylık kazancın %60 aylık bağlama oranı üzerinden davacıya maaş bağlanmış olduğu, hesabın doğru olduğu, maaş hesabında baz alınan 2015 yılındaki 2 günlük sigortalılık süresinin maaş hesabını etkilediği, bu sigortalı günler olmasa idi borçlanma imkanının olmayacağı davalı Kurumun güncelleme ve maaş bağlama oranının sistem tarafında otomatik olarak hesaplandığı, borçlanılan dönem itibariyle ödenen prim üzerinden hesaplanan yıllık ortalama kazanç üzerinden yapılan aylık ortalama gelirde asgari değerin altında kaldığı, maaş değişimi sağlamadığı, kurumca yapılan işlemin doğru olduğu belirtilmiş olup dosyada alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle, davalı kurum tarafından dava konusu yaşlılık hesaplamalarının mevzuata ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış ve davacının sübut bulmayan davasının reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının hatalı olduğunu, kurum işlemlerinin de mevzuata aykırı olduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, kararı ile "...Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Denizli 4. İş Mahkemesi 2017/112 Esas 2020/246 Karar sayılı kararında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,.." dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairemizin, bozma kararı ile "...Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aylık hesabına esas alınan prime esas kazanç tutarlarının; borçlanmaya esas bir gün için tercih edilen günlük prime esas kazanç tutarının, borcun ödendiği tarihteki günlük prime esas kazanç alt sınırına bölünmesi ile elde edilecek oranın fiili çalışmaların geçtiği ayın asgari prime esas kazancı ile çarpılması ve bu şekliyle tespit edilen prime esas kazancın hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inmeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyeceği hususu da dikkate alınarak tespit edilmesi gerekirken; bilirkişi tarafından belirtilen yönteme uygun olmayan hesaplama yapılarak aylığın yanlış olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan yasal yönteme uygun olmayan hesaplama yapıldığı için anılan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Diğer taraftan davalı Kurumca esas alınan prime esas kazançlar ve açıklandığı şekilde güncelleme ve oranlama yolu ile yapılan bir belirleme de yoktur. Hal böyle olunca, öncelikle, davalı Kurumdan davacının aylığının hesabına esas verilerin bu kapsamdan olarak, aylık hesap tablosunun ve aylığa esas kazançların dosya arasına getirtilerek, yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yargıtay'ın bozma kararı doğrultusunda, davacıya ödenmesi gereken yaşlılık aylığı miktarı hesaplanmak üzere dava dosyasının tevdi edildiği bilirkişinin sunduğu 02.02.2023 tarihli raporda, öncelikle, bozma kararında belirtildiği üzere, davacının tercih ettiği borçlanmaya esas bir günlük prime esas kazanç tutarı olan 87,50 TL'nin, borcu ödediği tarihin rastladığı 2016/08 ayında geçerli günlük prime esas kazanç alt sınırı olan 54,90 TL'ye bölünmesiyle elde edilen 1,5938 oranı, davacının fiili çalışmalarının geçtiği ayların asgari prime esas kazanç miktarlarıyla çarpılarak bunun sonucunda tespit edilen prime esas kazanç miktarları, ilgili ayların prime esas asgari ve azami kazanç tutarlarıyla ayrı ayrı karşılaştırılmak suretiyle davacının aylık hesabına esas alınan prime esas kazanç tutarları usulüne uygun şekilde tespit edildikten sonra bozma kararında ayrıntılı olarak açıklanan diğer hususlara da uyulmak suretiyle davacının aylık miktarına ilişkin olarak yapılan hesaplama sonucu; her ne kadar Kurumun 1999 yılı öncesi aylığa esas sigorta primine esas kazanç tutarında farklılık belirlenmiş ise de her iki durumda, aylık alt sınırıyla hesaplama yapılması gerekmekle bu hususun sonuca etkili olmadığı belirlenmekle, sonuç olarak, davacının aylık miktarının hesabında bir hata belirlenemediği ve bu sebeple de fark aylık tutarından kaynaklanan alacak tutarının hesaplanamadığı yönünde tespit ve değerlendirme yapılmıştır. Bilirkişi raporuna ilişkin olarak taraflarca yeniden hesaplamayı gerektirecek somut nitelikte maddi veya hukuki bir olgu ileri sürülmemiş olup raporda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, yasaya ve Yargıtay'ın bozma kararında açıklanan hususlara uygun olduğu anlaşılmış, raporda yapılan tespit ve hesaplamalarda bir isabetsizlik saptanmamıştır. Belirtilen tespitler karşısında, bilirkişi raporunun hükme esas almaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılmakla, rapora istinaden, davacının yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıklarının davalı Kurumdan tahsili taleplerine yönelik davanın reddine..." dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; kendisi hakkında Kurumca yapılan işlemlerde hatanın mevcut olduğunun anlaşıldığını, buna göre esasen Kurumun eksik hesaplama yaptığı gerekçesi ile verilen kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında bağlanan aylığın eksik hesaplanıp hesaplanmadığı ile farklarının varlığı ile kurumca bağlanan aylıkta hata olup olmadığının buna göre eksik ödemelerin davacıya verilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.