Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10720 E. 2023/12848 K. – Hizmet Tespit
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10720
- Karar No
- 2023/12848
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/334 E., 2023/183 K. KARAR : Kısmen kabulü Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalılar vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Dava, davacının 1998 yılı Eylül ayından 15.03.2010 tarihine kadar davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. II. CEVAP Davalı şirket vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, müvekkili şirketin 1996 yılında kurulduğunu ancak 2 yıl faatliyette bulunduktan sonra pasif hale gelip şirket faaliyetlerini durduğunu ve 2005 yılında tekrar aktif hale geldiğini, bu nedenle davacının 1998 yılının Eylül ayında müvekkilinin yanında işe başladığı iddiasının asılsız olduğunu, ayrıca davacı tarafından açılan 2010/366 Esas sayılı dosyası üzerinden kıdem tazminatı işçilik alacakları ile ilgili alacak davasında SSK'dan celp edelin işyeri dosyası içinde 20.02.2004 tarihli yazıya göre davacının 05.09.1997-10.08.1998 tarihleri ile 11.08.1998-21.10.1998 tarihleri arasında "... " isimli işyerinde çalıştığını, bununda davacının işe başlama tarihiyle ilgili iddiasını çürüttüğünü, davacının sadece müvekkili şirket tarafından yapılan inşaatlarda kullanılacak demir doğramaların hazırlanıp işlendiği müvekkili şirket yetkili temsilcisi ...'a ait Küçük Sanayi Sitesinde bulunan demir atölyesinde çalıştırılmak üzere 2006 yılının 6. ayında işe alındığını ve çalıştığı süre içinde sigortalı olarak gösterildiğini, davacının 101996.009 sicil sayılı müvekkiline ait iş yerinde 13.06.2006-31.03.2007 tarihleri arasında 288 gün, 1086701.009 sicil sayılı iş yerinde ise 08.06.2007-15.03.010 tarihleri arasında 998 gün çalışması bulunduğunun Kurum kayıtlarından da sabit olduğunu, ... şirketine ve başka mağazalara yemek taşıma işi ve Gonca İlköğretime yapılan servis işlerinin müvekkili şirket üzerine tescilli işlerden olmadığını, müvekkili şirketin pasif husumet sıfatı olmadığını, 2006 yılı 6. ayından önceki çalışma iddialarının bu nedenle reddi gerektiğini, davacının çalışmalarının da kesintili geçtiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı Kurum vekili, kurum kayıtlarına göre ... sigorta sicil numaralı davacınnı diğer davalıya ait inşaat işyerleri olan ... sicil sayılı işyerinde 13.06.2006-31.03.2007 tarihleri arasında 288 gün, ... sicil sayılı iş yerinde 08.06.2007-18.03.2010 tarihleri arasında 998 gün çalışmasının bulunduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen davalının farklı iş yerlerinin Kurum kayıtlarında tespit edilemediğini, dava konusu ile ilgili olarak davacının kuruma şikayetinin bulunduğunu, şikayetle ilgili incelemenin henüz yapılmadığını ve raporun düzenlenmediğini, davacının 12 yıl gibi uzun bir süre sigorta bildirimlerinin yapılmadığının araştırılmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2011/72 E., 2016/177 K. sayılı kararı ile "... Davacı 1998 yılı eylül ayından itibaren kesintisiz çalıştığını iddia etmiştir. Bu döneme ilişkin davacının akrabası olan tanıkları dışında iş ve çalışma koşullarını bilebilecek tanık Hasan Türemen dışında çalışma iddiasını destekleyen yeterli delil bulunmamaktar. Yine bu dönem için çalışmanın davalı şirket bünyesinde mi, yoksa şirket ortaklarının şahsi işyerleri yada ortakların başka şirketleri nezdinde mi geçtiği de taraflar arasında çekişmelidir. Mahkememizce bu döneme yönelik davacının davalı şirket ortaklarının başka şirketlerine de mal götürüp getirme, söforlük gibi işler yaptığı iddiası bakımından bilirkişi raporundan sonra da davacının, davalı şirket ortaklarının ortağı olduğu diğer şirkete ilişkin bordro tanıkları ve komşu işyeri çalışanlarının tespitine çalışılmış tespit edilebilen ve ulaşılabilen o döneme ilişkin bordrolu otel çalışanları dinlenmiştir. Ne varki davacının yukarında belirtilen 2004 yılı öncesinde davalı şirket bünyesinde kesintisiz ve iş aktine bağlı bir çalışması şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır." gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının 01.01.2004 - 12.06.2006 tarihleri arasında ve 01.04.2007 - 07.06.2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle davalı işyerinde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 24.04.2018 gün, 2016/12146 E., 2018/4151K. kararında; "Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 13.06.2006-31.03.2007 tarihleri arasında ... nolu işyerinde, 08.06.2007-15.03.2010 tarihleri arasında 1086701 nolu iş yerinde kesintisiz çalışmalarının bildirildiği, ... sicil numaralı işyeri tescil bilgilerinin davalı kurumdan istenmediği, 1086701 numaralı işyerinin davalı şirkete ait olup 16.02.2007 tarihinden itibaren kanun kapsamında olduğu, davalı şirketin 1994 yılında ticaret sicil kaydının başladığı, davacının talep ettiği tarihlerde davalı işverenin talimatları ile Küçük Sanayi Sitesi'indeki soğuk demir işinde çalıştığını, aynı şirketin Gonca İlköğretim Okulu'na yapmış olduğu servis işinde şoför olarak çalıştığını, ... A.Ş. ve diğer büyük mağazalara yemek taşıdığını, yaz aylarında davalı şirkete ait inşaatlarda temizlik ve bakım işleri yaptığını, davalı şirkete ait ... Çukurundaki işyerinde ve davalının benzer mahiyetteki işlerinde çalıştığını belirttiği, davalı şirketin cevabında, davacının sadece davalı şirket tarafından yapılan inşaatlarda kullanılacak demir doğramaların hazırlanıp işlendiği davalı şirket yetkili temsilcisi ...'a ait Küçük Sanayi Sitesinde bulunan demir atölyesinde çalıştırılmak üzere 2006 yılının 6. ayında işe alındığını ve çalıştığı süre içinde sigortalı olarak gösterildiğini, ilgili demir atolyesi davalı şirket ortağı ... a ait olup davacı burada davalı şirketin işini yaptığı için sigortasının davalı şirketten yapıldığı, ... şirketine ve başka mağazalara yemek taşıma işi ve Gonca İlköğretime yapılan servis işlerinin davalı şirket üzerine tescilli işlerden olmayıp davalı şirket bünyesinde yer almayan başka şirketlere ait işyerleri olduğu beyan ettiği, davalı şirket adına davalı kurumda yemekhane, inşaat malzemesi satışı, soğuk demircilik işyeri tescilleri olmadığı, davalı şirkete ait 1086701 nolu işyerinin 2007/2- 2011/2 arası dönem bordrolarınn gönderildiği, davacının davalı şirkete karşı açtığı işçilik alacakları davasının bir kısım tutanakları dosya içerisine alınıp tamanın istenip incelenmediği, davacı ve davalı tanıkları ile komşu işyeri tanığının dinlendiği, çelişkili beyanda bulandukları, bir kısım tanıkların da davacının ... A.Ş. ünvanlı işyerinde çalıştığını beyan ettikleri, ... Turizm... A.Ş. şirketi ile davalı şirketin bir kısım ortakları aynı olup aralarında organik bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacının hangi işyerinde ve hangi işveren nezdinde çalıştığı, çalıştığı süreler ve gerçek işverenin kim olduğu tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. Yapılacak iş, davacıya hangi işyerinde hangi sürelerde çalıştığını ve bu sürelerde ücretini kimden aldığını açıklatmak, hizmet akdinin zorunlu unsurlarından olan ücret unsurunun hangi işveren yönünden oluştuğunu ortaya koymak, ... sicil numaralı işyeri dosyasını davalı kurumdan istemek, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerlerine ait dönem bordrolarını davalı kurumdan istemek, bordro tanıklarını dinlemek, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmemesi halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp beyanları alınmak suretiyle gerçek işvereni ve çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığını tespit etmek, dava dışı işverenler nezdinde çalıştığı tespit edildiği takdirde aralarında organik bağ bulunduğu anlaşılan dava dışı işveren/ işverenleri davaya dahil etmesi için davacıya önel vermek ve bu işverenin/ işverenlerin göstereceği delilleri toplamak suretiyle gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/10 maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra çalışmanın hangi işveren nezdinde, hangi sicil numaralı işyerinde ve hangi sürelerde geçtiğini de açıkça belirterek infaza elverişli şekilde karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davacının hizmet akdi ile çalıştığı tespit edilen diğer işverenler ..., ... Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... İnş. Taş. San. Ltd. Şti.; iş bu davada taraf olmadığından, davacıya bu hususta beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili 26.01.2023 tarihli dilekçesi ile davacının belirtilen kişi ve şirketleri davaya dahil etmeyeceğini, belirtilen kişi ve kişiler arasında zaten organik bağ olduğu, bu nedenle de davacıya karşı hep birlikte sorumlu olduklarını beyan etmiştir. Davalı şirket ile ..., ... Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... İnş. Taş. San. Ltd. Şti. arasında organik bağ olduğu anlaşılsa da; davacının kuruma bildirilmeyen sigorta günlerinin tamamından davalının sorumlu olması beklenemez. Belirtilen her bir işverenin farklı sicil kayıtlarında kurumda kayıtlı olduğu, birbirinden farklı tüzel ve gerçek kişilikleri olduğu, bu nedenle davalı ile diğer işverenler organik bağ olsa da farklı hukuki kişilikleri bulunduğu anlaşıldığından, davalının davacının tüm hizmet süresinden sorumlu tutulması mümkün değildir. Davalının, bilirkişi raporunda tespit edilen 01.04.2007 - 07.06.2007 tarihleri arasındaki sigortalılık döneminden sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Yukarıda yer verilen emsal Yargıtay kararı, yasal düzenleme, iş bu dosyada dinlenen tanıklar ve toplanan tüm deliller ile 11.05.2022 havale tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı ...'in, davalı işveren Didim İnş. Tur. A.Ş. nezdinde hizmet akdine dayalı sigortalı çalışmasının bulunduğu, davacının davalı işveren nezdinde asgari ücret ile çalıştığı anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının davalı işveren Didim İnş. Tur. A.Ş.'ye ait iş yerinde 01.04.2007 - 07.06.2007 tarihleri arasında 66 gün hizmet akdine dayalı olarak kesintisiz, sürekli asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir." V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2.Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 3) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. 4) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, Mahkemece, temyiz edenin sıfatına göre uyuşmazlık konusu dönem olan 01.04.2007 - 07.06.2007 tarihlerine ilişkin dönemde, davacının davasını somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında beyanı alınmak suretiyle nerede, hangi işi yaptığı, kimlerle çalıştığı açıklattırılmalı, bu dönem Kuruma verilen bordrolarda adı geçen Tuna Efe dinlenilmeli, beyanının yetersiz gelmesi halinde komşu işyerleri tanıkları da tespit edilip dinlenilmek suretiyle davacının çalışmaları hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulup deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.