Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10000 E. 2023/11254 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10000
- Karar No
- 2023/11254
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/402 E., 2023/192 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle ve de davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle 05.04.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacı kazalı ...'ın sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle asıl dava dosyasında kazalının kendisi için 328.822,67 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş için 100.000,00 TL manevi, birleşen dava dosyasında 2 çocuk için 100.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle; olay ve kaza arasındaki illiyet bağı kesildiğinden bireysel iş hukuku yönünden olayın iş kazası olmadığını ve müvekkilinin sorumluluğunun doğmadığını, olayın davacının özel amaçlı eğlencesi sonununda meydana geldiğini, olayın olmasında işveren olarak kusurunun olmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2020 tarihli ve 2015/814 Esas, 2020/337 Karar sayılı kararıyla davalı işverenin iş kazasının meydana gelişinde %100 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle asıl dava dosyasında davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, kazalı lehine 90.000,00 TL manevi, eş lehine 55.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasında davacı çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2020 tarihli ve 2015/814 Esas, 2020/337 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2020 tarihli, 2020/1191 Esas, 2020/1137 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemiz'in 21.09.2021 tarihli ve 2020/11759 Esas, 2021/10657 Karar sayılı kararı ile somut olayda iş kazasının gemi çalışanı ...’ın gemiden ayrılmış olması nedeniyle onun bulunması ve çağırılması amacıyla davacı kazalının kaptan tarafından görevlendirilmesi sonrasında gemi dışında gerçekleşen olaylar nedeniyle meydana geldiğine dair mahkeme yaklaşımının bilirkişi değerlendirmeleri, tanık ...’ın olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin dava dosyasında yer alan ifadesinde 18.11.2007 tarihli ifade tutanağındaki beyanıyla arasındaki çelişki giderilerek tespit edilen deliller ve olgular kapsamında isabetli olduğu, ne var ki olayın oluş biçimi dikkate alındığında eldeki davada mahkemece davalı işverenliğin %100 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi yerinde görülmediği, yine birleşen dava dosyası dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edilmeyerek adı geçenin savunma hakkının kısıtlanmasının da hatalı olduğu, mahkemece yapılacak işin, yukarıda izah edilen yaklaşımlar kapsamında iş kazasının meydana geldiği iş kolunda uzmanlıkları ve deneyimleri bulunan iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu almak, bu çerçevede tarafların kusur oran ve aidiyetleri belirlenirken kazaya sebebiyet veren olay örgüsü, kazalının tazminat sorumlusunun yükünü ağırlaştıran eylemlerini dikkate almak, iş göremezliğe neden olan yabancı meçhul kişilerin kusurlarını da irdelemek, diğer taraftan rücu imkansızlığı da gözetilmek suretiyle işverenin teselsül sorumluluğundan belli bir oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini gözeterek sonucuna göre karar vermek, şayet yeni ve farklı kusur oranları tespit edilirse tazminat hesabı yapılırken hükmü davacıların temyiz etmediğini dikkate alarak hükme dayanak kılınan hesap raporundaki veriler yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözetmek, birleşen dava dosyası yönünden davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü ile savunması tespit edilip varsa delilleri toplanarak yeniden hüküm kurmaktan ibaret olduğu, kabul ve uygulamaya göre de bölge adliye mahkemesi karar başlığında davacı kazalı ...’ın davacı olarak değil yalnızca kısıtlı olarak gösterilmesinin, yine ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığında davacı kazalı ...’ın vasisi eşi ... olmasına karşın davacı çocuk Tunahan’ın kazalı davacının kanuni temsilcisi hem de velisi olarak gösterilmesinin isabetsiz olduğundan bahisle bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 22.06.2023 Tarih, 2022/402 Esas, 2023/192 Karar Sayılı Karar İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan ve iki adet gemi inşaa mühendisi iş güvenliği uzmanı ve bir adet iş güvenliği uzmanından oluşan yeni bir heyetten 05.04.2022 tarihli kusur raporu alındıktan sonra bu raporda belirlenen davacı kazalının %20, davalı işverenin %50, saldırgan meçhul kişilerin %30 oranında kusurlu oldukları yönündeki görüş ile 20.02.2023 tarihli bilirkişi hesap raporunun PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapan ihtimaline itibar edilmek suretiyle asıl dava dosyasında kazalı lehine 274.321,38 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, eş lehine 45.000,00 TL manevi, birleşen dava dosyasında çocuklar lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu 22.06.2023 tarihli 2022/402 Esas, 2023/192 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, Kusur oranlarının hatalı belirlendiğini, davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğunu, mahkemece bu husus kabul edilmeyecekse bile davacıya hem de dava dışı üçüncü kişilere verilen kusur oranının fazla olduğunu, ayrıca dava dışı üçüncü kişilere verilen kusur oranlarının davalı işverene eklenmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından 2020 yılı verilerinin esas alınarak maddi tazminat hesaplamasının yapılmasına da itiraz ettiklerini, Mahkeme tarafından bozma öncesinde alınan maddi tazminat hesabının davacı tarafça temyiz edilmemesini gerekçe göstererek 2020 yılı ve PMF tablosuna göre yapılan hesaplamayı esas alarak maddi tazminata yönelik karar verildiğini, maddi tazminat yönünden dosyanın temyiz edilmemesi gerekçe gösterilerek usuli kazanılmış hak olgusuna atıf yapılmasının yanlış ve hatalı bir değerlendirme olduğunu, 2023 asgari ücret verilerine ve TRH 2010 bakiye ömür tablosuna göre karar verilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, belirlenen indirimsiz maddi tazminat tutarı olan 323.128,79 TL'dan öncelikle kısıtlı ...'a izafe edilen %20 kusur oranına isabet eden miktarın düşülmesi gerekirken düşülmediğini, ayrıca, Yargıtay bozma kararında belirtilen şekilde meçhul şahıslara rücu imkansızlığı gözetilerek, davalının teselsül sorumluluğundan hakkaniyet indiriminin de yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davacı kazalının davalı şirkete ait M/V Hisar Gemisi’nde güverte lostromosu olarak çalıştığı, geminin Ukrayna’nın Mariupol Limanı’nda bulunduğu esnada kazalının gemiden ayrıldığı, liman dışında kimliği tespit edilemeyen kişiler tarafından uğradığı saldırı nedeniyle yaralandığı, sürekli iş göremezlik oranının %65,00 olarak belirlendiği, mahkemece davacı sigortalının gemiden kaptan talimatı ile diğer gemi çalışanı ...'ı aramak için gönderildiği, hükme dayanak kılınan 05.04.2022 tarihli, iki adet gemi inşaa mühendisi iş güvenliği uzmanı ve bir adet iş güvenliği uzmanından oluşan heyet tarafından düzenlenmiş bilirkişi kusur raporu doğrultusunda davacı kazalının %20, davalı işverenin %50, saldırgan meçhul kişilerin %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında davacı veya hak sahibinin kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş rücuan tazminat ve ceza davaları varsa, rücuan tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir. Buna göre; işverenin ve üçüncü kişilerin iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi gerekir. Öte yandan usuli kazanılmış hak görülmekte olan bir davada taraflardan birinin ya da Mahkemenin yapmış olduğu bir usul işlemi ile yanlardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan haktır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Somut olayda iş kazasının asayişle ilgili olması, gemi inşaa mühendislerinin bilgi ve tecrübelerinden bu tür bir olayda faydalanılabilmesinin mümkün olmaması gözetildiğinde, bozmadan sonra alınıp da temyiz incelemesine konu karara dayanak kılınan 05.04.2022 tarihli bilirkişi kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyeti usulüne uygun olarak oluşturulmadığı gibi anılan kusur raporu oluşa uygun görülmemiştir. Ayrıca bozma ilamına uyulmuş olmasına karşın bozma ilamında belirtildiği şekilde rücu imkansızlığı da gözetilmek suretiyle işverenin teselsül sorumluluğundan belli bir oranda hakkaniyet indirimi yapılmadan karar verilmiş olması da davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal ettiğinden hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, dosyanın uluslararası sularda seyir tecrübesi bulunan uzak yol kaptanları ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine tevdii ile somut olayda gemi personeline limanlarda karşılaşabilecekleri tehlikelere karşı eğitim verilip verilmediğini, tehlikenin önlenmesine yönelik ne gibi tedbirler alınması gerektiğini, işverenin bunlardan hangilerini aldığını değerlendiren, her halükarda davacı kazalının yaralanmasına sebebiyet veren meçhul 3 üncü kişi saldırganların kusurunun işveren kusurundan daha fazla olacağını ve ayrıca sigortalının eylem silsilesi içerisindeki ısrarlı fiillerini dikkate almak suretiyle kusurun oran ve aidiyeti tespit etmek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacıların Dairemizce bozulmasına karar verilen 11.09.2020 tarihli ve 2015/814 Esas, 2020/337 Karar sayılı hükmü temyiz etmediğini gözeterek anılan hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporundaki, kusur oranı dışında, veriler değiştirilmeksizin davacı kazalının maddi zararını hesaplatmak, diğer taraftan Dairemiz'in yukarıda açıklanan bozma ilamına uyulduğuna göre bu bozma ilamında belirtildiği üzere rücu imkansızlığı da gözetilmek suretiyle işverenin teselsül sorumluluğundan belli bir oranda hakkaniyet indirimi yapmak, usuli kazanılmış hakları dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.