Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10310 E. 2023/11959 K. – Hizmet Tespit
Konu: Hizmet Tespiti İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10310
- Karar No
- 2023/11959
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti İstemi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1977 E., 2023/1991 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/320 E., 2022/155 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Gonca Gül Çınar Ergül tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesiyle, 1996 yılından itibaren davalılar ... ve ...'ın evlerine temizlik ve evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak üzere 5 gün olarak çalışmaya gittiğini, sigortasını ödemeleri için kendilerine ısrarda bulunduğunu, 2008 yılına kadar hiçbir şekilde sigorta primlerinin yatırılmadığını öğrendiğini, 6621512984 sigorta sicil numarası ile 24.01.2008 yılı' giriş ile 14.04.2014 yılı arasında davalılar tarafından isteğe bağlı sigortalı yaptırılarak primlerinin yatırıldığını, 15.04.2014 giriş tarihinden itibaren Aralık 2015 tarihine kadar olan dönemde ise 4/a hizmet kolundan yanında çalışan olarak primlerinin yatırıldığını, ayrıca sigorta priminin yarı miktarını kendisinin verdiğini, davalıların sigorta primlerini işe başladığı tarih olan 2000 yılından itibaren değil 2008 yılından itibaren yatırdıklarını ileri "sürerek, davacının davalılar yanında belirttiği tarihler arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 1996 yılından olarak tesbiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 30.07.2018 tarihli dilekçesi ile davacının davalı işverenlerin iş yerinde kuruma bildirilen süreler dışında 1996 yılından 14.04.2014 tarihine kadar prime esas asgari kazanç ile sigortalı olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı ...'a ait olan evinde 2014 yılından itibaren işvereni olduğu dikkate alındığında davalı ...'a karşı husumet yöneltilemeyeceğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının 1996 yılında mı 2000 yılından itibaren mi hizmet tesbiti talebinde bulunduğunun anlaşılamadığını, davacının araştırma sonucunda 2000 yılının emekliliği için yeterli olmadığını anladığı ve bu tarihi 1996 olarak değiştirerek emekliliğini davalılara yüklemeye çalıştığını, davacının 2008 yılında davalılar yanında kısmi süreli çalışmak için işe girdiğini davacının kendisinin işe girdiği tarihte isteğe bağlı sigortası olduğunu isteğe bağlı sigortası olduğundan dolayı davalıların sigorta yaptırmasını istemediğini, 4/b kapsamında kendi sigortasını yeni yaptırmış olan davacının işe başlamadan yaptırdığı sigortanın devam etmesini, primlerinin davalılar tarafından yatırılmasını şart koştuğu davalıların bunu kabul etmediğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını, davacının davalılar işyerinde kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalıştığını, davacının çalıştığı dönemde sık sık oğlunun yanına İstanbul'a gittiğini ayrıca yaz aylarında Yalvaç'a gittiğini, davacının 1 yıl içinde 8-9 aydan fazla çalışmadığını, davacının 19.01.2016 tarihinden itibaren bilgi vermeksizin ve sebep göstermeksizin işe gelmediğini, davalıların tutanak tutarak Antalya 11.Noterliğinin 2030 yevmiye no'lu 22.01.2016 tarihli ihtarname çektiğini ve haklı sebeple fesih hakkını kullanarak işine son verdiğini, iş bu davanın mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; davaların kamu düzenine ait olup çalışma olgusunun hiçbir şüpheye vermeyecek şekilde ispatı gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 01.09.1999 tarihinden sonra davacının 2016 Ocak ayına kadar kesintisiz bir şekilde davalı yanında haftada en az 5 gün süreklilik arz edecek şekilde çalıştığı, bu çalışmanın daha sonraki 2014-2016 arası bildirilen çalışmalar da referans alınarak yılın tamamında ayda 30 gün üzerinden gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Davacının bir dönem isteğe bağlı sigortalı olması zorunlu sigortalılığa engel değildir. Davacının her iki davalıya ait müşterek konutta ev hizmetlerinde çalıştığı, dolayısı ile her iki davalının evli olmaları da gözetildiğinde birlikte işveren sıfatlarının bulunduğu değerlendirilerek, davacının davalılar ... ve ...'a ait ev hizmetleri işyerinde kuruma bildirilen süreler dışında 01.09.1999-14.04.2014 arasında ayda 30 gün üzerinden prime esas asgari kazanç ile sigortalı olarak çalıştığı..." gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile davacının davalılara ait ev hizmetleri iş yerinde sosyal güvenlik Kurumuna bildirilen süreleri dışlanmak suretiyle 01.09.1999 - 14.04.2014 tarihleri arasında ayda 30 gün üzerinden prime esas asgari kazanç ile hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, yeterli delil olmadan vicdani kanaat oluştuğunun kabulü ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine tanık beyanlarının da hatalı nitelendirildiğini, husumetli tanık beyanları ile hüküm kurulamayacağını, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle davada hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kamu düzenine yönelik olan iş bu hizmet tespiti davasında asıl olanın resmi belge ve kayıtlar olduğunu, davacının hukuki yararı bulunmadığını, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu, davacı iddialarının somut ve inandırıcı deliller ile kanıtlanamadığını beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Antalya 9. İş Mahkemesi 2022/320 Esas 2022/155 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, feri müdahil Kurum vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, " karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.