Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11120 E. 2023/12982 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11120
- Karar No
- 2023/12982
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/45 E., 2023/132 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, sigortalı Ramazan Bölükçü'nün davalıya ait işyerinde çalışırken 22.08.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, sigortalının hak sahibi tarafından müvekkili Kurum aleyhine ... 2. İş Mahkemesinin 2014/92 Esas sayılı açılan tazminat davasında alınan kusur raporunda işverenin %70 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, kazada vefat eden sigortalının hak sahiplerine müvekkili Kurumca 401.796,41 TL peşin değerli gelir bağlandığını, 18 yaşını doldurması nedeni ile gelirden çıkan oğlu Kadir'e 5.554,00 TL fiili ödemede bulunulduğunu, 308,00 TL cenaze masrafı yapıldığını, meydana gelen iş kazasında davalının kusurunun bulunduğunu belirterek Kurumdan isteyebileceği alacak miktarının tespiti ile Kurum zararından fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 47.500,00 TL gelirin onay tarihinden itibaren, 2.400,00 TL fiili ödemenin onay tarihinden, 100,00 TL cenaze masrafının ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından mahkemede 2020/117 Esas sayılı dosyası ile ek dava açmış olup dava dilekçesinde özetle; sigortalı Ramazan Bölükçü'nün davalıya ait iş yerinde çalışırken 22.08.2010 tarihinde iş kazası geçirmesi sonucu malul kaldığını, sigortalıya bağlanan gelir ve tedavi masraflarının tahsili için açılan ... 1. İş Mahkemesinin 2016/78 Esas sayılı dosyasında karar verildiğini belirterek ilk davada hüküm altına alınan miktarların düşümü ile 191.612,60 TL peşin sermaye değerli gelirden kaynaklı alacağın gelirin onay tarihinden, 2.320,90 TL fiili ödeme miktarının gelirin onay tarihinden ve 161,80 TL cenaze giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını iddia ederek açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2016/78 E. 2018/41 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davalının % 85 kusurlu olduğu anlaşılmakla, davacının davalıdan bağlanan gelirden kaynaklı isteyebileceği alacağının 239.112,60 TL, yapılan fiili ödemeden kaynaklı isteyebileceği alacağının 4.720,90 TL ve yapılan cenaze masraflarından kaynaklı isteyebileceği alacağının 261,80 TL olduğu anlaşılmakla birlikte taleple bağlı kalınarak; hak sahibine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklı alacak olarak 47.500,00 TL'nin gelirin onay tarihinden itibaren, hak sahibine yapılan fiili ödemeden kaynaklı alacak olarak 2.400,00 TL nin gelirin onay tarihinden itibaren, Kurum tarafından yapılan masraflardan kaynaklı alacak olarak 100,00 TL'nin sarf tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/855 Esas, 2018/1800 Karar sayılı kararıyla; davalı işverenin % 85 oranında kusurlu olduğunu belirten ve Mahkemece hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunun denetime elverişli olaya ve oluşa uygun bulunduğu, hükme esas alınan hesap raporunda hata bulunmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 03.06.2020 tarihli ve 2019/558 E. 2020/2663 K. sayılı ilamında; Mahkemece öncelikle,işverenden sigortalının geçmiş tıbbi kayıtlarının tümünü de içerecek şekilde şahsi dosyası celbedilerek, işveren kayıtlarında sigortalının ağır ve tehlikeli işte çalıştırılabileceğine dair raporunun olup olmadığı, periyodik sağlık muayenelerinin yaptırılıp yaptırılmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı ya da sigortalının kalp krizini tetikleyebilecek nitelikte tansiyon, şeker hastalığı vb. gibi hastalıklarının bulunup bulunmadığı,sigortalı tarafından sağlık problemleri nedeniyle işverene herhangi bir başvurusunun olup olmadığı hususları da irdelenmek suretiyle,çalışma koşullarının ölüm olayına etkisi, iş kazasının engellenmesinde, iş güvenliği mevzuatına göre işverence hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı hususlarının değerlendirilmesi için alanında aralarında uzman hekimin de bulunduğu bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması, hak sahibi eşin gelire girdiği ilk tarih itibariyle belirlenen ilk peşin sermaye değerli gelir ile hesaplanan gerçek zarar miktarları karşılaştırılarak davalı işverenin kusur oranı nispetinde düşük olanı esas alınmak suretiyle davalının sorumlu olacağı miktarın belirlenmesi gerektiği gerekçeleriyle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 12.01.2022 tarihli ve 2020/131 E. 2021/233 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davalının % 85 kusurlu olduğu anlaşılmakla, davacının davalıdan bağlanan gelirden kaynaklı isteyebileceği alacağının 199.916,45 TL, yapılan fiili ödemeden kaynaklı isteyebileceği alacağının 6.321,35 ve yapılan cenaze masraflarından kaynaklı isteyebileceği alacağının 261,80 TL olduğu anlaşılmakla birlikte taleple bağlı kalınarak; hak sahibine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklı alacak olarak 47.500,00 TL'nin gelirin onay tarihinden itibaren, hak sahibine yapılan fiili ödemeden kaynaklı alacak olarak 2.400,00 TL nin gelirin onay tarihinden itibaren, Kurum tarafından yapılan masraflardan kaynaklı alacak olarak 100,00 TL'nin sarf tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 2.Dairemizin 25.05.2022 tarihli, 2022/3823 E. 2022/7894 K. sayılı ilamında; dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir. 3.Davacı Kurum vekili karar düzeltme dilekçesi ile birleşen dosya hakkında karar verilmediği halde kararın onandığını belirtilerek maddi hata yapıldığı gerekçesiyle kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. 4.Dairemizin 26.12.2022 tarihli, 2022/9698 E.2022/16650 K. sayılı ilamında; Mahkeme kararının incelemesinde, birleşen dosya hakkında karar verilmediği anlaşılmış olup davacı Kurum vekilinin maddi hata dilekçesi şeklindeki karar düzeltme istemi niteliğini taşıyan başvurusunun kabulune karar verilerek Dairemizin 25.05.2022 tarih ve 2022/3823-2022/7894K sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 297 nci maddesi gereğince birleşen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; asıl ve birleşen dava birlikte değerlendirilerek davacının davasının kısmen kabulüne, davalının % 85 kusurlu olduğu anlaşılmakla, davacının davalıdan bağlanan gelirden kaynaklı isteyebileceği alacağının 199.916,45 TL, yapılan fiili ödemeden kaynaklı isteyebileceği alacağının 6.321,35 ve yapılan cenaze masraflardan kaynaklı isteyebileceği alacağının 261,80 TL olduğu anlaşılmakla birlikte taleple bağlı kalınarak; hak sahibine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklı alacak olarak 199.916,45 TL'nin gelirin onay tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebin reddine, hak sahibine yapılan fiili ödemeden kaynaklı alacak olarak 4.720,90 TL nin gelirin onay tarihinden itibaren, Kurum tarafından yapılan masraflardan kaynaklı alacak olarak 261,80 TL'nin sarf tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 22.08.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelir, fiili ödeme ve cenaze giderinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 21 inci maddesidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.