Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10284 E. 2024/1560 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10284
Karar No
2024/1560
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/324 E., 2023/301 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek asıl dava dosyasında davacılar anne Kibar ve baba Hikmet için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri, birleşen dava dosyasında anne ve baba için 50.000,00'er TL, kardeşler için 15.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmişlerdir. II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.04.2016 tarih 2014/618 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı ile asıl dava dosyasının reddine, birleşen dava dosyasında davacılar anne ve baba lehine 40.000,00'er TL, kardeşler lehine 10.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davalı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 20.03.2018 tarih, 2016/18280 Esas, 2018/2567 Karar sayılı kararı ile Mahkemece kusur raporu alınmadan, aynı davacıların sigorta şirketleri ve kazaya karışan diğer aracı kullanan ... ile onun velisine karşı açmış oldukları İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/187 Esas numaralı dosyasında alınan bilirkişi kusur raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğu, mahkemece trafik iş kazaları ve iş sağlığı ve güvenliği konularında uzmanlardan oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, tarafların kusur ve sorumluluklarının belirlenmesinden sonra çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 27.05.2021 tarih 2018/142 Esas, 2021/289 Karar sayılı kararla asıl dava dosyasının reddine, birleşen dava dosyasında davacılar anne ve baba lehine 30.000,00'er TL, kardeşler lehine 8.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin 27.05.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemiz'in 08.03.2022 tarih ve 2021/10054 Esas, 2022/3197 Karar sayılı kararı ile somut olayda, ceza dava dosyasında sürücü ...’un yargılandığı ve cezalandırılmasına karar verildiği, her ne kadar ceza dava dosyasında verilen karar hukuk mahkemesi hakimi yönünden bağlayıcı değil ise de ceza dava dosyasında kabul edilen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağının açık olduğu, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2018 tarih ve 2016/18280 Esas, 2018/2567 Karar sayılı bozma ilamından sonra alınan 02.03.2020 tarihli bilirkişi kusur raporunda dava dışı sürücü ... yönünden “her ne kadar trafiğe aykırı bir davranışı olmasa da öngörülü davranıp yolun güvenli hale gelmesini bekleseydi, emin olduktan sonra aracı ile sürüşüne devam etseydi kaza olayı meydana gelmezdi” şeklinde bir niteleme yapılmış olmasına karşın adı geçen şahsa bir kusur atfedilmemesinin raporu kendi içerisinde çelişkili hale getirdiği, yine 14.02.2021 tarihli bilirkişi kusur raporunda dava dışı sürücü ... yönünden herhangi bir değerlendirme de yapılmadığı, bu nedenlerle 02.03.2020 ve 14.02.2021 tarihli bilirkişi kusur raporlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğu, trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten dava dışı sürücü ...’un kusur durumunu ve diğer kusur raporlarını da irdeleyen yeni bir kusur raporu alınmasından sonra usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra murisin kusursuz olduğu, asıl işveren olarak nitelendirilen davalı şirketin %10, alt işveren olarak nitelendirilen dava dışı Dörtyol şirketinin %20, murisin bulunduğu aracı kullanan dava dışı sürücü ...'un %45, karşıdaki aracı kullanan dava dışı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacılar anne ve babanın asıl dava dosyasında talep ettikleri maddi tazminatların reddine, davacıların birleşen dava dosyasındaki manevi tazminat istemlerinin kabulüne, diğer bir deyişle davacılar anne ve baba lehine 50.000,00’er TL, kardeşler lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacıların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkeme tarafından tek vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm verildiğini, müvekkilin teselsül hükümlerine göre sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, mahkemenin herhangi bir hukuki gerekçeye dayanılmaksızın manevi tazminata hükmettiğini ve miktarları her bir davacı bakımından ayrı ayrı arttırdığını, müvekkiline kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, kazanın dava dışı ...’ın %100 kusurundan ileri geldiğini, somut olayın iş kazası olmadığını, müvekkiline herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceğini, illiyet bağı bulunmadığını, ...’ın fiilinin illiyet bağını kestiğini, müvekkilinin kusursuz sorumluluğunun da bulunmadığını, hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından 15.02.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasından sonra sigortalının 21.02.2013 tarihinde vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde ... sigortalının kusursuz olduğu, davalının %10, dava dışı Dörtyol şirketinin %20, dava dışı sürücü ...'un %45, karşıdaki aracı kullanan dava dışı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, mahkemenin 26.04.2016 tarih 2014/618 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı ile asıl dava dosyasının reddine, birleşen dava dosyasında davacılar anne ve baba lehine 40.000,00'er TL, kardeşler lehine 10.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anılan kararın yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edildiği, mahkemenin temyiz incelemesine konu son kararında davacılar anne ve babanın asıl dava dosyasında talep ettikleri maddi tazminatların reddine, birleşen dava dosyasında davacılar anne ve baba lehine 50.000,00’er TL, kardeşler lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Somut olayda, mahkemenin 26.04.2016 tarihli ilk kararına karşı davacılar tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı, anılan kararda hüküm altına alınan manevi tazminat tutarları yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak temyiz incelemesine konu son kararda davacılar davacılar anne ve baba lehine 50.000,00’er TL, kardeşler lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi hatalı olduğu gibi davacı annenin 28.10.2017 tarihinde vefat ettiği gözden kaçırılarak hayattaymış gibi anne lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Bunlar yanında aşamalarda birleşen dava açılırken davacılar tarafından yatırılan başvuru harcı 27,70 TL, peşin harç 27,70 TL olduğu halde mahkemece karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken bu tutarların 25,20’şer TL olarak dikkate alınması da yerinde görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz incelemesine konu mahkeme kararının; A.Gerekçe kısmının son paragrafının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "Somut olayda, olay tarihinde 17 yaşında olan ve kaza sonucu vefat eden sigortalının ölümü sebebiyle, gerek olay sırasında gerekse olaydan sonra yakınları olan anne-baba ve kardeşlerinin derin bir acı ve üzüntü yaşayacağı açıktır. Bu nedenle, somut olayda manevi tazminatın koşulları oluşmuştur. ... sigortalının ise herhangi bir kusurunun olmadığı kabul edilmiştir. Manevi tazminat yönünden ikinci bozma sonrası yeniden yapılan değerlendirmede, teselsül hükümleri, ülkenin mevcut ekonomik durumu, paranın satın alma gücü ve yüksek yargı kararlarında belirtilen diğer hususlar da göz önüne alınarak davacı anne ve babadan her biri için 50.000,00'er TL ve kardeşlerden her biri için ise 15.000,00'er TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyet ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmış ise de davacıların mahkememizin 26.04.2016 tarihli ilk kararına karşı davacılar tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı, anılan kararda hüküm altına alınan manevi tazminat tutarları yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında anne ve babadan her biri için 40.000,00'er TL ve kardeşlerden her biri için ise 10.000,00'er TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir." ibarelerinin yazılması, B.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "HÜKÜM:Yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle; Asıl Dava Yönünden 1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, 2-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul ve red oranına göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı ... ve davacı ... mirasçılarından alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri toplamı olan 47,00 TL'nin davacı ... ve davacı ... mirasçılarından alınarak davalıya verilmesine, Birleşen Dava Yönünden 1-Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile; -Davacı ... için 40.000,00 TL, -Davacı ... ... için 10.000,00 TL, -Davacı ... ... için 10.000,00 TL, -Davacı ... için 10.000,00 TL, -Davacı ... ... için 10.000,00 TL, -Davacı ... için 10.000,00 TL, olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılar ...,...,..., ve ....e ayrı ayrı verilmesine, -... davacı ... için takdir olunan 40.000,00 TL manevi tazminatın, davalıdan alınarak miras payları oranında mirasçıları ...,...,...,ve....'e verilmesine, 2-Alınması gerekli 8.880,30 TL karar ve ilam harcından peşin harç toplamı olan 27,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.852,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yatırılan 27,70 TL peşin harç, 27,70 TL başvurma harcı ve 3,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 59,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılar ....,... ve....'e verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama gideri toplamı olan 3.357,00 TL'nin kabul ve ret oranına göre 2.493,77 TL'sinin davalıdan alınarak davacılar ...,...,..., ve....'e verilmesine, bakiyesinin adı geçen davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri toplamı olan 3.967,50 TL'nin kabul ve ret oranına göre 1.020,21 TL'sinin davacılar ...,...,..., ve .....'den alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-İhbar olunan Anadolu Sigorta A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerine bırakılmasına, 7-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'ye göre kabul edilen değer üzerinden hesaplanan takdiren 20.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılar ...,...,...,'e verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince manevi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden tayin ve takdir olunan 9.200,00 TL ret vekalet ücretinin davacılar ..., ...,..., ve ....'den alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştikten sonra yatırılan ve kullanılmayan arta kalan gider avansının HMK 333 üncü maddesi gereğince ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/07/2023" ibarelerinin yazılması suretiyle mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililerine iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10284, K. 2024/1560, T. 20.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10284-e-2024-1560-k-3707da52ecb6